Devlet alırken ÜFE’ci: yüzde 36,2, verirken TÜFE’ci: yüzde 19,89

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’de memur, emekli, dul ve yetim aylıkları Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranında 6 ayda bir artırılıyor. Devlet alacağı olan vergi harç, değerli kağıt ve cezalara yılda bir defa yaptığı zammı ise Üretici Fiyat Endeksi’nin (ÜFE) on iki aylık ortalamasına göre yapılıyor. Yani devlet alacağını ÜFE’ye göre, vereceğini ise daha düşük olan TÜFE’ye göre artırıyor. Bu da beraberinde fakirleşmeyi getiriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tüketici fiyatları, ekim ayında aylık bazda yüzde 2,39 artarak, yıllık bazda yüzde 19,58’den, yüzde 19,89’a yükseldi. Bu oran son 33 ayın en yüksek enflasyon oranı. Üretici fiyatları yüzde 46,31 artarak, 3 yılın zirvesine ulaştı. ÜFE-TÜFE makası ise 26,42 ile rekor kırdı. Çekirdek enflasyon yüzde 16,98’den yüzde 16,82’ye geriledi. TÜİK’in aylık yüzde 2,39 dediği TÜFE’yi, akademisyenlerden ve eski bürokratlardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), yüzde 6.90 olarak açıkladı. ENAGrup’a göre, TÜFE’deki son 12 aylık artış oranı ise yüzde 49.87 oldu. ENAG’ın raporuna göre gıda ve alkolsüz içeceklerde artış oranı yüzde 9,11; sağlıkta 12,43; giyim ve ayakkabıda 13,94; eğlence ve kültürde yüzde 11,04 oldu.

Gıda enflasyonu yüzde 27,41

Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 27,41 ile gıda ve alkolsüz içeceklerde yaşanırken, bu grubu yüzde 25,23 ile lokanta ve oteller ve yüzde 23,03 ile ev eşyası takip etti. Ekim ayında artışın yüksek olduğu gruplar sırasıyla, yüzde 7,56 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 5,97 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 2,43 ile ulaştırma oldu. Ekim 2021’de, endekste kapsanan 415 maddeden, 46 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 38 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 331 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

ÜFE-TÜFE makası 26,42’ya çıktı

Yıllık tüketici enflasyonu beklentinin hafif altında kalırken, üretici fiyatlarında beklentilerin üzerinde hızlı artış dikkat çekti. Üretici fiyat endeksi ekimde bir önceki aya göre yüzde 5,24 arttı. Üretici fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 46,31 olarak kaydedildi. Böylece ÜFE-TÜFE makası 26,42’ya çıktı. Yapılan son zamlar bu makasın daha da açılacağını ve tüketici enflasyonunu yıllık yüzde 20’nin üzerinde tamamlayabileceğini gösteriyor.

Yeniden değerleme oranı yüzde 36,2

TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verisinin ardından Yeniden Değerleme Oranı belirlendi. 2022’deki vergi, harç ve cezalara uygulanacak zam oranının belirlenmesinde kullanılan ve geçen sene yüzde 9,11 olan yeniden değerleme oranı bu yıl yüzde 36,20 ile rekor kırdı. Bu verilere göre, farklı bir karar alınmaması halinde ceza, harç ve vergiler yüzde 36,20 artacak. Cumhurbaşkanının vergi veya cezaların yeniden değerleme oranının yarısı kadar veya yüzde 50 fazlasına kadar artırma yetkisi var.

TCMB faiz kararı 18 Kasım‘da

Eylül ayında enflasyonun yüzde 19,58 düzeyine erişmesinin ardından Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 18’den yüzde 16’ya indirilmesine karar vermişti. Kararın ardından Türk Lirası’nda dolar ve euro karşısında değer kaybı yaşanmıştı. Para Politikası Kurulu 18 Kasım’da tekrar toplanacak. Bu ay Merkez Bankası’nın tekrar bir faiz indirimine gidip gitmeyeceği merak ediliyor.

