Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

10 Kasım ve kısa kısa

Türkiye’nin suni gündemlerini aralayarak size Amerika’dan kısa kısa haberler vereyim istiyorum bugün. Ama her şeyden önce, bilge önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuz olduğu 10 Kasım sebebi ile kendisini özellikle bu son dönemlerde daha fazla özlem, hasret ve saygı ile anıyorum. Kıymetli Atatürk, bir kahvenin 40 yıl hatırı olduğuna inanılan bir toplumda bir vatanın hatırına paha biçilemez! Size sonsuz minnettarım. Biz gençler devrimlerinizin bekçisi, Cumhuriyetimizin koruyucusu olmaya çalıştıkça bir kesim tarafından parmak ile gösterilir olduk. Bu kesim sizin, devrimleriniz ile yaktığınız ateşten korkarak gölgelerde yaşayan cehalet karanlığından farklı fikirlerde olmayan asalak kimselerdi. Başka başka suretlere bürünmüş, yıllardır karşısında durduğumuz bu zavallılar ülkemizi hala dipsiz karanlıklara götürmenin peşinde. 

Kendilerini padişah torunu sanarak, cahillikleri ile yüksek oktavdan sınırlı kapasitesizliklerinin olmayan birikimi bilgi diye başkalarına kabul ettiren bu zihniyet ile mücadelemiz kanımca “boş vermişlik” sebebi ile son yıllarda hayli zayıfladı. Öyle ki; ilkokul terk bir kişinin, tez yazdığı konuda bir profesöre “sen ne bilirsin ki!” diye çıkışarak tartışmayı kazandığı bir ülkeye dönüşmüştür Türkiye. “Yurtdışında yaşayayım gerekirse çöp kovası olayım” diyen gençlik fikrimce izinizden çıkalı çok oldu. “Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun!” diye yetiştirdiğiniz gençler “Memleketi sen mi kurtarcan be abi!” der oldu. Ülkemizin fabrika ayarları Atatürk’tür! Dilerim bir gün, vakti zamanında Cumhuriyeti kuran, demokrasiyi getiren kadroları, kendi içerisinden çıkaran bu ülke daha nice değerini çıkarabilsin. Esasen bu yazıyı sadece bir 10 Kasım yazısı olarak yazmak niyetindeydim lakin;  bir, “Silivri soğuk” dedikleri hadise aklıma geliyor! İki, büyük Atatürk huzurunda şikayetlenmek bana göre değil. Zira yokluk içerisinde, her durumda “bulunur, yapılır, kurulur” diyerek yangın yerine doğmuş bir imparatorluğun küllerinden bir Zümrüd-ü anka çıkaran birine ne diyebilirim ki? “bulamadık, yapamadık, kuramadık” üstüne başına gelmeyen kalmadı mundar oldu gitti mi diyeyim?

New York’a Türk dostu başkan

Geçtiğimiz hafta New York’ta yerel seçimler oldu. Belediye Başkanından alt kurumlara bölge savcısına kadar yapılan oylamada aynı zamanda bu bölgede yaşayanlara şehir ile alakalı referandum mahiyetinde sorular soruldu. Belediye Başkanlığı yarışını kazanan Brooklyn Belediyesi Başkanı Eric Adams kazandı. Eskiden polis memurluğu yapan Adams New York’un ikinci siyahi ve 110. belediye başkanı olarak tarihe geçti.

Seçim kampanyası olan “Ben sizim” ile iyi işler çıkararak “Black Lives Matters” hareketine her zaman destek veren Adams ile bir Türk Gününde sohbet etme şansım olmuştu. Bu noktada her yıl 5. Caddede yapılan Türk yürüyüşü buradaki fraksiyonların FETÖ vs. grupların manipülasyonlarından korkması neticesinde yapılmamasından ötürü Brooklyn Belediyesi önünde bir gün tertip edilmiş hatta Adams gelin burada yapın diyerek kendi önayak olmuştu! Bu esnada Türkiye’ye birçok defa geldiğini, çok Türk arkadaşının olduğunu söylemiş o zaman da “ben sizim” diyerek “ben de Türk sayılırım” demişti.

ABD kapıları açıyor

20 ayır coronavirüs önlemleri sürecinde sınırlarını Avrupa’ya kapatan ABD 8 Kasım itibarıyla kapılarını Avrupa’ya açtı. Bu süreç içerisinde Türkiye’ye bir yasak koymayan Birleşik Devletler THY’nin de bilet fiyatlarını $300 artırmasına “dolaylı” yoldan sebep olmuştu. (hoş Türkiye için batıda herhangi bir lider Türk biberinden hapşırsa silsile yolu ile tüm baharatlara zam gelir ya neyse…)

Yetkililer yasağın kalmasından sonra büyük ölçüde yüklü bir ziyaretçi bekliyor. Yeni kurallara göre, çocuk dahi olsanız, çift doz aşı olmanız ve 72 saat içerisinde yapılmış covid negatif testi ibraz etmeniz gerekiyor.

Kongreden Hindistan’a yaptırım çıkar mı?

İlginç haberi sona sakladım! Şimdilik bekleyelim ve görelim olarak takip edeceğim bu haberin ABD’nin uzak doğuya göz kulak olabilmek için yapacağı bir takım siyasi oyun hazırlığı olarak seziyorum. Şöyle ki; Hindistan’ın elinde de S400 var. F35 programının ortaklarından biri de Avustralya. Geçen temmuzda Japonya 105 F35 siparişi verdi. Peki.. Pasifikte Türkiye üzerinden cereyan eden gerginliğin neden yaptırımı yok bunu merak etmekle başlayalım? Elbette bu ülkeler ortak tatbikat yapacak o zaman bir güvenlik unsuru oluşmayacak mı? 

E bizi programdan çıkarıp, milyar milyar dolarlarımızı aldılar da uçaklarımızı vermediler ve üstüne S400’lerimizi kullandırmadılar ya… Hah! işte size denklem, buyurun siz de düşünün!

Aren Ege ve aşısı…

Ben ve eşim, anne ve babalarımız hepimiz aşı olmuşken 8 yaşındaki oğlumuza aşı yaptırmamamız saçmaydı. Tabi ki yaptırdık! Merak edenleriniz için hiçbir ağrısı ya da şikayeti olmadı. Biz iki gün okula göndermedik ama Ege’nin aşı olup okula giden arkadaşları bile oldu. Sosyal medyada aldığımız iyi ve kötü tepkiler oldu. 

“çocuktan kurtulmak istiyorlar galiba” diye seviyesiz yorumlara da maruz kaldık! Ben yine de bilimin gösterdiği yoldan gideceğim ve size de, çocuklarınıza ya da torunlarınıza aşı olmalarını tavsiye edeceğim.

Haftaya dünyanın merkezindeki güncel haberler ile karşınızda olabilmek dileği ile hoşça kalın…