Melih Sebastien Durmuş: “Pandeminin etkileri 2022’de artarak devam edecek”

TÜGİAD Ege Şubesi Başkanı: İzmir bugüne kadar ne yazık ki arzuladığı yatırımları alamadı. Sanayi alanında da teşvikli bölge olmadığımız için hızlı bir büyüme trendi yakalamak üzere tüm gücüyle çalışıyor. İzmirli iş insanları da agresif büyümeyi tercih etmiyorlar. Tüm bunlara rağmen İzmir yavaş ama sağlıklı büyümesini sürdürüyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Melih Sebastien Durmuş… Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Ege Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı…

Fransa’ya yerleşen Türk bir baba ve Fransız bir annenin çocuğu olarak, Fransa’nın Paris kentinde dünyaya gelen Durmuş, ailesinin Türkiye’ye dönmeye karar vermesi ile birlikte eğitim hayatını İzmir Özel Tevfik Fikret okullarında sürdürdü. Ailesinin Türkiye’ye dönüş kararına dair, “Önümüzde üç seçenek vardı: İstanbul, Ankara ve İzmir” diyen Durmuş, İzmir’i tercih etme sebeplerinin, İzmir’in diğer şehirlere nazaran, sakin ve modern bir şehir olması ve kentte çağdaş insanların yaşaması olduğunu söylüyor. 

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olmasının ardından kendi kurduğu Boyamak firması ile iş hayatına adım atan Durmuş, tecrübe kazanmasının ardından aile şirketleri, Altekma’ya dâhil oldu.

Durmuş, finans alanında kendini geliştirmek için Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Finans yüksek lisansı yaptı.

Okul yıllarında voleybol takımında yer alan Durmuş, senelerce oynadığı voleybolu bırakamayarak Altekma Spor Kulübü’nün başkanlığını üstlendi ve görevine 9 yıldır devam ediyor.

Sivil toplum kuruluşlarında etkin olarak görev alan Durmuş, 2 yıldır TÜGİAD Ege Şubesi Başkanlığını yürütüyor.

Melih Sebastien Durmuş, İzmir’in en büyük eksikliğini şu sözlerle dile getiriyor: “İzmir’in çok büyük bir potansiyeli var. Özellikle turizm ve sanayide potansiyelimiz büyük ama potansiyelimizi her zaman hayata geçirme konusunda şansızlıklarımız oluyor.

Pandemi döneminin etkilerinin 2022’de artarak devam edeceğini belirten Durmuş, “Tedarikçilerim 2021’i arayacağımızı söylüyor, hangi malzemeyi buluyorsanız, fiyatına bakmayın alın diyorlar. Yoksa malzeme bulunamayacak. Parasını versek dahi bulamayacağımız bir noktaya gittiğimizi söylüyorlar. Uluslararası yakıt, elektrik, emtia fiyatlarına bakıldığı zaman dünya farklı bir noktaya doğru gidiyor. Biz de üretici olarak endişeliyiz” diyor.

TÜGİAD Ege Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı ile derneklerini, hayata geçirdikleri çalışmaları, pandeminin sanayiciye etkisini, ekonomiyi konuştuk.

Kendinizden bahseder misiniz? Melih Sebastien Durmuş kimdir?

Fransa doğumluyum, Kayserili bir baba ve Fransız bir annenin çocuğuyum. Altekma Group şirketlerinin de yönetim kurulu başkan yardımcısıyım. TÜGİAD Ege Şubesinin 2 yıllık başkanıyım ama 5 yıldır TÜGİAD üyesiyim. TÜGİAD Genel Merkezde de Yönetim Kurulu üyesiyim.  Altekma, yol güvenliği sektöründe faaliyet göstermektedir.  Torbalı’da 3 üretim tesisimizde 500 kişiye istihdam sağlıyoruz.  Yol çizgi makinaları, yol çizgi boyaları ve trafik levhaları üretiyoruz. Altekma Spor Kulübü Derneği’nin de 9 yıldır başkanıyım. İzmir Tevfik Fikret Lisesi Mezunlar Derneği’nin kurucularındanım.  Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Mezunlar Derneği’nin de yönetim kurulundayım. Bunun dışında üyesi olduğum dernekler ve spor kulüpleri de var. Evliyim ve 1 kızım var.

Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Kulübü’nün kurucularındanım ve üç sene başkanlığını yaptım. 15 sene önce kurduğumuz İşletme Kulübü, sadece İzmir’in değil Türkiye’nin en büyük ve aktif kulüplerinden biridir. Onlarla da hala aktif şekilde çalışıyorum, başkanları ile iletişim halindeyim. Bizim şirketimizde de onlara staj ve iş imkânı sağlıyorum. 

TÜGİAD ile yollarınız nasıl kesişti?

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) ile fabrikalarımızdan birinin açılışına, O dönemki TÜGİAD Ege Şubesi başkanı Hüseyin Canpolat’ın gelmesi ve bana derneği anlatması sonucu tanıştım. TÜGİAD’ın ulusal ve uluslararası bir dernek olması ilgimi çekti. Şirketimin, hem ulusal hem uluslararası iş yapması sebebiyle ben de TÜGİAD’a dahil olma kararı aldım.  5 sene önce üye oldum. Sicil disiplin kurulu ve yönetim kurulunda görev aldım. Daha sonra başkan yardımcılığı görevine seçildim. Son olarak da arkadaşlarımın desteğiyle Ege Şubesi başkanlık sürecim başlamış oldu.  Başkanlık dönemime pandemi denk geldiği için imkânlar çerçevesinde faal olmaya gayret ettik ve bu süreçte bölgemizin en etkin çalışmalar yapan derneklerden biriydik. Sağlık koşulları dikkat edilerek çoğu etkinliğimizi online olarak gerçekleştirdik.

“Derneğimiz 35 yaşında”

Neden TÜGİAD ’da yer almayı tercih ettiniz?

Yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan ve tüm Türkiye’nin her noktasında çalışan bir şirketim olduğu için sadece bölgemizde olan bir derneğe üye olmanın yeterli olmayacağını düşündüm çünkü çok fazla seçenek var. Derneğimiz, 35 yaşında. Türkiye’nin ilk genç iş insanları derneği ve hiçbir konfederasyona da bağlı değil. Bağımsızlığı ve kendini ifade ederken özgür olması açısından bu dernekte yer almamın daha doğru olduğunu düşünüyorum.

TÜGİAD neler yapıyor? Ana hedefi nedir?

TÜGİAD 800’e yakın üyesi olan, 50 milyar dolar iş hacmi olan, Türkiye’nin en eski Genç İş İnsanları Derneği olarak kurulmuş bir oluşum. Turgut Özal’ın döneminde bakanlar kurulu imzasıyla Türkiye ismini almaya hak kazanmış, şu an iş insanları örgütleri içinde Türkiye ismini almış tek dernektir. Tüm Türkiye’yi kapsayan, Türkiye’yi de uluslararası platformlarda temsil eden bir dernek. Yurt içinde değil yurt dışındaki konfederasyonlara bağlıyız, orada Türkiye’yi temsil etme şansı yakalıyoruz.

TÜGİAD, G20 Genç Girişimciler İttifakı’nda (G20 YEA) Türkiye’yi temsil eden tek sivil toplum kuruluşu olmasının yanı sıra, Avrupa Genç Girişimciler Konfederasyonu (YES for Europe) Başkanlığı ve Avrupa’da 11 ülkeden 300 binden fazla girişimciyi temsil eden Avrupa Birliği Genç Girişimciler Organizasyonu (JEUNE) Başkan Yardımcılığı görevlerini yürütüyor. TÜGİAD’ın 4 şubesi ve genel merkez ile beraber 13 yurtdışı temsilciliği de bulunmaktadır.

Başkanlık döneminizde hayata geçirdiğiniz, süregelen ve yapmayı planladığınız projeleri paylaşır mısınız?

