Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Devletin malı deniz…

Geçmiş günlerde Halk TV’de İsmail Saymaz’ın Türkiye Taş Kömürü Kurumundaki sağlık raporu skandalı ile ilgili oldukça ilginç bir yazısı yer aldı. İsmail Saymaz’ın ifadesi ile Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndaki sağlık raporu yolsuzluğunun iki ayağı var. Biri TTK’da örgütlü Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) yöneticileri, diğeri ise sahte sağlık raporu veren Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi ve özel bir hastane.

-TTK’da yetkili sendikanın içinde yer aldığı bir organizasyonla hastaneye gitmeyen yüzlerce işçi için binlerce sahte rapor düzenlenmiş, işe gitmeyen işçiler sahte raporlar alarak işe gitmeden yevmiyelerini almışlar, bazıları ise rapor alıp kömür çıkarmak yerine kendi işlerinde çalışırken kurumdan da maaş almaya devam ederek kurumu milyonlarca TL zarara uğratmışlar.

-Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında TTK’nın 308 çalışan hakkında “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık yapmak ve resmi belgede sahtecilikten” 6,5 yıldan 20 yıla kadar hapis istemi ile dava açılıyor. Sahte rapor veren başka hastanelerin de olduğu iddiası dikkate alındığında yolsuzluğun sadece küçük bir bölümü ortaya çıkarılmış durumdadır.

-Bu büyüklükte bir rapor yolsuzluğu aynı zamanda ülkemizde sendikalardaki yozlaşmayı ve kamu kurumlarının ne kadar kötü yönetildiğini de göstermektedir. TTK’daki yönetim zafiyeti, rapor yolsuzluğu için uygun bir zemin hazırlandığından, esas sorumluların bürokraside ve o bürokratları oraya atayan siyasi iktidarda aranması gerekmektedir. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın liyakati dikkate almayan bürokrasi atamaları ve AKP iktidarının enerji politikaları konusundaki vizyonsuzluğu nedeniyle, ülkemizdeki taşkömürü üretimi büyük ölçüde düşmüştür.

1- 1975 yılına kadar taş kömürü ihtiyacının tamamı yurt içi kaynaklardan karşılanmıştır. 1980’li yılların başında ülke toplam taş kömürü üretiminin yüzde 80’i, 1990’lı yılların başlarında yüzde 45’i yerli kaynaklardan karşılanırken günümüzde ülkemizin taş kömürü tüketiminin sadece yüzde 3’ü yerli kaynaklardan karşılanmaktadır.

2- Birinci Dünya Savaşı sürecinde (1914-1920 yılları arasında) Zonguldak’ta yıllık kömür üretim 904 bin tona kadar çıkıyor. 1942 yılından 2020 yılına kadar geçen 78 yıllık süre içinde, Zonguldak’ta 236 milyon ton satılabilir taş kömürü üretimi yapılmıştır. Kömür madenlerinde sadece kazma ve küreğin kullanılarak üretim yapıldığı, mekanizasyonun ve modern ekipmanın üretim faaliyetlerinde kullanılmadığı, 1940-1950’li yıllarda bile yıllık ortalama üretim miktarı 3 milyon tondur. 1974’lü yıllarda ise kurumun yıllık üretimi 5 milyon tona kadar yükseliyor.

3- 2000’li yıllardan itibaren havzada taşkömürü üretiminin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi amacıyla TTK için yeniden yapılanma programı yapılmış ve bu program kapsamında kuruma sağlanan yatırımlarla ana altyapı hazırlıklarının büyük bir kısmı giderilmiştir. 2013 yılından itibaren havza jeolojik koşullarına uyum sağlayacak mekanize teçhizatlar kurum ocaklarında denenmiş ve mevcut durum itibariyle tüm müesseselerimizde en az bir panoda olmak üzere mekanize sistemle üretim başlatılmış ve söz konusu mekanizasyon yatırımları için yüz milyonlarca TL’lik harcama yapılmıştır. Son 15 yılda yapılan yatırımlar ile verimliliğin ve üretimin artırılması hedeflerine karşılık TTK kurumunda her yıl kömür üretimi artacak yerde azalarak, 2020 yılında 712 bin tona kadar gerilemiş, buna bağlı olarak yıllık kömür ithalatımız 38 milyon tona çıkıyor ve taş kömürü ithalatı için 2019 yılında 4 milyar dolar ödüyoruz.

