Milyonların temsilcilerinde “Zamsız günler” ümidi yok

GÖZLEM, çiftçiden, işçiye, iş aleminden emekliye kadar büyük kitleleri temsil edenlerin nabzını yokladı ve “Hayat pahalılığı, enflasyon ne olacak? Vatandaş ne yapacak? Düzeleceğine dair ümidiniz var mı?” sorularına cevap aradı. İşte görüşleri…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Merkez Bankası’nın faiz indirimiyle dövizde yaşanan artış hayatımıza zam olarak yansımaya başladı. Ekim ayının ardından Kasım ayına da peş peşe zam haberleriyle girdik. Kasım ayının ilk gününde doğalgaz, LPG ve alkolde zam dalgası yaşandı. Doğalgaza sanayi için yüzde 48,40, elektrik üretim santralleri için yüzde 48,82 oranında zam yapıldı. Konutlarda ise tarife değişmedi. Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’den (BOTAŞ) yapılan açıklamada “artan maliyetler” zamların gerekçesi olarak gösterildi.

Sanayi doğalgazına gelen yüzde 48’lik zam, bazı sektörlerde yüzde 78’e kadar çıkıyor. Yılın başından bu yana doğalgaz fiyatlarındaki artış yüzde 150’ye dayandı. Elektrik santrallerinin kullandığı gazdaki zam oranı da yüzde 180’i aştı. Yeni tarifeyle, 2 Kasım tarihli elektrikte piyasa takas fiyatı ortalama 842,5 liraya yükseldi. Bu fiyat ekim ortalamasına göre yüzde 26’lık bir artışı ifade ediyor.

Doğal gazın en yoğun kullanıldığı sektörler olan seramik, kimya, demir ve çelik sektörlerinde sadece enerjiden kaynaklı maliyet artışı yüzde 40 seviyelerinde. Sektör temsilcileri, fiyatlara yansıtmadan maliyet artışının üstesinden gelmenin mümkün olmadığında hemfikir.

Kasım ayına rekor doğalgaz zammıyla giren Türkiye, Ekim ayının neredeyse her gününü zam haberleriyle geçirdi. Ekimde toplamda benzine 1 lira 53 kuruş, motorine 87 kuruş, LPG’ye 91 kuruş, gaz yağına 70 kuruş, elektrik üreten santrallerin kullandığı doğalgaza yüzde 62, sanayide kullanılan doğalgazaysa yüzde 63 oranında zam gelmişti.

Ekonomist Veysel Ulusoy, doğalgaza yapılan zamların çok kısa sürede raf fiyatlarına da yansıyacağını belirtti. Ulusoy’un açıklaması şu şekilde: “Sadece sanayideki doğal gaz kullanımına zam yapmakla tüketici enflasyonunu sıkıştıramazsınız. Raf fiyatları çok kısa zamanda artacaktır.”

İş dünyasından tepki

Sanayi ve elektrik üretiminde kullanılan doğalgaza yapılan zamlara iş dünyası temsilcileri “maliyet artışına neden olacaktır” diyerek tepki gösterdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, “Türkiye’nin daha çok üretim, yatırım ve istihdama ihtiyacı var. Sanayide doğalgaza yapılan yüzde 48 zam üretim maliyetlerini ve enflasyonu artıracaktır. Üretim ve yatırıma daha fazla destek olup sanayimizin rekabet gücünü korumalıyız.” dedi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Twitter hesabından “Sanayide kullanılan doğalgaza yapılan yüzde 48’lik zam maliyetleri yine artıracak. Elektrik, doğalgaz, hammadde, nakliye maliyetleri üretimin maliyetini çok artırdı, rekabet gücü çok azaldı.” paylaşımında bulundu.

