Milli Görüşçüler ile AKP arasında Erbakan / SİHA / İHA savaşı…

Akgül, Saadet Partisi Genel Başkanı ve yöneticilerini de ağır şekilde eleştirdi; “4. Erbakan ve Milli Görüş Sempozyumu’yla asıl amaçlanan; Erbakan Hocamızın tüm insanlığı huzura ve refaha kavuşturacak tarihi programlarını ve talihli açılımlarını topluma tanıtıp, AKP’nin bu korkunç talan ve tahribatlarından ülkemizi kurtarmak mıydı? Yoksa Sn. Erdoğan’ı ve AKP iktidarını: “Erbakan’ın devamı ve kutlu projelerinin uygulayıcısı” gibi gösterip Milli Görüş’ü Erdoğan’a yamama hazırlığı mıydı?”
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Necmettin Erdoğan / Adil / Düzel / Milli Görüş” çizgisindekiler ile AKP’liler arasında mücadele, Oğuzhan Asiltürk’ün Saadet Partisi’ni “Cumhur İttifakı çizgisine çekmeye çalışması sırasında” siyaset gündeminde “yoğun şekilde” yer almaya başladı ve Milli Görüşçülerden Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’na “Sakın ha” mesajları yollandı.

Bu mesajları yollayanların başında “AKP ile İttifak; SP için intihar riski taşımaktaydı” diyen yazar Ahmet Akgül vardı.

Akgül, “Milli Çözüm Dergisi’nde yazdığı” yazılarda, AKP’ye ağır eleştiriler yapmakta ve “şöyle demekte” idi:

“Necmettin Erbakan Hocamızın özellikle vurguladığı gibi ‘Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın duran yanlıştır. Çünkü doğru ile karıştırılması ihtimali vardır ve dikkatsiz insanlara doğru diye yutturulması kolaydır. Bunun gibi “Bâtılın en zararlısı, Hakka en çok benzeyen ve sahte hakikat kılıfıyla bezenen Bâtıldır.’ Bu nedenle Millî Görüşçülerin ve SP’nin en çok sakınması ve uzak durması gereken parti AKP olmaktadır.”  Çünkü AKP’yi kendilerine çok yakın ve pek yatkın gören insanlarımız, bir şekilde bu batağa kaymaları sonucu, o kesim ve zihniyetle kaynaşmaları ihtimali ve tehlikesi oldukça yüksek bir endişeyi barındırmaktadır.”

Erbakan Sempozyumu soruları…

Ahmet Akgül son yazılarında, ESAM tarafından düzenlenen “Necmettin Erbakan ve Milli Görüş Sempozyumu’na (22-23 Ekim 2021), video mesaj yollayan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağır şekilde eleştirdi ve şunları yazdı:

“Erbakan Sempozyumu, AKP ile ittifak, hatta iltihak hazırlığı mıydı?

Sayın Erdoğan 20 Temmuz 2021 tarihinde Kıbrıs Zaferi ziyaretinde, tek kelime olsun Erbakan’ı ağzına almamış ve şükranla anmamıştı!?

Sayın Erdoğan 06 Şubat 2021 tarihinde Malatya-Sivas yolunda Karakaya Barajı üzerine inşa edilen Tohma Köprüsü açılışına telekonferansla katılıp, Menderes’i, Süleyman Demirel’i ve Turgut Özal’ı sitayişle anmış, ama Erbakan’ı hiç hatırlamamıştı!?

Şimdi Necmettin Erbakan ve Milli Görüş Sempozyumu’na (22-23 Ekim 2021), Sn. Erdoğan’ın hem de gitmeye tenezzül buyurmayıp video mesajla katılarak edebiyat yapması, Erbakan Hocamız için: ‘O hiçbir şekilde Haklı davasından asla vazgeçmemiştir ve taviz vermemiştir…’ beyanları, yaklaşan seçim yatırımı için Erbakan’ı ve Milli Görüş’ü bir istismar aracı olarak kullanma amacı mı taşımaktaydı?”

