Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Bu çelişki olmamalıydı!

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Türk Milleti için böyle bir matem ve anma gününde” ne yazık ki “AKP Genel Başkanı” sıfatıyla bile “söylememesi gereken” sözler söyledi.

Erdoğan’ın CHP için söylediği sözler “şöyle” idi:

“Şayet inanın Gazi Türk Milleti’nin böyle bir matem gününde bile, “hayatta olsaydı emin olun bunları o partiden sopayla kovalardı. Gerçi bu partinin mevcut yapısı içinde Atatürk o partinin kapısından içeri sokulur muydu tabi onu da bilmiyoruz.”

Son Milletvekili seçiminde (2018) “Meclis’e yüzde 22.65 oranı ile 11 milyon 354 bin 190 oy alıp 146 milletvekili ile “AKP’nin ardından ‘ikinci parti’ olarak giren” CHP için, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri söylemesi üzücü oldu.

CHP, “Atatürk’ün kurduğu bir parti” idi ve bu konuşma Atatürk’ün 83’üncü ölüm yıldönümü için tertiplenen törende yapmıştı.

Erdoğan, Anıt Kabir Şeref Defteri’ne ise şunları yazmıştı:

“Aziz Atatürk, zatıalinizi vefatınızın 83. Sene- i devriyesinde bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. Kurduğunuz ve bizlere emanet ettiğiniz Cumhuriyetimizi, müstevlilerin emellerine dahil olan bedhahlara rağmen büyütmeye, kalkındırmaya, bölgesinin ve dünyanın parlayan yıldızı yapmaya devam ediyoruz. Eğitim, sağlık, güvenlik, sanayi başta olmak üzere her alanda elde ettiğimiz tarihi başarılarla 2023 hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz.”

Cumhurbaşkanı’nın yazısı “şöyle” bitiyordu:

“Ülkemizin bütünlüğüne, devletimizin bekasına, necip milletimizin birliğine, dirliğine ve kadim değerlerine kastedilmesine asla izin vermeyeceğiz. Ruhun şad olsun.”

Şerefe Defteri’ndeki “Ülke bütünlüğü ve millet birliğini” ön plana çıkaran bu cümlelerle, anma törenindeki “…bu partinin mevcut yapısı içinde Atatürk o partinin kapısından içeri sokulur muydu tabi onu da bilmiyoruz” ifadesi arasındaki çelişki, ortada idi ve bu konuşma, “seçim sandığına gidileceği propaganda günlerinde” seçim meydanlarında değil, “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’nde” yapılmıştı.