Ege Şubesi olarak kuruluşundan bugünlere her geçen gün şubemizin üye sayısını arttırdık ve birçok farklı faaliyet gerçekleştirdik. Üye işyeri ziyaretleri ve protokol ziyaretleri gerçekleştirdik. Ayrıca farklı konuları, alanında uzman kişilerle yaptığımız eğitimlerde işliyoruz. Etkinliklerimize gelen üyelerimiz, kişisel gelişimleri çerçevesinde ciddi anlamda yararlanıyorlar. Pandemi döneminde bu toplantılara online olarak devam ettik. Devletin pandemi kurallarını esnettiği dönemlerde yüz yüze etkinlikler de gerçekleştirdik. 2020 Eylül’de Çeşme’de bir etkinlik gerçekleştirdik. Orada 4 önemli konuşmacıyı ağırladık. Ekonomist Erkin Şahinöz ve Murat Sağman, Dış Politika Uzmanı olarak da Gürkan Hacır ile Metehan Demir’i ağırladık. Pandeminin başlamasından çok kısa süre önce de Mahfi Eğilmez hocayı misafir etmiştik. Haziran ayında da Fethiye’de bir etkinlik yaptık. Son olarak da Ekim 2021 de Murat Sağman, Güldem Atabay ve Prof. Dr. Yaşar Uysal ile 2022’deki ekonomi beklentilerini konuştuk. Toplantımızın açılış konuşmasını da EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar gerçekleştirdi.

“Tedarik zinciri çok ciddi zarar gördü”

Pandeminin etkileri iş dünyasına nasıl yansıdı?

Dünyada tedarik zinciri çok ciddi manada zarar gördü. Örneğin, yıllara dayanan küçük küçük adımlarla oturmuş arz / talep dengeleri vardı. Pandemi ile bunlar keskin bir şekilde birden değişti. Mesela pandemi ile uçakla seyahat talebinin azalması doğal olarak uçak yakıtına eskisi kadar ihtiyaç olmamasına neden olmuştur… Uçak yakıtı üretiminde yapılan proseslerde ham petrolden uçak yakıtına geçişte elde edilen başka ham maddeler üretilmekteydi. Bunların üretimi de uçak yakıtı ile beraber azalmış oldu. Bu hammaddelerin kullanıldığı başka ürünler de böylece doğrudan etkilenmiş oldular. Bu durum birçok üründe gerçekleşti, ani bir talep azalması olunca, genel anlamda bir tedarik problemine neden açtı. Kimse satamayacağı bir şeyi üretmedi, bazı ürünler feda edildi, onların kullanıldığı birçok ürün de feda edilmiş oldu. Bu da her şeyde fiyat artışına sebep oldu. Şu an Dünyada plastik malzemelerinden, alüminyumuna kadar platinyumundan çeliğine kadar birçok hammaddelerde ciddi artışlar var. Bu keskin talep düşüşü bir sıkıntıya daha yol açtı. Bu süreçte navlunlarda çok ciddi bir artış yaşandı. Çin’den yaklaşık 1200 dolara getirttiğimiz 20’lik konteynerler, şu an 7-8 bin dolar. Hem ürün bulamadık hem de fiyatlar en az iki kat arttı. Çelikte üç kat arttı. Bulabilen de çok pahalıya aldı ve üretim maliyetini etkiledi. İnsanlar hammadde bulamayacağım diye korktu, bulduğunu almaya çalıştı ama aslında maliyetimizi artırmış olduk.

Dünya, pandemiye 5 tane farklı stok ile yakalandı. İlk olarak hammadde üreticisinin elinde stok vardı.  İkinci olarak hammaddeyi işleyende stok vardı ve üçüncü olarak ülkeye bu hammaddeyi dağıtanda stok vardı. Dördüncü olarak alt bayilerde stok vardı. Son olarak da üreticinin de elinde stok vardı. Pandemi başlangıcında 5 ayrı noktada stok vardı ama bunlar da zamanla bitti. Piyasada hammadde stoku çok azaldı. Bu nedenle fiyatlar da stoksuzluktan arttı. Ben aylık 200 ton ihtiyacım olan hammaddeyi, 60 ton zor buluyorum. Fiyatı da geçen sene 1.90 dolardı, bu sene 3.80 dolar.