Akgül, “Erbakan’la İHA’ların İrtibatı Niye Özenle Saklanmaktaydı?” diyerek şunları yazıyordu:

“Milli Gazete Yazarı Ekrem Şama 09 Temmuz 2021 tarihli ve ‘Erbakan kendi projesi olan İHA ve SİHA’ları Bayraktar’a nasıl verdi?’ başlıklı yazısında; ‘Özdemir Bayraktar ile de uzun yıllar İl teşkilatımızda beraber çalıştık. O da kim, derseniz, portresini yazabileceğimiz ender şahsiyetlerden biridir. Erbakan Hocamızın daha sonra, kendi projesi olan İHA ve SİHA’ların geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi için görev verdiği mühendistir. O da Erbakan Hocamızın bu projesini kendi firmasında imal ederek 2009 yılında firmasını ziyarete gelen Erbakan Hocamıza sunmuştur. Bugün Türkiye’nin teknolojide göz bebeği olan İHA ve SİHA’lar bu şekilde 2000’li yılların başlarında hayata geçmiş oldu. İsrail’in Heron’u tercih edilmeseydi, yerli İHA ve SİHA’lar daha o yıllarda kullanılmaya başlanacaktı’ itiraflarıyla İHA, SİHA ve TİHA’ların projelerini Erbakan Hocamızın rahmetli Özdemir Bayraktar’a aktardığını…

Gazeteci Mete Yarar 22 Nisan 2021’de Beyaz TV’de yayınlanan ‘Ne Var Ne Yok?” programında; “Yıl 1961’de ve Devrim Arabaları işinin içinde ismi hiç konuşulmayan başka biri daha vardı; bu zat Necmettin Erbakan’dı. Yani Devrim Arabalarının yapılması için teşvik edenlerin başındaydı. Farkında mısınız; 74 Kıbrıs Harbi diyoruz Necmettin Erbakan akla geliyor, D-8 diyorsun Necmettin Erbakan akla geliyor, 1961 Devrim Arabaları diyorsun Necmettin Erbakan akla geliyor, şimdi başka bir şey diyorum; SİHA diyoruz yine Necmettin Erbakan akla geliyor ve hem de nasıl geliyor biliyor musunuz? Bunu sosyal medyada paylaştım burada da paylaşmak istiyorum. Bu konuyu da bana Necmettin Erbakan’a şikâyete giden grupta olan birisi anlatmıştı. Rahmetli Necmettin Erbakan’a (Selçuk Bayraktar’ın babası) Özdemir Bayraktar’ı şikâyet etmeye gidiyorlar. 1990’lı yıllar ve şikâyete gidenler Hoca’ya diyorlar ki; “Hocam; biz askerlerle çok iyi değiliz, çünkü bizimle çok uğraşıyorlar… Ama Siz sürekli askerlerle görüşüp irtibat kuran ve onlarla içli dışlı olup arası iyi olan Özdemir Bayraktar’la çok sık görüşüyorsunuz!?’ diye şikâyetlerini ve endişelerini söylüyorlar. Erbakan Hoca şikâyete gelen ekibe dönüyor; ‘Onlarla uğraşmayın. Çünkü onlar Türkiye’nin önünü açacak SİHA projesini hayata geçirecekler ve Türkiye’nin kaderini değiştirecekler’ diyor. Şimdi; düşünebiliyor musunuz, yıl 1990’ların sonu ve ortada henüz SİHA diye bir şey yok ve Erbakan Hoca’nın SİHA’dan haberi var, projeyi de biliyor!.. (Aslında bütün bu teknoloji harikası projeleri bizzat Erbakan üretiyor ve belli kişilere öğretiyor.) Ve ‘Dokunmayın onlara ve bir daha bana, onları şikâyete gelmeyin.’ şeklindeki yorumlarında bu gerçeği vurgulayıp Özdemir Bayraktar’ın TV’lerde konuşturulması ve bu tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılması gerektiğini gündeme taşıdığını…”

Saadet Partisi neden susuyor?

Akgül, bu konularda Saadet Partisi başkan ve yöneticilerini de suçluyor ve  “Milli Çözüm Dergisi bu konuyu yıllardır ve defalarca yazdığı halde, Sn. Temel Karamollaoğlu’nun, Recai Kutan’ın, Sn. Necmettin Çalışkan’ın, Sn. Atik Akdağ’ın bu gerçeklere bir kelime olsun değinmemiş olmaları nasıl yorumlanmalı” diyerek, şöyle diyordu:

