Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Hele o her şeye burnunu sokan Amerika’sı…”

Haziran ayından beri dilime pelesenk oldu bu cümle! Bayılıyorum Türk insanının bu “kahve ağzı” ile saygısızca ve bir o kadar da düzeysiz konuşma tarzına. İşin ilginç yanı arkadaşlar arasındaki düzeysizlik sizin ve grubun seviyesini belirler ve birey olarak bu insanlarla görüşüp görüşmeme hakkı size aittir.

Peki ya bu durum televizyonlardan, ana akım medyadan hayata empoze edilirse? Genel olarak bu düzey toplum nezdinde düşmez mi?

Siz istemeseniz de yanınızda konuşulan kelimeler, bilinç altınızda gizlenir ta ki yeri geldiğinde otomatik pilot devreye girerek o kelimeleri oradan çıkartır. Bu durum aksanınızı da bozar yaşam şeklinizi de…

Birebir örnekleyerek göstermek istemiyorum, lakin şu noktada uzun yıllardır televizyondan duyduğum Türkçe giderek daha kirlenmiş, daha ağdalı ve daha utanmaz bir hal almış. Şöyle ki; kıymetli Hocam Mehmet Ali Birand’ın veya Uğur Dündar’ın 90’lardan bir belgeselini izlediğimde, kullanılan dilin güzelliğine nezihliğine, siyasilerin tartışma programlarındaki kibarlığına şapka çıkartmak lazım. 

Zamanla insanlarımız dolayısıyla toplum da dil gibi kirlendi. Bu kirlilik bana göre hayata bakışa da yansıdı, dolayısı ile “uzanamadığı ciğere mundar” deme hikayesi daha bir dallanıp budaklandı. “bizi kıskanıyorlar” da bana göre bu düşüncenin meyvelerinden.

Geçtiğimiz hafta Amerika Bileşik Devletleri Başkanı Biden 1,2 TRİLYON  (evet trilyon) dolarlık bir bütçeyi senatodan alt yapı iyileştirmeleri için senatodan aldı! Burada her şeyi bir dondurup merkez bankasındaki 128 Milyar Doları “bas bas paraları” şarkısı ile karanlığa kibrit çakarcasına bilinçsizce yakan ve bilançoyu -20 Milyar Dolar seviyesine düşürerek enflasyonu zıvanasından çıkaranların “ bizi kıskanıyorlar” ya da “he heeeeyt senin kafan basmaz bu işe” diyerek destan yazmışlık havasına girmeyi anlayamam! 

Kongreden para almak kolay değildir, 228’e 206 oy ile alınan bu bütçe sekiz yıl boyunca otoyolları, köprüleri, yolları iyileştirmek; şehir içi ulaşımı ve demir yollarını geliştirmek amaçlı kullanılacak! 

Ayrıca, temiz içme suyu, yüksek hızlı internet ve ülke genelinde elektrikli araç istasyonlarının kurulması planın bir parçası. Satır arasında şunu da yazmak istiyorum: New York Belediyesi şehir genelinde bedava kablosuz internet vermeyi planlıyorken Türkiye dünyanın en yavaş 5. İnternetini kullanıyor. Bu yatırımın ardın yapılan yorumlar, ABD’nin geleceğe doğru bir adım attığını vurgularken yıllar sonra insanlar geçmişe baktıklarında Amerika Birleşik Devletlerinin 21. Yüzyılda ekonomik rekabeti kazandığı an bu an diyecekler! Diyerek yorumlanıyor.

Her şeye burnunu sokan o Amerika’sı dellenmeli fıttırmalı günlerde tabi ki, bir başkadır benim memleketimi kıskanacak değil! Neden olsun ki? 1.2 trilyon doları öz kaynağı ile yapan bir ülke! İşsizliği tarihinin en az seviyesinde Euro çıktığından beri paritesi değişmez seviyelerde, benzinin galon fiyatı hala dolar üzerinden olan bir ülke! Peki, kıskançlık bunun neresinde?

Her şeye burnunu sokan Amerika’sı, Uzay Araştırma Dairesine 23 Milyar dolar bütçe verirken Türkiye Uzay Ajansının bütçesi 38 Milyon Lira! Ben bu yazıyı yazarken Dolar kuru 10 küsürdü! Muhtemelen siz okurken 11 küsür olacak. Kolay olsun 3,8 Milyon dolar bütçe ile nereye gideriz bilemiyorum! SpaceEx firması ile aya gitmek isterseniz bu gün ödeyeceğiniz para 55 Milyon Dolar!

Siz kimin kimi kıskandığının mütalaasını yaparken ben başka bir konuyu sizlere hatırlatayım. Allahtan kaale alıp muhatap olmuyorlar, düşünsenize aynı üslupta bir ifade ile bizimle ilgili böyle bir açıklama yapsalar, kim bilir ne olur?

Washington’da ikinci Round

Uçaklar yahut paracıklar oyunumuzda bu hafta Türk heyetinin durumu görüşmek (kotarmak demek belki daha iyi) ABD’ye geldiği bilgisini sizlerle paylaşayım. Unutmuş olabilirsiniz kısa özet geçeyim:

Biz diğer devletlerle kardeş kardeş F35 yapıyor, bu projeye yedek parça sağlayarak ekonomimizi kıt kanaat geçindiriyorduk. Sonrasında ABD’den Patriot savunma sistemi istedik! Üçüncü dünya ülkesisin, gelişmektesin hala dediler füzeleri vermediler! Günahımız neydi ki? “Paramız vardı bisim, meykes bankasında basay yine de payanısı ödeyiş amca!” desek de vermediler! Biz de Rusya’dan S400’leri aldık bu notada vakti zamanında uçağını düşürdüğümüz adamların gönlü olsun istedik ama onların gönlü olmadı, diğer bir yandan da ötekini küstürdük! Durumu kurtaralım diye Boeing de aldık ama olmadı. Bir de F35 projesinden elimize tasdiknameyi verdiklerinde durumu daha da kurtarmak için bastık parayı f35 alalım dedik ama “veymediley amca! Payamıs da içeride kaldı”. 

Hal böyleyken madem içeride paramız var 40 adet F16 alalım elimizdeki 80’inin de güncellemesini yaptıralım diyerek bu günlere geldik. Muhtemelen biraz daha oyalanacağız birkaç defa daha git gel bir durum olacak!

Haftaya dünyanın merkezindeki güncel haberler ile karşınızda olabilmek dileği ile hoşça kalın…