Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İngilizler şaşkın: Boris Johnson “kabile devletine” doğru koşar adım

Birleşik Krallık’ta, Başbakan Boris Johnson tarafından iki yıl önce kurulan hükümet, ne yapsa, ne etse dikiş tutturamıyor. Skandallar, yanlış kararlar, adam kayırmalar ardı ardına gelmeye  devam ediyor. Tüm bunlara şimdi bir de “yolsuzluğa çanak tutma” eklendi ve Başbakanın istifası istenmeye başlandı.

Ne mi oldu? İktidar partisinin bir milletvekilinin özel sektör şirketlerine devlet ihalelerini almaları yönünde “lobicilik” yapması bir dizi skandalın tetiklenmesine neden oldu.

Ülkede lobicilik yapılması yasak değil. Hatta milletvekillerinin, vekillik görevleri dışında  bir işleri olması da normal. Temel kriter ise 100 sterlinden fazla maddi kazanç temin ediliyorsa bunun mutlaka deklare edilme zorunluluğu. Bu bir hediye de olsa, nakit para da olsa böyle.

Bu temel prensip, milletvekilleri için böyle iken, kasım ayının ilk haftası bu kuralı ihlal eden bir milletvekili Britanya gündeminin en üst sırasında yer aldı. İktidar partisi milletvekili Owen Paterson, mecliste bu konuları takip etmekle görevli komisyonun merceğine takıldı çünkü kendi sahibi olduğu danşmanlık şirketindeki ofisi yerine, vekillik yaptığı parlamentodaki odasında devlet kurumlarının yetkilileriyle defalarca toplantılar yaptığı ve özel sektörde müşterisi olan firmalardan aldığı sabit ücret dışında hediyeler, maddi değeri olan ikramlar kabul ettiği ortaya çıktı. Durum böyle net olunca kendisi de hatasını kabul edip istifa etmek zorunda kaldı.

Ancak, istifa aşamasına gelinene kadar, Boris Johnson, arkadaşını kurtarmak için yasayı değiştirmeye kalktı ve milletvekillerinin “lobicilik” kurallarını gevşeten, esneten yeni bir düzenleme içine girileceğini duyurdu. İşte fırtına da orada koptu.

Boris Johnson’ın, bu çabası ana muhalefet partisi Labour’ın  eline koz vermiş oldu.Öte yandan İktidar partisindeki  milletvekilleri de ikiye bölündü. Başbakana arka çıkmaya çalışanlar, “Bir kaşık suda fırtına koparıyorlar” diyerek Labour’ın eleştirilerini  küçümsemeye çalışırken, bazıları da parlamentoda söz alıp olanlardan dolayı çok üzgün olduklarını ve herkesten özür dilediklerini söylediler.

Gözler haftabaşı mecliste yapılacak ilk toplantıda bu konuyu müzakere etmek üzere Başbakana çevrilmişken, Boris Johnson başka bir randevuyu bahane edip meclise gelmemeyi tercih etti.

Labour’in lideri Keir Srarmer bunun  kabul edilemez olduğunun altını çizdi ve  Boris Johnson’ı “yolsuzluğa çanak tutan bir korkak” olduğunu söyleyerek, ivedilikle görevini  bırakmaya çağırdı.

Türkiye ile mukayese edildiğinde, İngilizlerin gösterdiği tepkilere bakarak,  demokrasi, adalet, fikir ve ifade özgürlüğü gibi konularda ne denli gelişmiş olduklarını görebiliyorum.

Dünya siyaset sahnesinde olup da,  hala etiği savunanlar olduğunu görmek hoşuma da gidiyor, kendimden parçalar buluyorum söylenenlerde. Ancak öte yandan, Türkiye’de tanık olduğumuz onlarca yolsuzluk, kayırma, torpil gibi  konularda öyle saçma sapan tecrübeler edinmişiz ki Birleşik Krallık’ta adam kayırmaya çalışan Başbakan da, akçeli işlere karışırken yüzüne gözüne bulaştıran Paterson’da gözüme çok amatör görünüyorlar.

Bu da aslında, Türk siyaset sahnesinde  yaşanan ileri boyuttaki bozukluğu acı bir şekilde kabullenişimizi göstermiyor mu?

Her geçen gün, Johnson ve kabinesi darbe alıyor ama ısrarla mevcut kabineyle adeta kabile devleti yönetiyormuş gibi kararlar almaya da devam ediyor.

Başbakan’ın bu tavrı, böyle ucube siyasilere alışık olmayan İngilizleri şaşkına çevirmeye yetiyor da artıyor bile. Aslında biraz Türkiye siyaset sahnesini izleseler belki o kadar şaşırmayacaklar ama işte bunu da gidip İngiliz Parlamentosuna anlatamıyorsunuz.