Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’nin sıkıntıları ve çözüme dair rüyam

Biz Türk milleti olarak, tarihimizin yaşam alanı olarak son defa devlet kurduğumuz, bu topraklarda yaşamak için dikkatle bir strateji kurmak mecburiyetindeyiz. En önemli husus, Millet olarak, Dünya Devletlerinin karma karışık ilişkilerinin tesirlerini ve menfaat paylaşımı savaşını da göz önünde tutmak durumundayız.

Bunun için, ülke olarak öncelikle kendi aramızdaki yönetim ve iletişim sorunları yanında, dünyanın da ülkemize karşı tutumlarda ayrı bir hassasiyet içinde olmamız kaçınılmazdır.

Kısaca ülkenin fertleri olarak birlikte yaşamanın şartlarını iyi kurmak mecburiyetindeyiz. Kendimizi ve ülkemizi dünyadan izole edemeyiz. Komşularımızla, dünyadaki diğer milletlerle dostane ilişkiler kuramazsak, maddi ve manevi zarar görmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Bu arada, birde 2 yıldır tüm dünyayı etkisi altına alan Covid 19 salgını her şeyi alt üst etti. Ekonomileri etkiledi, ölümler yaşandı, derin yaralar açtı ve hala açmaya devam ediyor.

Türkiye şu anda iç ve dış politikadan kaynaklanan sıkıntılar yaşıyor. Dış politikada ciddi zorluklarla karşılaşıyoruz. Her taraftan “Yalnızlığa” itilmektedir.

Türkiye’nin yalnızlığa itilmesinde öncü ülkeler Yunanistan ve Amerika’dır. Bu ülkeler, İngiltere ve özellikle İsrail tarafından desteklenmektedir. Avrupa Birliği üyesi ve Arap dünyasından birçok ülke de Türkiye’nin yalnızlığa itilmesinde ciddi gayret gösteriyor. Ayrıca komşularımız içinde de çok fazla güvenilir ülke yoktur. Türkiye’nin içinde bulunduğu, ekonomik sorunlar ve özellikle “enflasyon” belasından kurtulmaması için ellerinden geleni yapmaktan çekinmiyorlar.

Türkiye’nin bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak potansiyeli var. Ancak ne yazık ki milletimiz arasında etnik, dini, siyasal ve etnik ayrılıklar nedeniyle toplumsal “ayrışma” tehlikesi altındayız. Bu ayrılıklar nedeniyle ülkenin potansiyelini harekete geçirecek birlikteliği sağlayamıyoruz.

Ayrışınca, iç ve dıştaki sorunların çözümü için birleşemiyoruz. Bu da ülkeyi yalnızlığa itiyor.

Büyük bir tehlike içindeyiz. Halbuki Türkiye’nin imkan ve potansiyeli bütün bunların üstesinden gelecek durumdadır. Her alanda yetişmiş insan kaynağımız var. Ancak bu kaynağımız taraftar gibi siyasi partilere dağılmış durumdadır. Bu nedenle sorunlarımızı çözemiyoruz. Bu da yaşam kalitemizi düşürüyor.

Dış güçler denizlerimizdeki enerji kaynakların paylaşımından bizi uzaklaştırmak istiyor.

Yani açıkça TÜRK MİLETİ sanki ortadan kaldırılmak istenmektedir. Tek çaremiz, kendi içimizdeki birlik ve beraberliğin sağlanması ve bir araya gelmemizdir.

Türkiye’nin “Kırmızı çizgilerinde” iktidar ve muhalefetin birlik içinde hareket etmezi zaruridir.

Ben bu birlikteliği sağlayabileceğimize inanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın, kısa sürede bu çağrıyı yapmasını bekliyor ve arzu ediyorum.

Ülkemizin bugün için yaşadığı sorunları bitirecek şartları oluşturabiliriz. Biz ülkesini seven insanlarız.

Tek iş çağrının yapılmasına kalmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, liderliği icabı bu çağrıyı yapacağı kanısındayım.

Gelin sorunlara karşı birleşip güçlenelim. Daha sonra tekrar seçimler yapar kim iktidar olursa ülkeyi yönetmesi için ona destek verelim.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın 20 yıllık bir iktidar tecrübesi var. Vatanın seven bir devlet adamı olarak böyle bir girişimi başlatacağını ümit ediyorum. Büyükelçiler konusunda aldığı kararlardaki isabeti de bunun örneğidir.

Çareler hiç tükenmez. Ancak zaman ve zeminde alınması gereken tedbirleri almak lazım.

Bunlar için rüya mı görüyorsun diyenler olacaktır?

Beka ve vatan sevgisi her şeyin üzerindedir. Vicdan ve gelecek duyguları herkese hakim olacaktır.

Dilerim öyle olur.