Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dindar Anayasa?

Hızla eridiğinin farkında olan; güvenilirliğini kaybeden iktidar, 20 yıldır yaptığı gibi yine din istismarı yolunu seçmiştir. Toplumun büyük bölümünün, okuyup araştırmayan, kulaktan dolma bilgilerle yetinen, kolayca aldatılan yapısına güvenerek, şimdi de “‘Dindar Anayasa’ olmalı” demeye başladılar.

1- Zannedersiniz ki, kendileri sütten çıkmış ak kaşıktır? İktidarı süresince, dini politikaya alet etmemişlerdir? Yüce dinimizi tüm milli ve manevi kavramları, toplumun tüm yapısını, dejenere etmemişlerdir? Camileri parti şubesi haline getirmemişlerdir? ABD’nin “ılımlı İslam” projesini uygulamamışlardır? İnsanları dinden soğutmamışlar, çok kötü örnek olmamışlardır? Ve neticede; Türk toplumunun İslami vasıflarını yok etmemişlerdir? Şia, Vehhabilik ve Selefiliği ön plana çıkarmamışlardır?

2- Kuran-ı Kerim’e ve Hadis-i Şeriflere sırt çevirenler; dindar anayasaya mı uyacaklardır?

3- Kaldı ki; Yüce kitabımız, genel (evrensel) kuralları koyar. Detaya girmez. Aksi halde, 600 sahife değil, 60 bin sahife olsa yetmezdi. İktidar bu güzel kurallara uygun davransa ne Anayasa’ya ne de detaylı kanunlara gerek kalmazdı. R

a) Sevgili Peygamberimiz (SAV), “Ben güzel ahlakı tamamlamak için görevlendirildim.” diyor. Bunun içinde; adil olmak, dürüstlük, cömertlik, kul hakkına saygı, iyi komşuluk, yardımseverlik, çevreye saygı, hayvanlara sevgi, temizlik, güler yüzlü ve tatlı dilli olmak, israftan/ lüks ve gösterişten kaçınmak, gıybet/iftira/dedikodu ve yalandan uzak durmak/tam anlamı ile edepli olmak/Kadına şiddet uygulamamak ve haklarını vermek/gurur kibir ve enaniyetten kaçınmak, söze sadakat, vefalı olmak, tevazu, çalışkanlık, hak etmediğini talep etmemek, hoşgörü, nezaket, sabır ve şükür, ihlas haya (utanma duygusu), basiret/feraset ve fazilet, borca sadakat, alacaklı olduklarımıza karşı müsamaha, az ve öz konuşmak, tok gözlülük, vatanperverlik, anaya, babaya ve yakınlara saygı ve ihtimam, herkese sevgi ile yaklaşmak, dünya hırslarının esiri olmamak, fitne kin ve haset duygularından arınmak, saçı bitmemiş yetim konusunda hassas olmak, şahsiyet sahibi olmak, her yerde ve her zaman doğruları savunmak, kesinlikle dalkavukluk yapmamak, bölücülük ve ayrımcılıktan uzak durmak, iyi insanlarla dost olmak, cahillerden ve çıkarcılardan uzak durmak, çalışanların hakkını hemen ve adil biçimde ödemek, edepli olmak vb. çok sayıda haslet kastedilmektedir. Peki toplum ve iktidar olarak, bu güzelliklere sahip miyiz? Dinimizin ısrarla istediği, istişare ve emaneti ehline vermek emirlerine niçin uymuyoruz?

b) Yüce kitabımız en yoğun biçimde, okumayı, araştırmayı, ilim sahibi olmayı, tefekkürü, (700 yerde) aklımızı kullanmayı, devamlı gelişmeyi (iki günün bir olmamasını) emretmektedir. Peki nedir bu koyu cehaletimiz? Nedir bu politikacılara böylesine bağlanmamız? Cemaatçiliği ve partizanlığı, dinimizin önüne koymamız? Şirk günahına, burnumuza kadar batmış olmamız? Aklımızı kullanmayışımız? Dünya çıkarları için, ahiretimizi satmamız? Kula kulluk etmemiz?

c) Dinimiz, Şirk’i, kula kul olmayı, faizi, alkolü, uyuşturucuyu, kumarı, fuhuşu, domuz etini, zinayı, cinsi sapıklığı, fitneciliği, münafıklığı, bölücülüğü, iftirayı, hakareti, yalanı, gıybeti ve dedikoduyu, lüks, israf ve gösterişi, rüşveti, torpili ve kayırmacılığı, her türlü yolsuzluğu, hilekârlığı, dolandırıcılığı, ihtisası, kalpazanlığı, kaçakçılığı, irtikabı, gaspı, hırsızlığı, muta nikahını, baskı ve zulmü, çocuk gelinleri, ensest ilişkileri, cehaleti, aç gözlülüğü, nankörlüğü, çok bilmişliği, saygısızlığı, nankörlüğü, haksız yere adam öldürmeyi, kadına şiddeti, çevreye ve hayvanlara zarar vermeyi, gurur ve kibri, kul hakkına el uzatmayı, haramzadeliği, dini çıkarlara alet etmeyi, uydurma hadis ve fetvaları, adaletsizliği, vefasızlığı, söze sadakatsizliği vb. çok şeyi yasaklamıştır.

-Peki niçin bu saydıklarımı ve daha fazlasını devamlı olarak yapmaktayız. Günahları hiçe hiçe saymaktayız? Nedir bu yüz kızartıcı tablomuz? Nedir bu toplumun hali? Nedir bu “yap-işlet” soygunları, ihale yolsuzlukları, kamu malı yağmaları, aleni hale gelmiş rüşvet uygulamaları, dalkavuklara ödenen astronomik ücretler? Ve adaletsizlikler? Cemaat, vakıf, dernek vb. rezaletleri? Lut kavmini aşan günahlar? Nerede ilim kültür ve sanat? Nerede vergisini tam ödeyenler, zekat/fitre/sadaka/Karz-ı Hasen gibi görevlerini layıkıyla yerine getirenler? Niçin İslami indekste 153 ülke içinde 95. Sıradayız?

-Yüce Rabbim (cc); sen İslamiyet’i, bu tür Müslüman geçinenlerden ve din tacirlerinden muhafaza buyur. Hepimize güzel ahlak, fazilet, basiret ve feraset sahibi olmayı lütfet…