Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ciddi bir ‘demografik yapı değişikliği’ tehlikesi var

Öncelikle bir konuyu açıklığa kavuşturmak gerekir.

Şöyle ki:

Bütün ülkelere geliş ve gidişler vardı. Bize de pek çok ülkeden gelenler olduğu gibi, bizde pek çok ülkeye gidip geliyoruz.

Ancak:

Bunun hiç şüphesiz bir kuralı vardı. Gelenler de gidenlerde Devletin koyduğu kurallar dahilinde gelip giderler. Öyle yolgeçen hanı gibi elini kolunu sallayarak bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek mümkün değildir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, son bölümde belirttiğimiz durumun kapsamı içindedir. İlk düğme yanlış iliklendiği için bütün düğmeler yanlış iliklenmektedir.

Şöyle ki:

Aramızda hiçbir sorun bulunmayan Suriye ile birden bire “Esad’ı Eset yaparak” sorun yaratılmış ve “üç ay içinde Emevi camiinde namaz kılma” iddiası ile iş Suriye iç savaşına karışır hale gelinmiş ve bunun sonucu sayısı bilenmeyen ve kurallara tabi olmayan bir göç dalgası ile karşı karşıya kalınmıştır.

Bunun sonucu olarak çok ciddi bir “demografik yapı değişikliği” tehlikesi ile karşı karşıya kalınmıştır. Gelenleri “mülteci” kabul etmek mümkün değildir. Çünkü gelenler bayramda seyranda elerlini kollarını sallayarak ülkelerine gitmekte ve bayram bittiğinde geri gelebilmektedirler.

Bunun yanı sıra, Suriye’de artık ilk günlerdeki durum söz konusu değildir. Hiç şüphesiz bu insanlar “sınıra götürülüp “ bırakılmayacaktır.

Devletler arası bir görüşme ile yani Suriye ile yapılacak görüşmelerle iş hukuki bir zemine oturtulacak ve herkes çok daha mutlu olacağı kendi vatanına gönderilecektir. Bütün bunlar acil olarak yerine getirilirken, sayıları, nerde oturdukları ve ne iş yaptıkları tespit edilmeli ve bir kayda bağlanmalıdır. Sorun ancak bir olay meydana geldiğinde gündeme getirilmektedir.

Bir büyük yanlış da budur.

Oysa “olay” meydana gelmeden de bilhassa muhalefet tarafından gündemde tutulmalı ve mutlaka ısrarcı bir çözüm önerisi ile yönetenleri de çözüm bulup sonuç almaya sevk etmelidir. Sorunu “insani” duygularla izah sadece “istismar” olur.

Dünyadaki bütün ülkeler “hudutlarını” korumakta veya korumaya çalışmakta ve ilaveten “demografik” yapılarını muhafaza etmeye gayret etmektedirler.