“Şimdi ey Sn. Karamollaoğlu, Sn. Kutan!.. ‘İHA, SİHA ve TİHA’ların asıl projelerini Erbakan Hocamızın hazırlayıp Rahmetli Özdemir Bayraktar’a aktardığını… Bu projeleri gerçekleştirmek istedikleri atölyeleri, Siyonist bağlantılı sermaye baronlarınca defalarca saldırıya uğrayıp kundaklandığı için TSK’ya ait Güneydoğu’daki dağlık bir alandaki korunaklı hangarlarda üretim ve deneme aşamalarının devamını yine Erbakan Hocamızın sağladığını neden anlatıp sahip çıkmazsınız!.. Camiamıza umut ve heyecan aşılayacak, bu kritik ve kaotik süreci daha kolay ve sağlam atlatmamıza yarayacak bu gerçekleri niye hiç konuşmazsınız!.. Yahu siz hangi hesapların, hangi amaçların arkasındasınız? Sn. Temel Karamollaoğlu, bir ay öncesine kadar zahiren AKP’nin ekonomik ve ahlâki tahribatlarını ısrarla ve haklı olarak tenkit ettiğiniz halde, şimdi seçim ittifakı için AKP’ye yanaşma ve Erdoğan’a yaranma manevralarınızın altında neler neler yatmaktaydı? Kimlerin vasiyeti gereği böyle bir vaziyet almıştınız?

Asıl soru şuydu: 4. Erbakan ve Milli Görüş Sempozyumu’yla asıl amaçlanan; Erbakan Hocamızın tüm insanlığı huzura ve refaha kavuşturacak tarihi programlarını ve talihli açılımlarını topluma tanıtıp, AKP’nin bu korkunç talan ve tahribatlarından ülkemizi kurtarmak mıydı?

Yoksa Sn. Erdoğan’ı ve AKP iktidarını: “Erbakan’ın devamı ve kutlu projelerinin uygulayıcısı” gibi gösterip Milli Görüş’ü Erdoğan’a yamama hazırlığı mıydı?”

Saadet Partisi’ne sorular…

Akgül, Saadet Partisi Genel Başkanına ve yöneticilerine de “ağır eleştiriler” ifade eden sorular soruyordu:

Şimdi ESAM Başkanından, Temel Karamollaoğlu’na, Necmettin Çalışkan’dan diğer katılımcılara, Sn. Erdoğan’ın bu rüşveti kelam cinsinden olduğu sırıtan saptamaları üzerine niye bir kişi bile çıkıp, Sn. Cumhurbaşkanına şu soruları sormamışlardı:

1- Madem Erbakan ömrünü Türkiye’nin sanayileşmesine adamış ve bu yolda doğru ve olumlu adımlar atmıştı? Siz zatıâliniz 20 yıldır, O’nun tarihi ağır sanayi hamlelerini niye baltaladınız ve hatta hangi mantık ve vicdanla, O’nun açtığı fabrikaların tamamını kapatıp arsa fiyatının altında sattınız?

2- Madem Erbakan’ın “Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki rolü, tarihe altın harflerle yazılması gereken büyük bir başarıdır?” Öyle ise neden Kıbrıs Kurtuluş kutlamalarında bir kere olsun, Erbakan’ın ismini dahi ağzınıza almadınız ve hayırla-şükranla anmadınız?

3- Erbakan’ı ve Milli Görüş’ü anlatırken: “O yerli ve Milli bir harekettir. Bu hareketin hedefi ise Türkiye’nin istiklalini ve istikbalini savunmaktır…” diyerek, yani Milli Görüş hareketini kendi kısır sloganlarınızla izah etmeye yeltenerek; “İşte Biz de Erbakan’ın devamıyız” demeye getirmek, nasıl bir istismarcılıktır?

Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un: “Erbakan’ın Ekonomik modelinin çalışılması lazımdır…” sözleri ise, freni patlamış araba içinde uçuruma yuvarlanırken, nice yanlışlık ve noksanlıklarını yeni hatırlayıp güya kurtuluş yollarını gösteren içi kof beylik laflardı. Yahu siz 20 yıldır hangi gaflet ve enaniyet ortamındaydınız?

Yeter artık, Erbakan’a ve Milli Görüş davasına zerre kadar saygınız varsa, O’nun mübarek adını, kutlu hatırasını ve manevi mirasını ağzınıza almayınız ve kirletmeye kalkışmayınız!”

********

Ahmet Akgül kimdir?

1949‘da Elazığ‘da dünyaya gelen, Öğretmen Okulu mezunu, Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde sayılan ve olaylara “insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşan” bir fikir adamıdır.

2004 Ocak ayında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Akgül, çileli bir mücadele dönemi yaşamış, saldırılarla karşılaşmış, defalarca yargılanıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır. Yurt içinde ve dışında “uzmanlık dalında konferanslar veren” Yazar’ın 80’den fazla kitabı vardır ve bazıları Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolcaya çevrilmiştir.

Akgül için Milli Görüşçüler “İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, ‘Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler’ gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmış bir fikir adamı ve yazar” nitelemesini yapmaktadırlar.

+++++++