Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Suriye’ye operasyon düzenleneceğini sanmıyorum”

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında yer alan konu ve gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı. Kışlalı, Türkiye’nin Kuzey Suriye’de muhtemel bir askeri bir operasyonu, Harp Okulu’na alınacak öğrencilerin Mülakat Komisyonlarına SADAT kurucu ve mensuplarının alınmış olması, Sedat Peker’in, “SADAT” konusunda anlattıkları, Merkez Bankası’nda yaşanan görevden almalar konularında açıklamalarda bulundu. İşte görüşleri…

Türkiye’nin “Kuzey Suriye’de muhtemel bir askeri bir operasyonu” ve sonuçları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hafta içinde son dönemde Suriye’de PKK’nın kardeş örgütü YPG’nin saldırılarının arttığına, terör örgütünün Türkiye sınırına yakın bölgelerle Tel Rıfat ve Münbiç’ten çıkartılması için ABD ve Rusya ile mutabakatlar olduğuna, ancak bu mutabakatlara uyulmadığına dikkat çekerek “Bu teröristler burada olduğuna göre ve saldırılarını arttırdığına göre bizim de yapmamız gereken, kendi göbeğimizi kendimiz kesmektir” dedi. Hatta Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili “Şimdi ABD açıklama yapıyor, ‘Müttefiklerimize Suriye’den gelen saldırıları kınıyoruz’ diyor. Pekiyi bu silahları kim veriyor bu teröristlere, kim eğitiyor bunları? Sen eğitiyorsun, sen silah veriyorsun. Sonra da göstermelik bir kınama açıklaması yapıyorsun. Burada samimiyetsizlik apaçık ortada” diye konuştu. Şimdi bu açıklamalar çok ilginç ve hatta biraz da “çaresizliğe kapılmış” çıkışlar olarak duruyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Tel Rıfat ve Münbiç ilçelerine kaydadeğer bir şekilde müdahale edebilmesi için hava desteğine ihtiyacı var. Ancak bu bölgelerdeki hava sahası Rusya’nın kontrolünde. Dolayısıyla Rusya ile anlaşmadan elle tutulur bir operasyona girişmeye imkân olmadığı anlaşılıyor. Türkiye, Rusya’nın böyle bir operasyona izin vermesi için karşılığında İdilb’e yönelik bir pazarlığa girer mi? Bunu da Erdoğan iktidarında çok olası görmüyorum. Zaten Erdoğan ile Putin’in son “ardından açıklama yapılmayan ve sonuçları belli olmayan” görüşmelerinden sonra ortak bir zeminde anlaşma sağlandığına dair bir ipucu gözükmedi. Hatta TSK’ya dönük YPG’nin son terörist saldırılarında, Türkiye’yi İdlib’de “muhaliflerle teröristleri birbirlerinden ayırma yönündeki sözünü” tutması doğrultusunda ikna etmek için, Rusya’nın bir payı veya en azından bir onayı olup olmadığı bile sorgulanabilir. Bu şartlarda iktidarın Rusya ile anlaşmadan ve Rusya’ya belli ödünler vermeden Suriye’ye operasyon düzenleyebileceğini sanmıyorum. Meğerki iktidar çılgınca bir kararla, bu tarz bir operasyonu iç siyasete alet etmek, belki oy kaybını dizginlemek veya seçimleri ertelemek için kullanmasın.

Karşımızda “Rusya ve İran’ın desteklediği” Esad Ordusu, “ABD’nin desteklediği ve silahlandırıp eğittiği” PYD / YPG Kuvvetleri ve de IŞİD ile İdlib’teki El Kaide artığı terörist gruplar” var. Sizce, hangisi hedef alınacak?

