Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Yıldönümünde İzmir depremi

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi, 30 Ekim Sisam depreminin birinci yılında 2 gün süren “İzmir Deprem Sempozyumu” düzenledi. Sempozyumda 6.9 büyüklüğündeki deprem çeşitli yönleriyle konunun uzmanı değerli bilim insanları tarafından irdelendi. Zemin etkisi, yapı-deprem ilişkisi, mesleki yetkinlik ve sorumluluklar, kentteki afet riski ve deprem sigortası, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi gibi konular ele alındı. 2018 Deprem Yönetmeliğini hazırlayan heyetin eşgüdümünü sağlayan Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu’nun yanısıra ODTÜ’den Prof Dr. Erdem Canbay açılış konuşmalarını yaptılar. İlgilenenler sempozyumdaki sunuşları İMO İzmir Şubesinin You Tube bağlantısından bulabilir.

Sisam depreminde ne yazık ki 117 vatandaşımızı yitirdik. Yaralı sayısı 1032. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kent genelinde yaklaşık 150 bin binada hasar tespit çalışması yaptı. Bunun sonucunda çoğunluğu Bayraklı, Karşıyaka ve Alsancak’ta olmak üzere, 3 bin 800 bağımsız bölümden oluşan 650 binada ağır hasar, 9 bin bağımsız bölümden oluşan 780 binada orta hasar saptandı. 71 bina için acil yıkım kararı verildi.

Deprem Ertesi Yapılanlar

Bir yıldır gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çeşitli girişimlerde bulundu. Ne var ki şikayetler sürüyor. Depremzedelerin kurduğu İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) sorunları dile getiriyor.

Bakanlığın olayın ertesi hızla devreye soktuğu konutların Kasım ayında tamamlanacağı söyleniyor. Konutların inşaatı hızla ilerliyor ama işin geri planındaki planlama anlayışı sorgulanıyor. Çevresi İmar Planlarında 9-10 kat olarak yapılmış ve hasar görmemiş binaların bulunduğu adaların ortasına neden 5 katlı binalar yapıldığını açıklamak zor. Geri kalan 5 bini aşkın konutun Atatürk Ormanı sahasını da içine alacak şekilde planlanması da soru işaretleri doğuruyor.

Daha çok İZDEDA’nın gündeme getirdiği “emsal artışı” konusu da planlamacıların tepkisini çekiyor. Bir yandan 5 katı aşmayan yapılar inşa edilirken diğer yandan Ada bazında yüzde 30 artıştan söz edilmesi Teknik Meslek Odalarının tepkisiyle karşılaştı. Bunun tüm İzmir’de uygulanmasından söz edilmesi de soru işaretlerini artırıyor.

Dünya Bankası kredisi

Oysa Başkan Soyer’in gündeme getirdiği Dünya Bankası kredisinin AKP’nin de desteğiyle gerçekleştirilmesi, hem depremzedeler hem de kentin sağlıklı planlanması bakımından daha yararlı olacak. İBB açıklamasında, “depremde orta hasarlı olarak tespit edilen binaların dönüşümünü de kapsayan 340 milyon dolarlık Acil İyileştirme Kredisi (ERL) kullanmak üzere Dünya Bankası ile görüşmeler yaparak mutabakata da vardı. Kredi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından ülke yatırımının programına alındıktan sonra kullanılabilecek. Böylece orta hasarlı bina sahipleri binalarını yenilemek için belediye garantörlüğünde uzun vadeli, düşük faiz oranlı kredi kullanma olanağına sahip olacak” deniyor.

Bu çözüm ülkenin depremden hasar görmüş her kentinde uygulanabilir. Emsal artışına bel bağlanırsa diğer kentlerde de uygulanması gerekmez mi? Örneğin son depremlerden ciddi olarak etkilenmiş Elazığ, Van gibi kentlerimiz de emsal artışı isterse nasıl bir tutum alacak yetkililer?

Dünya Bankası kredisi tartışılırken DASK yönetmeliğinin de yeniden ele alınmasını yararlı buluyorum.

DASK son İzmir depreminde çok dinamik bir performans gösterdi; ağır hasarlı binalar için 25 bine yakın başvuruyu hızla değerlendirip yaklaşık 250 milyon TL ödedi. Orta hasarlı binalar da DASK kapsamına alınsa, güçlendirme masraflarının bir bölümü karşılanamaz mı? Gerisini de sıfıra yakın bir faizle Bakanlık karşılayabilir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi

30 Ekim İzmir depremi öncesinde Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığını kuran Büyükşehir Belediyesi (İBB) 4 Mart 2021’de kentteki mevcut yapı stokunun envanterini çıkartma kararı alarak İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi (İMO) ile protokol imzaladı. İBB, Aziz Kocaoğlu döneminde de, İMO ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Balçova ve Seferihisar ilçelerindeki 10 bin konutu kapsayan benzer bir çalışmayı gerçekleştirmişti.

Bu kez, DEÜ Rektörlüğünün kınanası bir kararla Üniversitedeki öğretim görevlerine izin vermemesi karşısında ODTÜ hocalarıyla yürütülen envanter çalışmasıyla ilgili olarak İBB şunu duyurdu: “Depremden en çok etkilenen Bayraklı ilçesinde başlatılan çalışma kapsamında 33 bin 100 konutla ilgili saha ve arşiv çalışması tamamlandı. Sahada yapılan sokak taramasıyla arşiv ve proje verileri irdelendi, Schmidt çekici ve karot sonuçlarından elde edilen beton dayanımı verileri ile bütünleştirildi, yapım yılı da dikkate alınarak bilimsel yöntemlerle analiz edildi. Yapı envanteri çalışmaları ve bina kimlik belgesi sistemi Konak, Karşıyaka ve Bornova ilçelerinin ardından İzmir’in tamamına yaygınlaştırılacak. Büyükşehir Belediyesi, uzun vadede kent bütününde 869 bin 217 yapının envanterini çıkartmayı hedefliyor.”

Envanter çalışmasının sonucunu ve bununla ilgili atılacak adımları merakla bekliyoruz.