*****

“ZAMAN YANLIŞTAN DÖNME ZAMANIDIR”

Ramazan Abay (Prof. Dr.)- TÜİK tarafından açıklanan ekim sonu yurtiçi üretici fiyat endeksi (ÜFE) yıllık yüzde 46,31, aylık yüzde 5,24 arttı. Tüketici fiyat endeksi ise (TÜFE) yıllık 19,89, aylık yüzde 2,39 arttı. Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan yeniden değerleme oranı ise yüzde 36,2 olduğuna göre TÜİK’in enflasyon oranlarının doğru olduğuna inanmak olası değildir. Reel sektör yeniden değerleme işlemlerini bu oran üzerinden yaparken enflasyona karşın kendisini korumayı amaçlamaktadır. Bu oran yeniden değerleme katsayısı oranı temel alınarak bu vergi ve harçlardan yapılacak olan artışlar enflasyonu belirlemede temel etken olacaktır. Yani enflasyon 19,89 değil, 36,2 olarak değerlendirilecektir.

Eylül 2021’e kadar Eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın uyguladığı para politikaları reel sektöre yurtiçi ve yurt dışı yatırımcılara önemli derecede güven vermişken görevden alınması sonrası atanan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, bu politikayı sahiplenir gibi bir politika izlemesi ve söylemleri ile politika faizinin enflasyonun üzerinde olacağı şeklindeki beyanatları reel sektöre, ekonomide istikrarın devam edeceği konusunda güvence vermiştir. Ancak ne var ki Merkez Bankası Başkanı verilen sözleri unutup siyasi iradenin “faiz sebep, enflasyon neticedir” savının baskısı altında Eylül 2021’de 100, Ekim 2021’de de 200 baz puan indirerek politika faizini yüzde 16’ya indirmek zorunda kalmıştır. Kendilerine göre faizlerin düşürülmesi ile enflasyonun düşmediği TÜİK’in ekim sonu itibari ile açıkladığı değerlerde görülmüştür. 1 Kasım 2021 günü dolar kuru 9,51-9,53 aralığında güne başlamışken TÜİK’in açıkladığı ekim ayı yüzde 2,39 fiyat artışının dolar üzerindeki etkisi hemen görülmüş. 3 Kasım 2021 günü dolar kuru yüzde 2,39 artış ile 9,765 TL’ye ulaşmıştır. 1 Kasım 2021 günü doğalgaza santrallar için yüzde 48, sanayi kuruluşları için yüzde 40 zamlı fiyat uygulamasının tüm reel sektörün üretim maliyetlerinin artmasına sebep olacağı tartışma götürmez. Kuşkusuz bu artan maliyetler nihayetinde tüketiciye bir şekilde yansıyacaktır. O nedenle TÜFE bastırılmış olarak muhtemelen kasım ayında yüzde 20,90, Aralık ayı sonunda da yüzde 21,70 oranında kapatılacaktır. Bu olası faiz öngörüleri noktasında kasım sonu dolar kuru 9,84-9,85, aralık sonu ise 9,95-10 dolayında olabilir.

Enflasyondaki bu yükseliş, merkez bankası politika faizinin düşürülmesi ile önlenemez. Ekonomi literatüründe bu tür politikalar ile sonuç almak imkânsızdır. Benzer politikalar 1994 yılında yaşanan ekonomik krizi önlemek için Tansu Çiller başkanlığındaki hükümet tarafından uygulanmış dolar kuru birkaç ay içinde 8 bin liradan 42 bin liraya fırladı, 38 bin lirada tutundu. Döviz rezervleri ise bu dönemde 7 milyar dolardan 1994’te 3 milyar dolara düştü.

Merkez Bankası Başkanının siyasi iradenin talimatı doğrultusunda, uyguladığı bugünkü ekonomik politikaların sonuç vermeyeceği görülecek ve 2018 ekonomik krizinde yaşanan krizde olduğu gibi dolar artış hızını düşürmek ve ekonominin istikrara kavuşmasını sağlamak için Merkez Bankası, politika faizini enflasyon düzeyine çıkarmak zorunda kalacaktır. Önümüzdeki birkaç ay içinde istikrarı sağlamak için Merkez Bankası’nın politika faizini 500-600 puan artırması kaçınılmaz olacaktır. Bugünkü siyasi irade 2018’deki politikalarına sahip çıkmalıdır. Zaman, yanlıştan dönme zamanıdır.

Artan fiyatların enflasyonun üzerindeki etkilerini minimuma düşürmek için reel sektörün uygulanan ekonomik politikalara ve politika yapıcılara güven duyması gereklidir. Günü kurtarmaya yönelik kararlarla ekonomiye yön vermek yerine ortak akılla belirlenmiş hukuk sisteminde de güven sağlayıcı kararların alınması yerli ve yabancı yatırımcıya cesaret vermesi bakımından zorunluluk arz etmektedir.