Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

2022 turizminde değişimler

İçinde bulunduğumuz yılın sonuna geliyoruz. Şüphesiz 2020’dekinden daha artışlı bir turizm sezonu yaşadık. Şu anda çeşitli kişi ve kurumlardan, gelecek yılın tahminlerini, temennilerini okuyor ve TV’lerden dinliyoruz.

Ancak bir yandan da “Covid-19 felaketi azalıyor mu, azalmıyor mu?” konusu soru işareti olarak zihinlerde endişe yaratıyor. Eğer ülkeler akıllıca birleşir tedbir alabilir ve aşılamaya hız verilirse, salgın en az bir veya iki senede sona erecektir. Ancak olabilir mi, bunu görebilir miyiz?

Bunu içinde bulunduğumuz 2021 yılı sonuçlarını değerlendirirsek, emin olmamakla beraber, bulutların biraz da olsa dağılacağı hissi var içimde. Turizm bir ekonomi konusu olduğuna göre, ortada para ve kazanç konusu vardır. Birçok ülke, tur operatörleri ve acenteler, dünyadaki salgının ekonomik tesirlerinden etkilenerek çare aramaktadırlar. Ne gibi derseniz? Turist talebini artırmak, alınacak tedbirler, gelişmeler vs.

Evet, gelecekleri az ya da çok turizme bağlı olan ülkeler, değişim, istek, temenniler ve trendleri araştırmak durumundadır.

Ülkelerin öncelikle dijital dünyanın çeşitli gelişim ve enstrümanlarından faydalanmaları gerekir. Temassız check-in’den tutun dijital anahtarlara kadar bütün temassız ilerlemelerin kullanılması gerekir.   

Çevre korunması yapılmalı, merkezlerin kalabalık olmaması sağlanmalı. Tesislerde temizlik ve tıbbi hijyen kurallarına uyulmalı ve maddi teşvikler verilmeli.

Geçtiğimiz günlerde, İtalya’nın, termal tesislerine gelecek turistlerin tıbbi tedavileri için 200 euro maddi teşvik vereceğini açıkladığını okudum.

Tahmin ediyorum ki bazı devletler turist çekmek için, tur operatörleri ve acentelere reklam veya yardım gibi örtülü destekler vereceklerdir.

2022 eğer salgındaki gelişmelerden etkilenmez ise, daha iyi bir turizm ortamı yaratabilecektir.

Peki, ülkemiz ne yapacaktır?

Zira ülke olarak döviz ihtiyacımızın büyük bir kısmı bu kaynaktan gelmektedir.

Ayrıca coğrafyamızdaki siyasi durum ve sınır olaylarında maalesef oluşan kara bulutlar pek de dağılabilmiş durumda değildir.

Bu nedenle şimdiden, turizm sektörü için başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili bakanlıklar bir araya gelerek bir kriz masası kurmalarında fayda olduğu düşüncesindeyim. Sektörü içinde bulunduğu durumdan tek bir kurumun çıkarmasını beklemek abesle iştigal olur. Maalesef, sektörde faaliyet gösteren dernek, birlik gibi STK’ların birlikte hareket etme imkanı zor görünüyor.

Ayrıca Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın arası çok limoni bir durumdadır. Şu an rakiplerimiz olan ülkeler turist çekmek için açık veya masa altından siyasi ve ekonomik ne imkân varsa kullanmaktadır.

Ayrıca 2022 yılı turistinin, geçmiş yıldaki tecrübelerden isteklerinin ve tercihlerinin iyice araştırılması gerekmektedir. Bence, kıyı, tenha, hijyen belgeli küçük tesislerin tercih edilmesi en öndeki düşünceleri olacaktır. Tatil köylerinin tercihinin büyük ölçüde çocuklu ailelerin olması normaldir. Bunun uyum ve korumanın en üst düzeyde kurulması ve anlatılması şarttır. Endişem sektör arasındaki anlaşmazlıklar ve bakanlıkla olan ve görünen sıkıntılardır.

Sayın Bakan Mehmet Ersoy’dan ricam, bu işin başındaki siyasi otorite olarak teklif ve işbirliği çağrısını bir an önce yapmasıdır. Türkiye’nin ve işletmelerin turizm geliri olan “döviz”e ihtiyacı var.

Dilerim böyle olur…