İktidar İdlib’deki, artık TSK’yı da hedef aldığı açık seçik ortaya çıkan, TSK’ya şehitler verdiren aşırı İslamcı terörist grupları hedef alacak olsaydı, bunu kendisi de Rusya’ya söz verdiği gibi “Ilımlı muhaliflerle aşırı dinci teröristleri birbirlerinden ayıracak” bir operasyonla yapabilirdi. Daha da iyisi bu işe elini bulaştırmamak için buradan uygun bir şekilde geriye, Türkiye sınırına doğru çekilerek işi Rusya destekli Suriye ordusuna havale edebilirdi. Erdoğan – Putin görüşmesinden de bu yönde bir sonuç çıkmadığı anlaşılıyor. Türkiye’nin doğrudan Suriye Ordusu’na karşı harekatının da bir anlamı yok. Türkiye’nin buradaki hedefi, Afrin’i alması sayesinde büyük ölçüde yurt içi sınırlarından dışarı çıkardığı terör tehdidinin, Suriye’de TSK’ya ve Türk güvenlik güçlerine karşı yönelmesini, daha uzun vadede de sınırımızda Türkiye’ye karşı bir terör devleti oluşmasını engellemek. Maalesef PYD/YPG güçleri burada Amerika’nın silah, eğitim, malzeme ve organizasyon desteğiyle yarı devlet haline dönüşmüş durumda. Bakan Çavuşoğlu’nun hafta içindeki ABD karşıtı çıkışına karşın iktidarın, ABD’nin koruması altındaki PYD/YPG bölgesine doğrudan bir harekata girişeceğine pek inanmıyorum. Daha önceden söylediğim gibi iktidar böyle bir harekatı ancak bir şartla yapabilir: O da bu harekatı iç siyasete alet edip, düşen oylarını geri kazanmak ve ekonomi ve diğer alanlardaki baş aşağı düşüşü engelleyerek kendisine puan toplamak ya da daha kötüsü yapılması gereken seçimleri engellemek için olur. Esasında yapılması gereken ancak Erdoğan’ın kesinlikle yapmaya yanaşmayacağı icraat; Suriye ile anlaşarak PYD/YPG etkisini en aza indirgemeye çalışmak olmalıdır. Bu hem çok daha az maliyetli, hem de sonuç vermesi çok daha muhtemel bir adımdır. Ancak belirttiğim gibi Erdoğan’ın böyle bir adım atmasını hem karakteri, hem ideolojik saplantısı gereği muhtemel bulmuyorum.

Harp Okulu’na alınacak öğrencilerin Mülakat Komisyonlarına “SADAT kurucu ve mensuplarının alınmış olması” konusunda görüşünüz?

Burada yapılmak istenen çok saplantılı ve sakat bir zihniyetin; köklü Türk Ordusu’nu, onun iç dinamik ve niteliklerine aykırı bir şekilde bir parti ya da kişi ordusu haline dönüştürmeye –ya da bu yapılamıyorsa en azından orduyu kontrol etmeye– dönük girişmiş olduğu “çaresiz” ve “komik” bir çabası, denemesidir. İleride yapılması gereken, bu etkilerin, denemelerin olduğu gibi geri döndürülmesi olmalıdır. Bunun planlamasının da muhalefet tarafından şimdiden yapılıyor olması gerekir.

Sedat Peker, “SADAT” konusunda ne anlatmak istiyor?

Sedat Peker, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baş danışmanlığını yapan dinci emekli general Adnan Tanrıverdi tarafından kurulan SADAT’ın Türkiye’de bir “korku iklimi” oluşturmak için kurulup kullanıldığını” söylüyor. “Benim de içinde olduğum bir ölüm listesinden bahsediliyor. Bazı muhalf gazetecileri de benim açıklamalarımı haber yaptıkları için bu listeye eklemişler” diyor. Bir başka konuşmasında bu korku iklimini oluşturmak için eskiden –kendisi gibi suç örgütlerini kastederek– “Sedat’çılar ile SADAT’çılar olduğunu, ama artık sadece SADAT’çıların kaldığını” ifade ediyor. Bu oluşumun suikast ve psikolojik harp eğitimi verdiğini belirterek, üstü kapalı olarak bu örgütün muhaliflere, çeşitli kesimlere dönük faaliyetlere girişebileceği “imasında” bulunuyor. Özetle Sedat Peker ‘SADAT’ın silahlı bir milis gücü olarak bir ‘korku iklimi’ oluşturulmasında kullanılabileceğine” dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile görüştüğü gün biterken gece yarısı bir operasyon yapıldı ve Merkez Bankası’nın iki başkan yardımcısı ile Para Politikası Kurulu’nun bir üyesi görevden alındı. Yerlerine atamalar yapıldı. Bu operasyonu nasıl yorumluyorsunuz; neden yapıldı?