Menemen Plastik İhtisas OSB Başkanı Salih Esen, “Gerek elektrik üreticileri gerek sanayide kullanılan doğalgaza yüzde 48 zam. Yılbaşından bu yana yapılan zamlar neredeyse yüzde 150’yi buldu. Petrol, doğalgaz fiyatları tüm dünyada artıyor. Ama yapılan bu zamların rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini unutmamak gerekiyor. Bu fiyat artışlarının enflasyon rakamlarına pozitif etkide bulunacağı bir gerçek. Allah sanayicinin yardımcısı olsun.” dedi.

Aliağa Kimya İhtisas ve Karma OSB Başkanı Haluk Tezcan, “Bunlar gecikmiş zamlar. Zira, enerji fiyatları pandemi ile birlikte dünyada arttı. Bu artışlar sübvanse edildi. Şu an sübvanse edilecek nokta kalmadı. Bedeli büyük oranda sanayici ödeyecek. Zamlar, yıla yayılsa, bu kadar etkilemeyecekti. Zam oranı yüksek olunca buna uyum sağlamak da zor. Sanayiciler olarak önümüzü görebilecek şekilde, her ay belli oranda zam yapılması daha uygun olurdu. Bu zammın altından zor kalkacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer, sanayicilerin girdi maliyetlerinde çok önemli bir yer tutan doğalgaz ve elektrik fiyatlarındaki artışların, küresel piyasalarda rekabet etmek zorunda kalan sanayicilerin belini daha da bükeceğini ifade etti.  Gençer, “Doğalgaz çevrim santrallerinin kullandıkları gaza yapılan zam, kısa bir süre sonra konut ve işyerlerinin kullandıkları elektrik fiyatlarına zam olarak yansıyacak. Bu kaçınılmaz bir durum. Özellikle tüm faaliyetleri kayıt altında olan ve organize sanayi bölgelerinde üretim yapan sanayicilerin girdi maliyetlerinin üretimi engelleyici seviyede olmaması ve sübvanse edilmesi gerekiyor. Bugün kronik hale gelen işsizliğin sürdürülebilir çözümü, sanayi yatırımlarındaki artışa bağlı. Gençlerimize yeni iş sahaları, yeni istihdam olanakları sağlamak istiyorsak, sanayi tesisleri kurmamız ve işletmelerimizi rekabetçi bir üretim yapısında tutmamız şart. Ülkemizde maalesef bu yapının giderek bozulduğunu gözlemliyoruz.”

“Çiftçi üretimi bırakma noktasında”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin büyük bir gıda krizi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Bayraktar, artan maliyetlerle çiftçilerin 2022’de toprağı bırakmak ya da üretime devam etmek için karar aşamasına geldiğini belirterek, “Üretimden vazgeçme noktasına gelmiş çiftçilerimiz cesaretlendirilmeli, tarlasına dönmesi sağlanmalı. Bunu başaramazsak krizlerin etkisini azaltan bir sektör olarak bilinen gıda sektörü, ülkemizde krizlerin daha da büyümesine neden olacak” dedi.

Kurdaki artışla bazı ürünlerdeki üretim açığına da işaret eden Bayraktar, şöyle konuştu: “Yeni ekimlerde de girdi maliyetleri nedeniyle sıkıntı yaşıyoruz. Gerekli tedbirleri acil olarak alarak, bu riskleri ülke olarak yönetmek zorundayız. Bunları başaramazsak, üreticimiz de tüketicilerimiz de daha zor günlere hazır olmalıdır.”

Gübredeki fiyat artışlarının tarımsal üretimi “ölüm” ile tehdit ettiğini aktaran Bayraktar, “Mevcut konjonktür, küçük aile işletmelerini tamamen üretim dışı bırakacak bir duruma gelmiştir. Bu da hem büyükşehirlere göçe neden olacak hem de üretimin düşmesi sonucunda ülkemizi daha büyük gıda krizi ve enflasyon ile karşı karşıya bırakacaktır.” dedi.

