‘Geç gelen adalet, adalet değildir’

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Düşüncesi, yaşam tarzı, siyasi felsefesine bakmadan herkesin en saygın bir şekilde muamele görmesi, en temel hakkıdır” dedi. "Geç kalmış bir karar dosyayı sona erdirmiş olsa bile adaleti tecelli ettirmiş sayılmaz" ifadelerini kullanan Gül, şöyle devam etti: "Geç gelen adalet, adalet değildir."
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Her alanda olduğu gibi adalet alanında da zaman, oldukça önemlidir. Geç kalmış bir karar dosyayı sona erdirmiş olsa bile adaleti tecelli ettirmiş sayılmaz. Hatta bu karar doğru bile olsa geçen sürede o gidip gelişlerin, kaygılı bekleyişlerini ve psikolojisini onarmaya yetmeyecektir. Bunun için geç gelen adalet, adalet değildir diyoruz” diye konuştu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bugün Kayseri’de yapılan Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasında yargı reformuna da değinen Gül, “Bu yasama döneminde hem yargı reformu strateji belgesinde hem de insan hakları eylem planında kanunla düzenlenmesi gereken alanların yürürlüğe gireceğine inanıyoruz. Yargı milletin yargısıdır. Yargı asla el uzatılacak bir yer değildir” ifadelerini kullandı.

Gül, şunları söyledi:

“Reform yolculuğumuz kararlılıkla devam etmektedir. Özellikle toplumun tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek hazırladığımız yargıya dönük strateji belgelerimiz burada önemli bir unsurdur. Güven veren ve erişilebilir bir adalet amacını gerçekleştirmek için, hazırladığımız yargı reformu strateji belgesi 2023’e kadar yargıdaki aksaklıkları, eksiklikleri tespit ederek adım adım uygulamaya geçirmeye yönelik bir politika belgesini bu konuda büyük bir kararlılıkla devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıklanan bu belge ve yine özgür birey, güçlü toplum ve daha demokratik bir Türkiye hedefiyle hazırladığımız eylem planı da yine uygulamaya devam etmektedir. Özellikle meclisimizin açılmasıyla birlikte bu yasama döneminde hem yargı reformu strateji belgesinde hem de insan hakları eylem planında kanunla düzenlenmesi gereken alanların yürürlüğe gireceğine inanıyoruz. Yargı milletin yargısıdır. Yargı asla el uzatılacak bir yer değildir.”

‘Herkesin En Saygın Bir Şekilde Muamele Görmesi En Temel Hakkıdır’

Burada yaptığı açıklamalarda, “Herkesin insan onuruna yaraşır bir şekilde muamele görmesini sağlama mecburiyeti de üzerimizdeki sorumluluklardan biridir” ifadelerini kullanan Gül, “Türk milleti adına karar veren yargının, Türk milletinin her mensubuna, ne olursa olsun… Düşüncesi, yaşam tarzı, siyasi felsefesine bakmadan herkesin en saygın bir şekilde muamele görmesi, en temel hakkıdır. Bunu da elbette sizler yerine getiriyorsunuz” diye konuştu.

Gül’ün açıklamalarından satır başları şöyle:

“Dünyada, insan ve toplum hayatında değişmeyen tek şey, değişimdir. Zaman geçer, devran döner, toplumlar değişir, gelişir. Kanunun sözü, yerli yerinde dursa bile o sözün tekabül ettiği sosyal gerçekler bambaşka bir yere evrilir. İlkeler ve değerler elbette zaman ötesidir. Ne olursa olsun ilkeler, değerler yerindedir, kalıcıdır ama onların dışında kalan kural kümeleri, gün gelir zamana yenilir. Zamanın akışı, toplumsal ihtiyaçları öncelik ve hassasiyetleri değiştirir. İşte bu değişime ayak uydurmanın yolu, reformlardır, yenilik iradesidir, çağı ve toplumsal beklentileri yakalamaktır. Bu sebeple insanımıza dokunan her konuda vatandaşlarımızın hukuk standartlarını daha ileriye, daha yukarıya taşıyacak her alanda reform irademizi ortaya koymaya devam ediyoruz. Reform irademizin kaynağını ise milletimizin talep ve beklentileri oluşturmaktadır. Bu beklentilerin en başında da elbette yargısal adalet gelmektedir.

Adalet, insanlığın, yeryüzünün kurulduğundan beri en kadim en kıymetli arayışıdır. Bu kutlu arayışın adresi de adliyelerdir. Adliyeler, adaletin kapısıdır. Adliyelerin kapısını sonuna kadar adalete açacak olan da sizlersiniz. Böyle ulvi bir mevkide, meslekte bulunmak, sizler için büyük bir onur vesilesidir. Bu onur, aynı zamanda ciddi bir sorumluluğu da sizlere yüklemektedir. Bu sorumluluk, adliyenin kapısından giren herkesin hakkına erişeceği hususunda bir tereddüt dahi yaşatmama mesuliyetidir. Kayseri adliyesinin kapısından giren bir vatandaşımız, ‘Ben burada adalete erişeceğim hiçbir tereddüdüm yok’ diyerek o kapıdan girmeli ve o kapıdan aynı duyguyla da çıkabilmelidir.

Her alanda olduğu gibi adalet alanında da zaman, oldukça önemlidir. Geç kalmış bir karar dosyayı sona erdirmiş olsa bile adaleti tecelli ettirmiş sayılmaz. Hatta bu karar doğru bile olsa geçen sürede o gidip gelişlerin, kaygılı bekleyişlerini ve psikolojisini onarmaya yetmeyecektir. Bunun için geç gelen adalet, adalet değildir diyoruz” dedi. “Her alanda olduğu gibi adalet alanında da zaman, oldukça önemlidir. Geç kalmış bir karar dosyayı sona erdirmiş olsa bile adaleti tecelli ettirmiş sayılmaz. Hatta bu karar doğru bile olsa geçen sürede o gidip gelişlerin, kaygılı bekleyişlerini ve psikolojisini onarmaya yetmeyecektir. Bunun için geç gelen adalet, adalet değildir diyoruz. Çünkü geciken adalet caydırıcı olma özelliğini de yitirecektir. Mağdurun hakkını almasını anlamsız hale getirecektir. Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biridir. Bu sayede adalet sistemlerinin kalitesini, yargı hizmetinin iyi işleyişini test edebiliriz. Türk yargısı, Türk milleti adına karar vermektedir. Türk milletinin de yargıdan beklentisi ‘benim mağduriyetimi geç olmadan sona erdir. Adil bir karar ver ve bunu da makul bir sürede ver.’ Geç gelen adalet, adalet değildir. Kararı verdiniz ama adil değilse o da adalet değildir. İki tane temel beklentisi var, ‘Benim kararımı gecikmeden ver. Benim mağduriyetimi gecikmeden gider. Benim gözyaşımı, benim haksızlığa uğramamı gecikmeksizin telafi et. Verdiğin karar da adil olsun’ diye çok net şekilde iki talebi vardır. İşte bu talebi de yerine getirecek olan elbette sizlersiniz. Bu konuda da milletimizin beklentisini sizlerin yerine getireceğinize inanıyoruz.”