Bu görevden alma ve atamaları Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emir ve talimatları doğrultusunda faiz indirimine devam etmesinin önündeki engellerin ve pürüzlerin kaldırılmasına dönük bir adım olarak görüyorum. “Yukarıdan” gelen isteklerin ekonominin gerçeklerine çok ters düştüğü durumlarda –ki enflasyonun arttığı dönemde faizlerin indirilmesi tam olarak böyle bir döneme işaret ediyor– bu tür talimatları az da olsa “sorgulayan” bürokratların, “emirleri” itiraz etmeden yerine getirecek kadrolar ile değiştirildiği ifade ediliyor. Bu aynı zamanda işlerin “istenildiği” gibi yürümesi açısından önemli görülmüş olsa gerek. Öte yandan Başkan’ın da bu değişiklikleri aynı zamanda eleştiri oklarını biraz kendi üzerinden çekip dikkati başka taraflara vermek üzere istediği konuşuluyor.

Operasyonla beraber dolar kuru rekor kırdı. Bu tablo ortada iken, ekonomide istikrar ve iyileşme nasıl yapılacak ve enflasyonun düşürülmesi nasıl sağlanacak?

Merkez Bankası, Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda gelecek bir kaç ay boyunca kanımca ayda 100’er baz puanlık faiz indirimlerine devam edecek. Böylelikle özellikle kredi büyümesi yoluyla ekonomi bir – bir buçuk yıl kadar daha canlı tutulacak. Ancak bu süreçte enflasyondaki artış ve olası döviz krizi ile bazı kitleler de atılan bu adımlardan çok olumsuz etkilenecek, etkilenmeye devam edecek. Bu olumsuzluğun giderilmesi için kredi büyümesinden yani yeni borçlanmadan faydalanma hedefinin olduğu anlaşılıyor. Burada amaç enflasyonun düşürülmesi değil, enflasyondan olumsuz etkilenen kesimlerin borçlanma imkânlarının arttırılması yoluyla bu olumsuzluğu asgaride hissetmelerinin sağlanması.

“Siyasi cinayetler” tartışması konusundaki görüşünüz?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği bir konu. Kemal Bey artık devlet işleyişi ile ilgili çok deneyim kazandı. Güvendiği ve kendisine bilgi getiren konunun uzmanları vardır. Söylediklerinin nereye gideceğini de çok iyi ölçebildiğinden, karakterini de yakından bilen birisi olarak bu söylediklerinin ciddiye alınması gerektiğini ve doğruluk payının olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yapılan bir saldırıdan sonra “Bu daha bir. Daha neler olacak neler. Daha dur bakalım bunlar iyi günler” demiş olması, son olarak da muhalefete “Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını da hatırlatmak istiyoruz” şeklindeki uyarısı, Kemal Bey’in kaygılarının muhalif siyasetçilere yönelik olduğunu gösteriyor. Tabii Allah göstermesin bu şekilde yapılacak saldırılar sandıkta ters teper ve iktidarın aleyhine olur. Onun için ben bir taraftan da iktidara yakın olan kesimlerin böyle yönelimlere başvurabileceğini düşünmüyorum. Bir tek yine ülkenin, seçimlerin ertelenmesine neden olacak kadar büyük bir kaos içine düşmesi için bu tür yöntemler kullanılabilir mi? İnsanın aklına ister istemez bu soru geliyor.

TÜGVA ile ilgili “sızan bilgiler” ne anlama geliyor?

Devlette kadrolaşmak için, devlette çalışmak için AKP yönetimi kadar Başbakan’ın oğlunun kurucusu olduğu TÜGVA gibi iktidara ait sivil toplum örgütlerinden de faydalanıldığı anlaşılıyor. TÜGVA, AKP yanlılarının devlete girmelerinin bir aracı ve onay makamı olarak kullanılmış. Bunu yaparken de faaliyetlerini büyük ölçüde devletin sağladığı kira, iş verme gibi imkânlarla finanse etmiş. Bu tür sözde sivil toplum kuruluşlarının, iktidarın toplum mühendisliğinde önemli bir ayağı oluşturduğu anlaşılıyor.

++++++++