Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Güney Anadolu’da tehlike büyüyor, tedbir nerede?

Güney’den haber var… Gaziantep27 gazetesinin sahibi, gazeteci yazar Ökkeş Özekşi “ülke için giderek büyüyen” bir tehlikeyi durmadan yazıyor, ama ilgi yok… Tedbir yok… Aksine “tehlikeyi yaratanlara” iktidardan destek var… Muhalefet ise “arada seslerini duyuran birkaç mensubunun ötesinde” uyuyor… Diyor ki Özekşi; “Tuhaf bir durum yaşıyoruz Gaziantep’te. Biliyorsunuz AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki sözü Suriyelilere getirerek, ‘Şimdi bazı şehirlerde sanayiyi onlar ayakta tutuyorlar. Gaziantep sanayisine gidin yüzbinlerce insan en ağır ve en zor işlerde çalışıyorlar. Kayseri sanayisinde de öyle. İşçi bulamıyorlar, bu adamlar çalışıyor’ diyerek Suriyelileri kastetmişti. Yani açıkça Gaziantep sanayisi Suriyeli çalışan olmasa ayakta kalamaz diyordu. Son derece yanlış bilgilendirmede bulunan Özhaseki, eğer Gaziantep sanayisini iyi araştırsa elbette bunları söylemeyecekti.”
Ve… Gaziantep’teki acı tabloyu anlatıyor; “Sizlerle bir bilgi daha paylaşayım. Gaziantep’te Suriyeli yatırımcılar inanılmaz şirketler kurdular. Ağırlık noktaları ayakkabıcılık. Bu sektör tamamıyla ellerine geçti. Artık Gaziantep ayakkabıcılığı sen sağol. Suriyeliler piyasaya hakim. Sadece ayakkabıda değil Suriyeli üstünlüğü. İnşaat sektöründe de üst sıralardalar. Sıvada, boyada, alçıpan da inanılmaz güçlenmiş durumdalar. OSB’de Suriyelilerin sahibi olduğu 12 fabrika var. Elbette bunların hepsi Suriyeli işçi çalıştırıyor. Özhaseki sanırım bunlara göre konuşmuştur. Diğer fabrikalarda fazla Suriyeli yok. OSB dışında Şahinbey’de Ünaldı mahalllesi ve Saçaklı’da inanılmaz Suriyeli işletmeler var. Esnaf desen zaten birçok mahallede inanılmaz şekilde çoğalıp faaliyet gösteriyorlar. Bu tabloya “Yerelde ‘mesela’ ve ‘en başta’ Gaziantep Sanayicilerinin ihracatçıların itiraz ve feryat etmesi gerekirken”, ne yazık ki, “tık” çıkmıyor ve anlatmaya çalışıyor ki, Özekşi; “Sanayi Odası’ndan ses yok, İhracatçılar Birliklerinden de… Sadece Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım soruna parmak basıyor ve uyarıyor, diğerleri bakıyor ve susuyor!..”
Nedeni de çok acı; zira, “Suriyeliler ucuz işçi, ülkede “tehlike büyür ve yaygınlaşırken” herkes “kârına” bakıyor!..
Biz “Şam’daki camide namaz kılacakken”, Gaziantep’in, Kilis’in, Hatay’ın, Mardin’in fabrikaları, tarlaları, sokakları, mahalleleri Suriyeli doldu, elbette camileri de!..