Maaşların eridiğini iktidar da kabul etti

Arka arkaya gelen zamlar çalışanların maaşlarını da eritti. Son olarak iktidar da kamu işçilerinin maaşlarının eridiğini kabul etti, ancak buna gerekçe olarak da taşerondan kadroya geçen işçilerin maaşlarının düşük olmasını gösterdi.

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nın istihdam ve çalışma yaşamına ilişkin bölümünde, net ele geçen ücretlerdeki gelişmelere yer verildi. Hesaplamalarda TÜFE dikkate alındı. Buna göre, kamu işçisinin ücretinde bir önceki yıla göre reel yüzde değişim eksi 14.2 oldu. 2020’de de 2019’a göre değişim eksi 2.3 olmuştu. Memur maaşlarındaki bir önceki yıla göre reel yüzde değişim de bu yıl için eksi 1.6. Geçen yıl oran eksi 0.4’tü. Programda kamu işçilerinin ücretlerindeki kayba “taşeron işçiler” gerekçe gösterildi. İktidar böylece taşerondan kadroya geçirilen işçilerin ücretlerinin yıllarca ne kadar düşük tutulduğunu da kabul etmiş oldu.

“Emekli enflasyonu sepeti yapılmalı”

Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün, TÜFE’ye endeksli maaş zamlarının, maaşı düşük olan emeklileri yıllardır mağdur ettiğini, zamla birlikte seyyanen artışların yapılması gerektiğini kaydetti.

Haberleşme, elektrik, su, temizlik ve gıda harcamalarında, hijyen malzemeleri teminindeki harcamalarda büyük artışlar meydana geldiğini belirten Ergün, “Pandemi nedeniyle insanların tüketim kalıplarının köklü değişiklere maruz kaldığı ortadadır. Bu nedenle, enflasyon hesaplamalarında kullanılan ‘Harcama Sepeti’ acilen güncellenmelidir. ‘Emekli enflasyonu sepeti’ oluşturulmalı ve maaş artışları bu sepete göre yapılmalıdır. Aksi takdirde, TÜFE’ye endeksli maaş zamlarımız yetersiz kalacaktır.

Emeklilerin “intibak” sorununun çözülmesi gerektiğini dile getiren Ergün, “emekli aylığı hesaplama karma sistemi, aylıklar arasında eşitsizliği artırmıştır. Bu nedenle, her yıl aylıkları düşüren emekli aylığı hesaplama sistemi değiştirilmeli, çalışılan dönemler için tek bir aylık hesaplama sistemi getirilmelidir. Vergi iadesinin yerine getirilen yüzde 4-5 arasında değişen ek ödeme yüzdeleri, KDV ve ÖTV oranları esas alınarak, Yüzde 8-9 oranlarına yükseltilmelidir.” dedi.

Kazım Ergün, bayram ikramiyelerinin günün koşullarında yetersiz kaldığına dikkat çekerek, düşük maaşlar nedeniyle geçim sıkıntısının had safhaya ulaştığını belirterek, şöyle dedi: “Emekliler sağlık hizmeti aldığında çeşitli adlar altında yapılan kesilen (ilaç, muayene, reçete)  katkı paylarından muaf tutulmalıdır. Emekliye aile yardımı yapılmalı. Aylık geliri, TÜİK tarafından açıklanan asgari geçim standardının veya asgari ücretin altında kalan emeklilerimize, kira desteği sağlanmalıdır.

DİSK: Geçinemiyoruz

DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, işçinin geçinemediğini belirtti. Sarı, yaptığı açıklamada, döviz kurundaki artışın ücretleri erittiğini kaydetti. “Bir kez daha belli oldu ki 2022 kışına pahalılık ve işsizlik damgasını vuracak. Ülkeyi gerçek anlamda bir karakış bekliyor!” diyen Memiş Sarı, asgari ücret, emekli maaşlarında düzenleme istedi: “Asgari ücret ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın ve net ödensin. Böylece tüm ücretler yaklaşık 750 lira artırılsın. Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan tarife oranı yüzde 20’den 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin. Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun. Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.”