Tire köylüleri direnişte

Toza boğulmak ile nefes almak arasında seçime zorlanan Tire ve çevresindeki köylerde yaşayan yöre sakinleri dağlarda, kırlarda, kentlerde temiz bir çevre, doğayla barışık bir hayat için yaşam mücadelesi veriyor ve şaibelerle dolu ÇED sürecini protesto ediyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dünya genelinde yaşanan pandemi ile birlikte tüm insanlık tek bir nefesin bile ne kadar kıymetli olduğu anlamışken, önceki örneklerinde görüldüğü gibi orman alanlarına zarar veren, bulunduğu bölgeyi tozla kaplayan, koah hastalarının sayısını artıran, incir ve zeytin ağaçlarının verimini düşüren taş ve mermer ocağı gibi projeler ülkemizde doğayı ve kırsal yaşamı tehdit etmeye devam ediyor. İzmir hinterlandında Tire’deki Kartal Dağı eteklerindeki Halkapınar, Mehmetler, Üzümler, Küçükkale, Büyükkale, Alaylı ve Akyurt köylerini içine alan 194 hektarlık orman arazisinde 6 ayrı maden ocağı ruhsatlandırılmış bulunuyor.
 
İzmir’in Tire ilçesi Kartal Dağı’nda kurulması planlanan maden ocaklarına karşı çıkan bölge halkı ve çevre örgütleri sürecin durdurulması için mücadele ediyor. Anadolu parslarının 1955’te soyları tükenmeden önce en son görüldüğü ormanların bulunduğu, temiz havasıyla ünlü Tire’nin Kartal Dağı Mevkii’nde bulunan Küçükkale ve Büyükkale köylerinde Emerald Maden şirketi tarafından kurulması planlanan mermer ocağı projesinin ÇED süreci kapsamında yapılmak istenen Halkın Katılım Toplantısı’na bölge halkı izin vermedi. Bölge halkına Tire Belediye Başkanı Salih Atakan Duran, İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları destek verdi.
 
“Biz köylüyüz, tutanaklarda yazılı süslü lafları bilmeyiz: Doğa, hava, toprak için mermer ocaklarını istemiyoruz”
 
Kartal Dağı Koruma Platformu Sözcüsü Zeynel Aydın “Bu projeye itirazımızı bir yıldan beri duyurmaya çalışıyoruz. Bu dağda Tanrı’nın yarattığı canlılar var. O canlıların da sözcüsüyüz. Sadece kendimiz için değil, o canlılar, doğa, hava, toprak için mermer ocaklarını istemiyoruz.  Biz köylüyüz, tutanaklarda yazılı süslü lafları bilmeyiz. Biz bu toplantının yapılmasını istemiyoruz. Bugünden itibaren direnişi başlatıyoruz. Bu mücadeleyi kazanacağız çünkü ÇED dosyası benzer projelerden kes-yapıştır yöntemiyle alınan ifadelerle dolu ve çelişkili bilgiler içeriyor” diyerek şunları ekledi: “Bir hukuki sürecin başlaması halinde bu çelişkileri gözler önüne sereceğiz”.
 
Biz para pul istemiyoruz
Halkın bilgilendirme toplantısına platinli ayağı ile katılan Büyükkaleli 86 yaşındaki Kartal lakaplı Gülser Ana, “Gelmesinler, istemiyoruz, çocuklarımızın yaşamını alacaklar, biz kendi kendimize yeteriz, bizi parayla kandırmasınlar, biz para pul istemiyoruz” dedi.
 
Köylüler, bölgede 1971’lerde çıkan yangınlardan sonra ormanlık alanın daha yeni yeşerdiğinin altını çiziyorlar. Bölge halkı olarak doğayı, yaşamı korumak istediklerini, yöreye zarar verecek olan projeyi istemediklerini ve mücadelelerinin süreceğini ifade ederek tarih ve doğal zenginlikler açısından zengin olan bölgeye madencileri değil bilim insanlarını, tarihçileri ve araştırmacıları bekliyorlar.
 
Aynı bölgede daha önceki yıllarda da jeotermal şirketler yüzünden kovanlar dolusu arı zehirlenmiş, bir ayda yüzlerce zeytin ağacı kurumuş, derelerden su içen koyunlar birer ikişer ölmüştü. Tire Başköylüler, İmamköylü Çete Ayşe’nin torunu kadınlar, Kızılcaköylüler, Yılmazköylüler birleşip jeotermal şirketi köyden kovmuşlardı.