Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Özbekistan’da seçimi Şevket Mirziyoyev kazandı

Geçen hafta sonunu Taşkent ve Semerkant’da geçirdim. Özbekistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Seçimde; Taşkent’te Türk sivil toplumu adına gözlemciydim. Yirmiye yakın sandık ziyaret ettim. Pandemiye rağmen büyük bir katılımla yapılan seçimleri Cumhurbaşkanı Şevket Mirzizoyev kazandı. Sıkı sağlık tedbirlerinin yanı sıra Özbeklerin oy kullanım merkezlerinin önünde oluşturduğu kuyruklar, halkın sandığa verdiği önemi göstermesi bakımından, dikkat çekiciydi. Hasılı şeffaf, demokratik kurallara uygun bir seçimi dünyanın dört bir tarafından gelen gözlemcilerle birlikte izledim. Benim dışımda Milletvekili olarak Şamil Ayrım ve Osman Mestan, Akademisyen olarak da Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ve Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol da Taşkent’teydi. Bu arada Taşkent Büyükelçimiz Olgan Bekar’ın da bulunduğumuz zaman sürecinde gösterdiği ilgi ise her türlü takdirin üzerindeydi.

Taşkent pandemi sıkıntısına rağmen büyümüş ve güzelleşmiş. Gene bu iki yılı Özbek kardeşlerimiz Taşkent’te pandemiye rağmen boşa geçirmemişler muhteşem bir yeşil alan oluşturmuşlar. Oluşturdukları yeşil alanda diktikleri bir Anıt’la Özbek halkının 3 bin yıllık tarihini, kültürünü, medeniyetini de bir araya getirmişler.

Söz konusu Anıt; Zerdüşt dininin, Budizm felsefesinin ve İslam çizgilerinin unsurlarıyla başlıyor ve Semerkant’taki Emir Timur Türbesi’ni, Recistan Külliyesi’ni, Buhara’daki İsmail Samani ve Kelan Mescidi’ni, Tirmiz Arkeoloji Müzesi ile El-Biruni’nin kaleme aldığı Ay’ın hareketleri eserinde bulunan desenleri, motifleri ve şekilleri yansıtıyor.

İslam Kerimov’un bağımsız Özbekistan gerçeğiyle tamamlanan Anıt, çağımızın düşüncesi olan çevre şuurunu, yeşil tabiat örtüsünü tarihle birleştirerek yeni bir medeniyet merkezi oluşturuyor.

Demokratik, uluslararası kurallara uygun, batı standartlarında, şeffaf ve açık ortamda geçirilen bir seçim sonrası Semerkant’a geçtim.

Pandemi dolayısıyla iki yıldır ziyaret edemediğim bu tarih, kültür ve medeniyet diyarına ne zaman ayak bassam büyük heyecan duyarım. Bu defa da öyle oldu. Önce bağımsız Özbekistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un Anıt Mezarı’nı ziyaret ettim. Pandemiye rağmen bir abide halinde iki yılda Kurucu Lidere layık bir Anıt Mezar inşa eden, Özbek kardeşlerimizi tebrik ettim.

Çoğu insan Semerkant’ı Emir Timur’un şehri olarak bilir. Elbette, Emir Timur Semerkant’tır. Saltanat merkezi olarak, Anıt Mezarı, Eşi Bibi Hatun’un mezarı ve camii ile birlikte ve dostlarının muhteşem mezarlarıyla Semerkant’ta Emir Timur yaşamaktadır.

Ama Semerkant’ın bir başka özelliği de; medeniyet, kültür, tarih merkezi olduğu kadar bir ilim merkezidir…

Türkün aydınlanma dönemi olan XV. yüzyılın büyük alimleri olan Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Miram Çelebi astronomiye, matematiğe, fen dünyasına, teolojiye ve felsefeye damgalarını vurmuş ölümsüz şahsiyetler olarak Semerkant’ın manevi sahipleridir.

XV. yüzyıl’da; “- Aklını aydınlatmak her Müslüman erkek ve kadının görevidir” diyen Uluğ Bey’in Recistan Meydanı’nda bulunan Medresesi, Tilla-Kari Medresesi ve Şirdar Medresesi ile birlikte ilme ve tarihe tanıklık etmeği sürdüredursun, Semerkant’ın ilk sahipleri olan Zerdüştlerin Afrasiyap şehrini arkeologlar gün ışığına çıkarmakla meşguller.

Hasılı yaşayan tarih Atayurdumuz Semerkant’a; pandemi sıkıntısına rağmen, Dışişleri Bakanlığımızın yerinde bir karar ile yedi ay önce bir Başkonsolosluk açtığını da bu ziyaretimde öğrendim. Bu beni hem gururlandırdı, hem de mutlu etti. Heyecanla Başkonsolos Salih Caner’i ziyaret edip, tebrik ettim. Özbekistan’ın iki yılda, pandemiye rağmen elde ettiği mesafe muhteşem!