Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

10 Kasım’da iz bırakanlar…

10 Kasım bir başkadır; “Atatürk’ü sevenler “için…

Sorunun cevabını hâlâ verememişimdir; benim için “İnsanlık tarihinin en büyük adamı olan” Mustafa Kemal’i “coşkuyla anmak ve anlatmak mı, yoksa matemle yad etmek, özlemek mi” gerekir, 10 Kasım’da?

“Sadece ‘Türk’ün değil’, Dünya yüzündeki bütün ‘ezilmiş milletlerin’ makus talihini yenen” bir “bir daha gelmesi zor İnsanlık Lideri’nden” söz ediyorum; sorunun cevabını vermek zor, hem de çok zor!..

Hem “coşmak”, hem “yas tutmak” mümkün mü; mümkün!..

Kozak Dağı’nda rahmetli Tankut Öktem Hocamızın “muhteşem” Atatürk Heykeli önünde, Eşim Özay Uluç, “gazeteci” dostlarım Ömür Olgundemir, İsmail Özboyacı, Ömer Kulaçoğlu ve sürücü kardeşimiz Rıdvan Yetkinoğlu ile Atamızı anarken ne kadar coşkulu idik… O “ülkede eşi olmayan” Heykel’in  “orada ‘öylesine bakımsız bırakılması” hüznünü de yaşayarak…

Sonra ve işte, önümde “bir hazine” duruyor; Folkart’ın gönderdiği “NUTUK” ciltleri; “Latin” harfleriyle yazılı olanı da, “Arap” harfleriyle yazılı olanı da…

Ve Zafer Toprak’ın “Nutkun hikayesini anlatan” kitabı ile beraber…

Mesut Sancak ve Ünal Ersözlü’ye ülke kitaplıklarına kazandırdıkları bu “Atatürk Hazinesi” için “teşekkür” kelimesi duygularımı ifadeye yetmiyor…

Tabii, aynı duygularım, “kitapların hazırlanması ve basılmasında emeği olanlar” için de…

Ve ardından… İzmir Konak’ta “eski Portekiz Sinegogu’nda” Ege Genç İş Adamları Derneği’nin tertiplediği Gazeteci – Yazar – Piyanist Nihat Demirkol kardeşimin “bizleri mest eden” piyano resitali gecesi… Allaturca’nın Efelenen Büyüsü: Zeybekler…

Rast’tan, Mahur’a, Aksak’tan, Curcuna’ya, Asya’dan, Avrupa’ya “piyano ile seslendirilen” ve Atatürk’ün unutulmayan, unutulmayacak olan “Sarı Zeybek”i ile sonlanan “Zeybek” sohbeti… Tam bir sanat, müzik ve duygu ziyafeti…

İyi ki varsın, sevgili Nihat kardeşim… Teşekkür… Teşekkür… Teşekkür…

ERDEM…  VE POLİTİKA

Devlet, eş dostla yarenlik yeri değildir. Nargile fokurdatmak gibi millet fokurdatılmaz. Keyfilik dağ başlarına yakışır. Hukuk devletinde söz yasalarındır. Cumhuriyet bedevi çadırı değildir ki, herkes her aklına geleni yapsın.

Ali Naili Erdem

Sözün Özü…

Bu hafta “Sözün Özü” emekli Koramiral Ekmel Totrakan’dan:

Şırnak’ta EREN KIŞ -1 Operasyonu başlamış. Hayırlı olsun iştirak eden tüm personelimizin ayağına taş değmesin, hiçbir üzüntülü haber gelmesin, Tanrım yardımcıları olsun. Olsun da, TV’de bu operasyonunun nerelerde, kimin komutasında, tamı tamına kaç personel ile başlatıldığı, nerede ise iştirak eden personelin “postal numarasına” varıncaya kadar, “hiçbir istihbarat vermeme” kuralına uymayacak derecede açıklanmasına ne diyeceğiz? Bu tutum sadece bu harekatta değil, bugüne değin, tüm operasyonlarda da vardı. Herhalde bizlere görevde iken sayısız kurslarda/derslerde öğretilenler meğer doğru değilmiş. Böyle açık istihbaratın verilmesinin vebalini kim taşıyacak? Yapmayın, etmeyin, savaştığınız teröristin ekmeğine yağ, bal sürmeyin.

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?

Nihat Demirkol

İnternet’ten “esen” rüzgarlar…

Başkan’a mesajım var

Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanım,

“İnsanlıktan, medeniyetten, ahlaktan, edepten nasibini almamış” bazı “insan kılıklı” kişiler, bir gece İzmir’in 2 ayrı parkındaki 3 heykele saldırdılar.

Bayraklı sahilindeki parkta Yalıçapkını Heykeli, Bostanlı’daki parktaki Boğa Heykeli büyük zarar gördüğü için kaldırıldı. Bayraklı sahilindeki Boğa Heykeli’ni ise parçalanmaktan vatandaşlar kurtardı.

İzmirliler, Siz’den ve hemen “hunharca parçalanan” bu iki heykelin yerine, “iki yeni heykel” bekliyor…

“Heykel düşmanı” bütün meczuplar bilmeli ve anlamalılar ki; “Heykel kırmakla Türkiye’yi, İzmir’i değiştiremez, ‘Cahiliye Devri’ne döndüremezler!..”

Kırılanın yerine “daha güzeli, daha anlamlısı” yapılır; Atatürk’ün, Cumhuriyet’in Türkiye’si budur, İzmir’i budur, İzmirlisi budur!..”