Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak

Yeni bir Cumhuriyet bayramına daha ulaştık. Cumhuriyet bayramının bütün bayramlar içinde çok anlamlı ve önemli bir yeri vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ifade eden bu temel bayram, bütün bayramlar ve önemli yıldönümleri içinde başat bir konuma ve işleve sahiptir.
Bu önemli yıldönümünde, Cumhuriyetimizin 98’inci yılını umutla, coşkuyla ve ülkemiz adına yeni beklentilerle kutluyoruz. Bütün dostlarımızın, okurlarımızın ve tüm halkımızın Cumhuriyet bayramını, en içten duygu ve düşüncelerle yürekten kutluyoruz.

98’inci yılın temel karakteristiği

Bu yıldönümünün en önemli özelliği, çok önemsediğimiz Cumhuriyetin 100’üncü yılına iki yıl gibi çok kısa bir zaman dilimi kalmış olmasıdır. Buna koşut olarak, düşünülmesi ve tartışılması gereken; ülkemizin ve halkımızın, Cumhuriyetin 100’üncü yılı gibi çok anlamlı ve önemli bir tarihsel dönemeci, hangi koşullarda yaşayacağıdır.
Cumhuriyetin 98’inci yılını kutlarken, 100’üncü yılı karşılamanın ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılına hazırlanmanın ‘yol haritası’ üzerine kafa yormamız gerektiğini düşünüyoruz. Elbette yalnızca bununla da yetinilmemeli, yeni dönemin ve yeni yolun temel taşları şimdiden döşenmeye başlamalıdır.

Sistem ve düzen sorunsalı

Bugün ülkemizin en temel ve ivedi sorunu, var olan yönetim sisteminde düğümlenmektedir. Getirilen tartışmalı sistemle, Cumhuriyetin temel değerleri ve ülkenin toplumsal genleri ile oynanmıştır. Öncelikle bu alanlarda sağaltım ve yeniden yapılandırma, muhalefetin büyük buluşmasının ön adımları olabilir, olmalıdır. Doğrusu biz de böyle olmasını içtenlikle diliyor ve bekliyoruz.
Bu bağlamda, muhalefet partilerinin ve çevrelerinin önümüzdeki süreçle ilgili hazırlıklarını/çalışmalarını çok önemsiyoruz. Farklı toplumsal kesimlerin ve muhalif çevrelerin temsilcilerinin bu çalışmalara katkı koyup destek vermeleri gerektiğini düşünüyoruz.


Çağdaş ve demokratik Türkiye’yi inşa etmek

Daha yıllar önce, 1930’lu yıllarda, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; “Şahsi yetkilere dayanan şahsi hareketleri önlemenin ve Cumhuriyeti korumanın yolu, çok partili gerçek demokrasiyi kurmaktır…” diyerek hedefi göstermiş (Sinan Meydan’ın Hafıza adlı kitabından aktaran Uğur Dündar- Sözcü/21 Ekim 2021). Bu temel ve öncül görevin günümüzdeki ifadesi, çağdaş ve demokratik Türkiye’nin inşa edilmesidir. Bu somut görev, günümüzde, ülkemizin ve halkımızın içinde bulunduğu koşullardan memnun olmayan tüm kesimlerin önünde boylu boyunca durmaktadır.
Bizce, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girilirken, temel amaç ve görev, ülkenin siyasal ve toplumsal açıdan yeniden yapılandırılmasıdır. Son dönemde bütün alanlarda yaşanan tahribat o kadar büyük olmuştur ki, bu tahribatın giderilmesi/onarılması, ancak çok köklü bir değişim ve yapılandırma ile mümkün olacaktır. Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 37’nci Olağan Kurultayı’nda, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından seslendirilen ‘İkinci Yüzyıla Çağrı’ bildirgesi, bu yeni yapılanmanın önemli ipuçlarını içinde taşımaktadır.


Cumhuriyet ve demokrasi değerleri

Günümüzde muhalefetin ortak paydası, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter yönetsel sistem ve özgürlükçü çağdaş bir demokrasidir. Bu hedef etrafında en geniş kesimlerin iş ve güç birliği sağlanabilir. Cumhuriyet ve demokrasi değerleriyle örtüşen, çağdaş demokratik parlamenter sistemi hedefleyen bir program, muhalefet güçlerinin işbirliğiyle oluşturulup hayata geçirilebilir.
Bu program, öncelikle Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla ve demokrasiyi tüm kurallarıyla yeniden inşa etmeyi amaçlamalıdır. Ülkenin ve halkın can alıcı sorunlarına çözümler getirmelidir. Bir başka temel mesele, ülkenin bozulan ekonomik ve sosyal dengelerinin yeniden oluşturulmasıdır.

100’üncü yıl hedefleri ve tezleri

Son yıllarda ülkenin sınıfsal ve toplumsal ilişkilerinde, dar gelirli ve yoksul kesimler aleyhine çok büyük bozulmalar meydana gelmiştir. Gelir dağılımı adaletsizliği artmış, ekonomik ve sosyal sorunlar tırmanmıştır. Muhalefet, ‘100’üncü yıl hedefleri’ bağlamında, bu sorunların çözümünü de gündemine almalıdır. Bu da ancak ‘sosyal devlet ve demokrasi’ odaklı bir yaklaşımla mümkün olacaktır. Bu yaklaşım, aynı zamanda, Cumhuriyetin 100’üncü yılı bağlamında düşündüğümüz ve önerdiğimiz, bütüncül ‘100’üncü yıl tezleri’nin önemli bir ayağı ve temel dayanağı olmalıdır.
Çağdaş ve demokratik Türkiye’nin yeniden inşası, en geniş muhalefet kesimlerinin Cumhuriyetin 100’üncü yılı için temel hedefi olarak düşünülmelidir. İşte önerdiğimiz ‘100’üncü yıl tezleri’, bu büyük düşünsel ve eylemsel seferberliğin manifestosu olarak değerlendirilebilir.