Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Uçak, para ve Altın Kelebek

Geçenlerde sizlere Türkiye ve ABD arasında baş göstermesini beklediğim uçak krizinden bahsetmiştim. Hali hazırda “ya uçağımızı ya paramızı verin” durumunda işi Türk sinemasının değerli sanatçısı Ali Şen’in Kayserili tiplemesi ile akıllarınızda olan sesi ile hayal ederek “Bağari şoğnnardan viring cağnım!” diyerek F16’ları gösterdik. Ankara içeride parası kalmış ama burnundan kıl aldırmayan zengin müşteriyi oynayarak 40 tane alırız, daha 80 tane de bakımını ve modernizasyonunu yaptıracağız dese de ne Amerika Birleşik Devletlerinin gündeminde bu alım var ne de Türkiye’nin oynamaya çalıştığı bu rol!

Bu noktada şunu da söylemek istiyorum, Türk basınını muhalif ve iktidar yanlısı olmak üzere yakından takip ediyorum. Bununla birlikte “bastırıp alacağız” diye atılan başlıklara kanmamanızı zira ABD’nin gündeminde konunun çok farklı olduğunu bilmelisiniz. Ankara Pentagon’da göğsünde balya balya para ile gezerken, (affedersiniz para içeride kalmıştı) yangın alıcı gibi görünmek istemezken aklıma dolar/TL paritesi geliyor. Bir anda gittim “İstersem bir gecede ekonominizi batırırım!” diyerek doları 5TL bandına alan ülkeyi ne kadar “zorlayabilirsiniz”?

Biz uçakları istiyoruz, Türkiye olarak ülke içerisinde bunu dile getiriyoruz, burada Ermeni, Yunan, YPG-PKK grupları Türkiye’ye uçak satmayın!” kampanya afişleri benim instagramıma bile düşüyor. Son 15 yılda gördüğüm en kötü lobicilik çalışmalarını yapıyoruz diyebilirim. Bu gruplar her zaman Türklerin önünde olarak sonuca gider kapıları yüzümüze kapatmayı başardılar. Buradaki bürokrat ve lobicilerimiz bana göre ne yazık ki çok zayıf.

Türk basınına göre bizim uçaklar ABD gündeminde lakin buradaki gündem hiçbir ülke değil! Biden ve ekibi şuan tamamen Korona ile mücadele ve ekonominin tekrardan toparlanması konusuna ağırlık vermiş durumda.

G-20 yaklaşıyor, bununla birlikte New York’a kadar gelip ABD başkanı ile görüşemeyen Başkan Erdoğan’ın Roma’da buluşup görüşecekleri açıklanmıştı. Geçenlerde Biden Kongreye Suriye’de 1 yıl daha kalmak için bir kararname yolladı. Aynı kararname bir önceki dönem ABD Başkanı olan Donald Trump zamanında da yıllanmış, Türkiye’nin askeri operasyonlarını olağanüstü ve alışılmadık şekilde dış politika ve ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu söylüyor. İronik bir şekilde iki ülkenin de NATO üyesi ve müttefik olduklarını düşünürsek durumu biraz daha anlayabiliriz sanıyorum.

G20’nin 30 Ekim’de olduğunu düşünürsek bizim bu uçak sevdamız bir müddet daha bekleyecek. Tabi bu hafta süresince doların artış hızını da düşünürsek muhtemelen 40 uçak almak için gidip 35’tane alabileceğiz gibi görünüyor o da ayrı bir konu.

Ödül Töreni…

Geçenlerde Antalya Altın Portakal ödül törenine damga vuran olaylar silsilesi ile alakalı instagramda bir bilgi seli (flood) paylaştım. Öncelikle ne olmuştu onu bir hatırlatayım. En İyi Kadın Sanatçı ödülüne layık görülen Nihal Yalçın ödülünü veren Tamer Karadağlı tarafından taciz edilmişti (esasen Bullying demek istiyorum ama sahnede “kabadayılık” yapmıştı yazmak Türkçe için düşük kalacaktı)

Öncelikle bakalım Oscar Törenlerine!

Oscar Ödül töreninde sunucular, sahneye ödül vermek üzere çıkanlar, orkestra ve hatta seyircinin ne yapacağı (abes bir durum olmadıkça) bellidir. Yapacakları espriden, gülecekleri yere kadar önlerindeki akışta bulunur. Ödül verecek kişiye ödül verilir, ödülü veren kulise gider, ödül alan sahnede tek başına kalır. Sadece ödül alan kişinin 45 saniye konuşup istediğini söyleme hakkı vardır. Onda da 45 saniye geçerse önce müzik girer, sonrasında da sahne ışıkları kapatılır. Bu noktada bir Tony Ödül Töreninde sahneye çıkan Robert De Niro “Fuck Donald Trump” diyerek kendi süresini bu şekilde değerlendirmişti. Bu arada yaşadığınız ülkelerdeki sanatçıların böylesine bir ifade özgürlüğü var mı?

Altın Portakalda ne oldu? Nihal yalçın sahneye çıktı, ödülünü almadan 3 dakika 15 saniye boyunca teşekkür etti, rolün kendisi için ne kadar zorlu olduğunu artık daha da zor rolleri oynayacağını söyledi… Bu konuşma sırasında Tamer Karadağlının yaptığı hareketlerini ve vücut dilini burada Türkçe bilmeyen Amerikalı arkadaşlarıma izlettim ve düşüncelerini sordum. İstisnasız hepsi adam kadına terbiyesizlik yapıyor, bu alenen tacizdir dediler. Hatta ödülle ona vuracak mafya bozuntusu diyen bile oldu.

Agresif bir tavırla konuşma ortasında ödülü verip arkaya geçip hareketlerine devam eden ve konuşmayı ödülünüzle yapın daha güzel olur diyen sanatçı bir gün sonra Nihal Yalçını PKK destekçisi olmakla suçladı ve yaptığı kabalığın üzerine sahte bir milliyetçilik örtüsü örttü!

İdeolojileri bir tarafa bırakıyorum, işte ödülünüz deyip “ al bunu” diyerek ödül verilmez, “siz bana sus mu dediniz!” diyerek ödül alınmaz! Ayrıca diyelim ki siz milliyetçisiniz ve bu konuda bir hassasiyetiniz var, öncelikle ödülü kime vereceğinizi sorarsınız, adaylara bakarsınız ve benim ideolojime ters bir ideolojiye ödül vermeyi reddediyorum! Dolayısı ile Festivali ve bu komiteyi protesto ediyorum dersiniz ve gelmezsiniz!

Bu noktada bu üzerinden bir gün geçmesine ve hakkınızda yapılan sosyal medya linçine milliyetçilik örtüsü öreterek uzaklaşmak son derece popülist bir yaklaşımdır!

Sosyal Medya, ilginç bir yer! instagram yayınlarımdan sonra PKK’lı, FETÖCÜ, AKP’li, CHP destekçisi ve düşmanı; kısaca birbirine karşı ne kadar grup varsa hepsi oldum, oysa benim yaptığım tek şey haklı olandan yana olmaktı! Haftaya dünyanın merkezindeki güncel haberler ile karşınızda olabilmek dileği ile hoşça kalın…