Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Z kuşağı gelecek endişesi taşıyor

Bilişim teknolojilerinde yaşanan köklü değişimler 1980 ve 1990’lı yıllarda tüm dünyada ticaret ve refahın hızla artışına hizmet etti. Ancak bu refah artışından daha çok belli kişiler ve kesimler yararlandı. Buna karşın takip eden yıllarda yeni teknolojilerin işgücü tasarrufu ve endüstri 4.0 uygulamaları nedeniyle, belli toplum kesimleri işsizlik ve yoksullaşma ile karşılaştı. Bu süreç 2008 ekonomik krizinden sonra daha da hızlandı. Yaşanan ekonomik kriz ve yoksullaşma ortamında kitleler, muhafazakar ve hatta otoriter yönetimlerde sığınma aramaya yöneldi. Gelişmekte olan ülkeler bu krizleri daha yoğun yaşarken daha çok din temelli muhafazakarlaşma; gelişmiş batı ülkeleri ise milliyetçilik temelli ideolojilere yönelim yaşadı. Kitlelerin yoksullaşma ve ekonomik refah sorunlarına uygun çözüm üretemeyen toplumlarda sosyal ve ekonomik krizler daha da derinleşti. Türkiye Milenyum sonrası bu süreci muhafazakar AKP iktidarı ile yaşadı. Muhafazakar AKP iktidarı başlangıçta, 2001 krizi için alınan önlemlerin mirasına kondu. Üstelik Cumhuriyet döneminin birikimleri olan sanayi kuruluşlarını özeleştirerek iktidar için gerekli kaynakları kullandı. Ancak uyguladığı ticaret temelli ekonomik strateji; üretim, sanayi, bilişim ve yenilikçilik temelli yaklaşıma uzak düştüğü için, ekonomide 2013 ten sonra kişi başına milli gelir* sürekli bir azalış sürecine girdi. Bu süreçte işsizlik, enflasyon, iç ve dış açık ve de yoksulluk devreye girdi. Yoksullaşan ülkede ekonomik sorunlar giderek katmerleşirken Covid-19 sürecinde kitlelere yeterli, devlet yardımı yapılamadı. Ekonominin sarsılan iç ve dış dengeleri toparlanmak yerine giderek daha da bozuldu. Gerek ekonomi politikaları, gerekse sosyal politikadaki aksaklık ve yanlışlar yanında, yanlış yönetilen Suriye politikasının yükleri de toplum kesimlerinin üstüne yansıdı. Ayrıca AKP yönetimi, giderek artan ölçüde siyasi İslam rotasında bir ideolojiyi devreye alarak Cumhuriyetin kuruluş değerleri ile zıtlaşma, çatışma ve tersine çevirme sürecine girerek ülkeyi tam bir Orta Doğu Toplumu rotasına soktu. Bilim, teknoloji ve aklın üstünlüğü yerine Siyasi İslam’ın inanç ve itaat mekanizmasını öne çıkardı. Aklın rehberliğinden yoksun kör inanç ve cehaleti kültür olarak gençlere vermeye çalışan tarikatlara dayalı bir devlet düzeni kurmaya yöneldi. Ayrıca, Cumhuriyetin devlet ve Siyaset kurumlaşmasını ortadan kaldıran tek adam rejimini devreye aldı. Bu koşullarda toplumun yönetimi; akıl, bilim, uzmanlık, liyakat, başarı,  özgürlük ve demokrasi, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü gibi tüm çağdaş değerlerinden uzaklaştı. Tek adam talimatları ile yönetilir oldu. Sonuçta AKP yönetimi, toplum sorunlarını çözmek yerine sorun üreten, toplumu kutuplaştıran ve bağnaz muhafazakarlığın desteğinden beslenen bir stratejiye bel bağladı.

Hal böyle iken, Z kuşağının bu iktidardan umudunu kesmesi hiç de şaşırtıcı değil. Sadece onlar değil, bu ülkenin milyonerleri AB ülkelerinden konut alıp vatandaşlık edindiler. Yetişmiş yazılımcılar Hollanda ve Berlin başta olmak üzere yurt dışına akın ettiler. Sıra şimdi genç doktorlara geldi. Onlar da yurt dışına kaçmak için sıraya girdiler.  Önlerinde bu kadar, akıl, bilim ve çağ dışı bu denli uygulama varken ve nitelikli işgücü yurt dışına kaçarken, Z kuşağının bunları görmediğini düşünemeyiz. Tam aksine Z kuşağı, özellikle okumuş kesimi, mobil internet üzerinden dünyada olup biteni en hızlı ve en yoğun olarak takip ediyor. Onlar dünyaya, bağnaz inanç kalıpları yerine, daha geniş ufuktan ve çok boyutlu bakmayı yaşadılar. Bu kesimin dünya algısı ve düşün sistemi siyasi İslam’ın ve tarikatların kör inanç ve müritlik temelli itaat değerlerine sığmaz. Onlar çok daha geniş bir yelpazeden dünyada olup biteni izleme şansına eriştiler. Olayların neden ve sonucunu değerlendirebilecek durumdalar. Oysa AKP politikacıları düşünme yerine sadece kör inanca sahip insanlar yetiştirebilmek için durmadan tarikat okullarına destek veriyor. AKP’nin yaratmak istediği siyasi İslamcı bir Orta Doğu ülkesi olmayı eğitimli Z kuşağının kabul etmesi beklenemez. Ancak eğitimsiz olanlar ile yandaş olarak hak edilmemiş çıkar elde edenler bu iktidarı desteklemeye devam edebilirler. Aklını kullanan ve eğitimli hiçbir Z kuşağı bireyi, kendini hak, hukuk ve özgürlüğün olmadığı kapalı topluma mahkum eden partiye destek vermez. Söz konusu anket sonuçları da bu olguyu yansıtmakta olup; geleceğinden endişe duyan Z kuşağı umudunu muhalefete bağlamış bulunuyor. Muhalefet akıllı politika ve iletişim sayesinde kararsızları da kendine çekebilir.  Yandaşların ise muhtemelen bağımlılığa dayalı çıkar ilişkileri sürecektir.