+++++


Başkan’a mesajım var

Ne yapmak istiyor; İZSU’yu yönetenler?
Sayın Büyükşehir Belediye başkanım Tunç Soyer, yazımın başlığındaki soru sizi şaşırtmasın. Zira, size “ne anlama geldiğini” anlatmak için hemen “İZSU yöneticilerine yıllardan beri sormak istediğim” soruyu da “bu sorunun cevabı” olarak yazayım; “İzmir’in bir Cennet köşesini, Kerbela’ya mı dönüştürmek istiyorlar?”
Ege – Koop kurulduğundan bu yana hem “gazeteci”, hem de yıllardır “Ege-Koop Danışma Kurulu Başkanlığı, Düşünce Üst Kurulu Başkanlığı yaptığımdan” şimdi yazacağım konunun başından sonuna kadar “içinde olduğumun” altını çizerek, “bu sert ve çarpıcı soruyu sormanın hakkım olduğunu” belirtmek isterim.
Yer; Güzelbahçe – Urla arasında 130.000 metre kare üzerinde yapılan 200’e yakın villada 600 yakın TC vatandaşının oturduğu bir cennet…
Ama ne var ki, “nedendir bilinmez” İZSU bu cenneti “susuz bırakmak için” elinden geleni yapıyor ve 8 yıldır 800 metre öteye kadar gelmiş suyu bu siteye bağlamamak için her türlü engellemeyi çıkarıyor…
Acı tablo, Aziz Kocaoğlu başkanın zamanında başladı, “sizin zamanınızda” da devam ediyor, ettiriliyor…
Önce “Eski Eserler ve Anıtlar Kurulu izin vermiyor” denildi. O problem çözüldü. İZSU’nun “Amazonlar yönetiminde, Çevreci Mühendislerin evi hâline getirildiği (Kaç defa yazdım) dönemde” tam bir “yapmama / yaptırma senaryosu” sahneye kondu… “Şunu da yapacaksınız” denildi, o yapıldı, sonra “Bunu da yapacaksınız” denildi, o da yapıldı, sonra “Şu da eksik yapın” dendi, yapıldı, sonra “Bu da eksik kalmış” dendi, yapıldı”, sonra “Şu kadar para yatıracaksınız” dendi, yatırıldı, sonra “Bu kadar daha yatıracaksınız” dendi, yatırıldı, sonra “Yoo şu da eksik, yapın” denildi, yapıldı ve “8 yıl böyle geçti” ve “HÂL” su bağlanamadı/ BAĞLANMADI. Onca insan, çocuk – çocuk, bebek – dede, kadın – erkek tankerlerle taşınan suya mahkum edildi, insan sağlığı düşünülmedi, eller vicdanlara konulmadı ve 800 metre ötedeki su siteye getirilemedi.
Üstelik, Kooperatif’in “Bırakın biz kendimiz yapalım, planı verin, tek kuruş harcamayım, siz denetleyin” önerisine rağmen…
İzmir Büyükşehir’de iki başkan, Kooperatif’te 2 başkan, Genel Müdürlük’te 3 genel müdür süreci… 4 Mevsim Konakları’nda kaç mevsim “susuz” geçti, neden? Evet, neden? Bilen yok… Nedenini anlatan da yok…
Dahası, bana “bu konuda İZSU’nun yetkili Genel Müdür Yardımcısı ile Daire Başkanı’nın bir konuşmasını anlattılar” ki, işte bence “neden” orada yatıyor.
Kooperatif Yönetimi, Siz’den randevu istemiş, görüşürseniz, “bu konuşmayı sorun lütfen” Size anlatsınlar!.. Saygılarımla, Sayın Başkanım…


++++++


ERDEM… VE POLİTİKA
Demokrasi, kendinizin dışında bir başka kişiye ihtiyaç duymaktır. Böylece bir ve beraber olarak olaylar birlikte çözüm bulmaktır. Buna itibar edilmediği takdirde uzlaşma kültürü yok olur. Oysa demokrasi en geniş anlamıyla uzlaşmadır.
Ali Naili Erdem

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?

Nihat Demirkol


+++++++


SÖZÜN ÖZÜ
Gazetelerde haber: “Jirki aşireti temsilcileri, bundan sonra düğünlerde 50 bin TL’nin üzerinde altın ve takı takılmayacağı yönünde karar aldı.
Hımmm, ekonomik kriz Hakkari’ye kadar uzandı, galiba…

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..