“Yurtiçi mi yoksa yurtdışı mı?”

Pandeminin etkileri sizce ne kadar süre daha devam edecek?

Tedarikçilerim 2021’i arayacağımızı söylüyor, hangi malzemeyi buluyorsanız, fiyatına bakmayın alın diyorlar. Parasını versek dahi bulamayacağımız bir noktaya gittiğimizi söylüyorlar. Uluslararası yakıt fiyatlarına, elektrik, emtia fiyatlarına bakıldığı zaman dünya farklı bir noktaya doğru gidiyor. Biz de üretici olarak endişeliyiz.

Şöyle bir fırsat da oldu; bazı ülkeler, önce kendi ülkem için üreteceğim diyerek ihracatını kapattı. Bizim ürettiğimiz bazı ürünler için, bu zamana kadar bize telefon dahi açmamış olan, belki haritada göstermekte bile zorlanacağınız bazı ülkelerden talepler geldi. Çünkü Avrupa ben size veremem benim önceliğim, ülkem ya da komşu ülkem dediği için oradaki insanlar da farklı arayışlara girdiler ve bize ulaşması çok zor olan ülkeler ile ticaret yaptık. İhracatı büyütmek anlamında Türkiye için bir fırsat oldu ama hammadde bolluğu olmadığı için orada da sürdürülebilirlik yaratmak da beraberinde bir tercih yapmayı gerektirecek.

2022 için Yurt içine mi yoksa yurtdışına mı satalım diye bir tercihte bulunmamız gerekecek. Yurtdışından da yurtiçinden de ciddi bir talep var. İkisini karşılayacak hammaddeyi bulamayacağımızı düşünüyoruz, keşke bulsak da ikisini birden karşılasak…

“İzmir yavaş da olsa sağlıklı büyüyor”

İzmir ve Ege Bölgesi ekonomisine dair değerlendirmenizi paylaşır mısınız?

İzmir, bence çok avantajlı bir şehir. Ailemle, Paris’ten buraya taşındığımızda, 3 seçeneğimiz vardı; İzmir, İstanbul ve Ankara. İzmir’in diğer ikisine göre, sakin ve modern bir şehir olması çağdaş insanların olması bizim tercih sebebimiz oldu. İzmir’in farklı potansiyelleri var. Ancak İzmir bugüne kadar ne yazık ki arzuladığı yatırımları alamadı.  Sanayi alanında da teşvikli bölge olmadığı için çok hızlı bir büyüme trendi yakalayamadı. İzmirli iş insanları da agresif büyümeyi tercih etmedikleri için İzmir yavaş ama sağlıklı büyümesini sürdürüyor.

İş hayatında gençlerin kendini göstermesi, iş hayatına nasıl yansıyor? Z kuşağı konusunda görüşünüz nedir?

Gençlerle çalışmayı seviyorum. Bizler Y kuşağıyız, işimize daha bağlı insanlar olarak yetiştik ama Z kuşağı bu anlamda tercihini çabuk değiştirebilen, hızlı kararlar verebilen, bağlılığı daha az olan bir kuşak. Onların kaygılarını da anlıyorum fakat çalıştıkları şirketleri, kendi şirketleri gibi benimseyen bir nesil değil. Ama şirketler de buna alışacak, kendilerini geliştirecekler. Farklı modeller geliştirmek zorunda olacaklar. Z kuşağıyla sürdürülebilir bir işbirliği için formüller bulacaklarını düşünüyorum. Z kuşağından beklentim çok fazla fakat onların kuşağı iş dünyasına daha yeni dâhil oluyor. Zekâlarından ve yaratıcılıklarından hiçbir şüphem yok. Yeni dijital çağda iş dünyasıyla ilk buluşma olarak değerlendirilebilir. Y kuşağı olarak biz kendimizi gösterdik ve birçok başarılı yönetici ve iş insanı çıkardık ama onların da tam başarmaları için daha 5-10 yılı var diye düşünüyorum.