Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Geri adım var, ama yok!..

Ülke içinde, ekonomiden, siyasetteki “ağır hakaretli” gerilime, işsizlikten, zamlara, kadın cinayetlerinden, enflasyona, Seçim kanunundan, kamuoyu anketlerindeki gerçeklere, açlık sınırından, yoksulluk sınırına, israftan, 3’er 5’er yerden maaş alan bürokratla, “kapıcıların arabalarından”, Türkiye’nin “otomobilli vatandaş ortalamasında Bulgaristan’ın bile çok gerisinde olduğu” gerçeğine, faiz indiriminden doların fırlayışına, gelen şehit haberlerinden, Suriye çıkmazındaki acı durumumuza kadar pek çok mesele gündemin başından inmezken…
İktidar, “gündemi değiştirmek ve hedef saptırmak için”, ABD başta 10 ülkenin büyükelçilerinin “Osman Kavala” konusunda yaptıkları ortak açıklamayı fırsat bildi, “ağır sözler, hatta hakaretler” ile olayı, “Persona non grata” ilanına kadar taşıdı. “10 elçi istenmeyen adamdı” ve ülkeyi terk etmeliydiler. Ancak, “bunun yapılması”, diplomasi ilkelerine göre “mütekabiliyet dişlilerinin işletilmesi ve Türkiye’nin elçilerinin de ‘persona non garata’ ilan edilerek Ankara’ya gönderilmeleri” ve böylece “Batı’dan kopuş” yolunda büyük büyük bir uçurumun inşası” demekti. Ama ABD’den “Açıklamamız, Viyana sözleşmesine uygundur. İçişlerinize karışmamız söz konusu değildir” açıklamasının gelmesi, İktidar’ı kurtardı; Erdoğan bu açıklamayı “olumlu” karşılamıştı. Yani Persona non grata” ilanı rafa kaldırılmıştı.
İktidar basını Erdoğan’ın “Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” sözlerini manşetlerine taşırken, New York Times “Erdoğan geri adım attı” manşetiyle çıkıyor ve de “Büyükelçilik sitesinde ‘Kavala serbest bırakılmalıdır” açıklaması “silinmemiş” duruyordu. Ne var ki, Avrupa Konseyi’nin AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin Osman Kavala hakkındaki adımlarını gördükten sonra” Erdoğan “Biz bildiğimizi okuruz. Konsey bildiğini mi okur, okusun. Onlar ne okuyor, dinleriz, görürüz. AİHM’inkini de, Konsey’inkini de dinleriz. Dinledikten sonra da biz üzerimize düşeni yaparız. Gereği neyse bunu yapacağız” demesi, New York Times’in manşetinin daha gerçekçi olduğunu gösteriyordu.
Şimdi gözler, ABD’nin “senatörken, ‘Türkiye aleyhine söylemleri ve adımları olan’ yeni büyükelçisinin Ankara’ya gelmesine” ve de Glasgow’da yapılacağı Biden – Erdoğan görüşmesine çevrildi. S – 400 ve F – 16 pazarlıkları ile Kuzey Suriye’deki “PYD / YPG desteği” sorunu masada duruyordu. Halk Bankası’nın ABD’de yargılanması sorunu gibi…
Neler olacak, yaşayıp göreceğiz; dış politikada Türkiye’yi zor günler bekliyor.