4-a) Mekanik ekipmanların olmadığı, kömür üretiminde sadece kazma küreğin kullanıldığı günümüze göre son derece ilkel şartlarda üretimin yapıldığı,1940-1950 yıllarında çalışan başına üretilen kömür miktarı, günümüzde mekanik sistemlerin devreye girmesine bağlı olarak bile gücünün yerine mekanik ekipmanların yer almasına karşılık 2020 yılında kurumda çalışan başına üretilen kömür miktarının üzerinde yer alması günümüzde TTK’nın ne kadar kötü yönetildiğinin ve çalışma disiplininin olmadığının bir başka göstergesidir.

b) TTK 2020 yılı faaliyet raporuna göre 9.151 personeli bulunan kurumun ürettiği kurumun satış değeri 304 milyon TL’dir. (Aylık çalışan başına kömür üretimi 2.768 TL). 2020 yılı faaliyet raporuna göre kurumun personel gideri ise 1 milyar 321 milyon TL’dir. (Aylık çalışan başına 12.030 TL) Bir başka ifade ile bir çalışanın bir ayda ürettiği kömürün satış bedeli ancak 7 günlük ücretini karşılamaya yetiyor. Çalışanların 23 günlük ücretini ve kurumun kömür üretimi için yaptığı her türlü harcama bizim vergilerimizden ödenmektedir.

c) 2020 yılında 304 milyon TL değerinde kömür üreten TTK kurumunun işletme gideri ise 1 milyar 800 milyon TL, işletme zararı 1,3 milyar TL’dir. Kurum 2.298 TL’ye mal ettiği bir ton kömürü 436 TL’ye satıyor. 1 ton kömürün satış fiyatının maliyete oranı sadece yüzde 19. Bir başka ifade ile kurum 5 TL’ye ürettiği kömürü 1 TL’ye satıyor.

5- Koklaşabilir taşkömürü rezervlerin toplam rezervler içindeki payı yaklaşık yüzde 57’dir. Zonguldak bölgesinde faaliyet gösteren iki demir çelik fabrikasının yıllık kok kömürü ihtiyacı yaklaşık 3 milyon tondur ve bu ihtiyacın büyük bir bölümünün geçmiş yıllarda olduğu gibi yurtiçi kaynaklardan karşılanması mümkündür.

a) 1990 yılında Karabük ve Ereğli demir çelik fabrikalarının 1,3 milyon tonluk kömür ihtiyacı Zonguldak bölgesinden karşılanırken, 2020 yılında söz konusu demir çelik fabrikalarına yapılan kömür satışı 237 bin tona gerilemiş durumdadır. Günümüzde bölgede bulunan demir çelik fabrikalarının kömür ihtiyacının yüzde 8-9’luk bölümü söz konusu fabrikalara 20 bin kilometre uzakta bulunan Avustralya, Kanada ve ABD gibi ülkelerden yüz milyonlarca dolar navlun ücreti ödenerek karşılanmaktadır.

b) Ülkemizde en önemli taş kömürü rezervleri Zonguldak havzasında bulunmaktadır. Havzada bugüne kadar yapılan rezerv arama çalışmalarında toplam jeolojik rezerv 1,513 milyar ton olup, bunun yaklaşık yüzde 48’i görünür rezerv olarak kabul edilmektedir. Zonguldak taş kömürü madenciliğindeki üretim hedefi 10 milyon ton/yıl olarak belirlemiştir. Son yirmi yılda TTK kurumunda kamu kaynaklarından finanse edilen ve günümüz değerleri ile 30 milyar TL üzerindeki harcamaya karşılık (yatırım ve işletme giderlerinin sübvansiyonu) konan üretim hedeflerinin yüzde 10’una ulaşılamamıştır.

Sonuç:

-TTK mevcut sendika ve yönetim yapısı ile kurumun üretimini artırması ve verimli bir işletmecilik yapması mümkün değildir. Zonguldak kömür havzası ile ilgili yeni üretim modellerinin araştırılmasına ihtiyaç vardır .

-Türkiye Demir Çelik fabrikalarına ait demir madenlerinde olduğu gibi, maden ocakları uygun şartlar sağlanarak bölgede çıkarılan kömürün en büyük alıcısı durumunda olan Karabük ve Ereğli demir ve çelik fabrikalarına devredilmeli veya TTK gelirlerini garantilemenin ve giderlerini ödemenin tüm sorumluluğunu alacak herhangi bir büyük özel şirket gibi yeniden yapılandırılmalı, söz konusu demir çelik fabrikalarına şirketten pay ve yönetimde sorumluluk verilmelidir.

Sözün özü: Din istismarcısı AKP iktidarında toplumumuz tam anlamı ile dejenere oldu. Devletin malı oldu deniz, ülkeyi işgal etti, astronomik satıda; “d…z”