ESİAD, Avrupa Komisyonu Türkiye Raporu’nu değerlendirdi

Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (ESİAD) Avrupa Komisyonu 2021 Türkiye Raporu ile ilgili mesaj yayımladı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Raporu, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine geri dönüşü için bir araç olarak değerlendiren ESİAD, şu açıklamayı yaptı:

Tarihsel bir geçmişe sahip olan Türkiye-AB ilişkileri, katılım müzakerelerinin yanı sıra köklü bir ortaklık hukukuna dayanmaktadır. AB’ye üyelik hedefi, Türkiye için muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma yolunda belirlenmiş stratejik bir hedeftir.

Ancak, 2016 yılından bu yana hiçbir ilerleme kaydedilemeyen katılım müzakereleri fiilen durma noktasına gelmiştir. Bu durum  Haziran 2019’da AB Konseyi tarafından da resmen teyid edilmiştir. Son dönemde AB, Türkiye ile ilişkilere sadece göç ve güvenlik/dış politika penceresinden bakmaya başlamıştır.

Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan bu tıkanıklığa rağmen Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan 2021 Türkiye Raporuna önem atfetmek gerekmektedir. Raporda, Türkiye’nin AB’ye katılım hedefi konusunda dile getirdiği kararlılığı reformlarla desteklemediği, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargının bağımsızlığı başta olmak üzere birçok alanda ciddi gerileme gösterdiği vurgulanmaktadır. Ekonomik kriterler bağlamında özellikle piyasa ekonomisinin işleyişi konusunda getirilen eleştirilerin, Ekonomik ve Parasal Politika, İşletme ve Sanayi Politikası gibi fasıllardaki uyum durumuna da yansıdığı ve geriye gidiş olarak değerlendirildiği görülmektedir. 

Raporda yer alan eleştirilerin en doğru şekilde analiz edilerek, Türkiye tarafından uyum konusunda gerekli adımların atılması, Türkiye-AB ilişkilerindeki kısır döngünün kırılmasını ve sürecin lehimize işlemesini beraberinde getirecektir. AB’nin bir takım siyasi saiklerle getirdiği yapıcı olmayan eleştirilerine karşı verilecek en iyi cevap ise, Türkiye’nin geçmiş dönemlerde tam üyelik yolunda izlediği kararlı ve istikrarlı politikaya geri dönmesidir.  

Ülkemizde gerçekleştirilen siyasi, ekonomik ve sosyal reformların, Ekim 2005’de AB ile katılım müzakerelerine başlanmasının yolunu açtığı ve Türkiye’nin uluslararası sistemdeki yerinin güçlenmesinde öncü rol oynadığı hatırlanmalıdır. AB’ye uyum perspektifiyle, demokrasiden temel haklara, işleyen bir piyasa ekonomisinden sanayiye, tarımdan çevreye, enerjiden gıda güvenliğine kadar günlük yaşamın her alanını ilgilendiren uyum çalışmaları esas itibarıyla Türkiye’yi evrensel standart ve uygulamalara taşımakta, vatandaşlarımızın yaşam standartlarının yükseltilmesini sağlamakta, ülkemizin uluslararası rekabet gücünü, saygınlığını ve güvenilirliğini artırmaktadır.

Öte yandan küresel düzende güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik rekabetin artığı bir dönemde Türkiye-AB birlikteliğinin ve Türkiye’nin de yer aldığı bir genişleme perspektifinin AB’nin gücünü artıracağı tartışmasızdır. AB’nin iklim-nötr ilk kıta olma hedefi çerçevesinde Avrupa Yeşil Mutabakatının hayata geçirilmesinde Türkiye ile güçlü bir işbirliği içinde olması, AB’nin uluslararası sistemde liderlik rolünün güçlenmesine de katkı sağlayacaktır. Yeşil Mutabakata uyum amacıyla Türkiye’nin yapacağı çalışmalar ise, AB’ye uyum konusunda yeni bir pencere açarak sürecin canlanması için bir fırsat teşkil edecektir.

Türkiye-AB ilişkilerinde en önemli beklentilerimizden biri de AB’nin üzerine düşenleri yaparak gümrük birliğinin güncellenmesi müzakerelerini bir an önce başlatmasıdır. Covid-19 kriziyle birlikte ortaya çıkan tedarik zincirlerindeki bozulma,  Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Gümrük birliğinin güncellenmesi karşılıklı menfaatlerimiz açısından önemlidir. 

2021 Türkiye Raporu sonrasında hem ülkemizin hem de AB’nin ortak geleceği için Türkiye-AB ilişkilerinde işbirliğinin ve sağduyunun hakim olduğu yeni bir döneme geçilmesi ve her iki tarafın da yapıcı bir yaklaşımla karşılıklı taahhütlerini yerine getirme yönünde çaba sarfetmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu bağlamda, fasılların müzakereye açılıp açılmadığına bakılmaksızın; reformlara geri dönülmesini, somut, yapıcı ve tutarlı adımlar atılmasını, uyum çalışmalarının, ciddi, planlı ve kararlı biçimde sürdürülmesini Türkiye’nin geleceği için elzem görüyoruz. Zira, Türkiye için önemli olanın, AB sürecinin yarattığı itici güç sayesinde her alanda çağdaş standartlara ulaşılması ve vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye’nin AB yolunda ilerleme sağlamaya devam etmesini, AB’nin ise Türkiye ile ilgili olarak son dönemde sergilediği bakış açısını değiştirmesini ve genişleme perspektifine Türkiye’yi de dahil ederek katılım sürecinin gereklerini yerine getirmesini temenni ediyoruz.