Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Markette çocuk mamasına ve bezine alarm takılan bir dönem!

Günlük yaşamda yurttaşın ekonomik sıkıntıları artıyor, geçim sorunları ağırlaşıyor. İçinde bulunduğumuz dönemin sancıları, problemleri, öyle görünüyor ki uzun süre gündemi meşgul edecek.

Hele bu dönemde, market raflarındaki çocuk mamasına ve bezine alarm takılmak durumunda kalınması; yaşadığımız günlerin simgesi olacak ve belleklerden hiç silinmeyecek!..

Paramız değer kaybediyor

Bu yazının hazırlandığı günlerin en çarpıcı ekonomik olayı, doların 9 liralık kritik eşiği aşması ve ülkemiz parasının rekor oranda değer kaybetmesiydi. Aslında bu gelişme, tam da kış aylarına hazırlanılırken, ülkemiz ekonomisi için tehlike çanlarının çalması anlamına geliyordu.

Dövizdeki artış, en temel ürünlerde bile ithalata bağımlı hale gelen ekonomimiz için, tepeden tırnağa hemen her ürünün daha da pahalı olacağının işaretlerini veriyor. Akaryakıttan doğal gaza, elektrikten temel gıda ürünlerine kadar, hemen her ürünün daha da zamlanacağı anlaşılıyor.

Halk yoksullaşıyor

Bu durum, aynı zamanda dar gelirli insanların daha da yoksullaşması anlamına geliyor. Çünkü biliyoruz ki ekonomik kriz ve salgın ortamlarında yoksulluk daha da derinleşiyor. Hele işsiz ve güvencesiz insanların durumu hepten kötüleşiyor.

Ekonomik zorlukların bir başka boyutu, gelir dağılımının daha da bozulması ve gelir adaletsizliğinin artmasıdır. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın (2020) sonuçlarına göre; en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 46,5 iken; en yoksul yüzde 20 yüzde 6 ile yetinmek durumunda kalıyor. Yüzde 5’lik dilimler üzerinden konuya yaklaşıldığında ise durum daha da çarpıcı; en zengin yüzde 5 kullanılabilir hanehalkı gelirinin yaklaşık 5’te 1’ine sahipken, en yoksul yüzde 5 gelirin yüzde 1’ine bile sahip değil (F. Serkan Öngel. BirGün Pazar-12 Eylül 2021).

Geçim koşulları ağırlaşıyor

Aslında TÜİK’in bu araştırmasının 2020 yılında yapıldığı dikkate alındığında, salgın sonrası koşullarında yoksulluğun derinleştiği ve gelir adaletsizliğinin daha da arttığı rahatça ifade edilebilir. Böylesi koşullarda, insanların sağlıklı beslenmesi tümden zorlaşıyor.

Yine bu bağlamda, Birleşik Metal İşçileri Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin yaptığı çalışmaya göre; 4 kişilik bir ailenin sadece gıda gereksinimlerini karşılayabilecek açlık sınırı 3 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 10 bin lirayı buluyor. Asgari ölçüde sağlıklı beslenmenin maliyeti, başta asgari ücretliler ve emekliler olmak üzere, geniş toplumsal kesimlerin gücünü aşıyor.

Raftaki ve pazardaki ürüne erişim zorlaşıyor

Bu durumda, yoksul ve dar gelirli insanların, market raflarındaki ve pazarlardaki ürünlere erişimi zorlaşıyor. Bunun önemli bir nedeni, özellikle gıda ürünlerindeki enflasyon oranının ve fiyat artışının çok yüksek oluşudur. Bunu TÜİK’in tartışmalı rakamları bile göz ardı edememektedir. Gıda fiyatlarındaki artış oranı, son dönemlerde ilan edilen resmi enflasyon (TÜFE) oranlarının hep üzerindedir. Örneğin son olarak açıklanan 2021 yılı eylül ayı enflasyon oranlarına göre; TÜFE 19,58 iken, bu oran gıdada 28,79’dur. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAGrub) verilerinde ise bu oranlar çok daha yüksektir.

TBMM’nin yeni çalışma dönemindeki öncelikli gündemini oluşturan 2022 yılı bütçesinin hazırlanmasında ve bütçe tartışmalarında; bu gerçekler mutlaka dikkate alınmalı ve sorunlara çözüm aranmalıdır.

Gelirde ve vergide adalet sağlanmalıdır

Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki aylara ve 2022 kışına pahalılık ve işsizlik damga vuracak. Hem işçilerin ve hem de tüm dar gelirli insanların sıkıntılarını dile getiren DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, alınması gereken önlemleri ve talepleri şöyle sıralıyor:

*Asgari ücretin ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergiler ve kesintiler sıfırlansın ve net ödensin.

*Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan tarife oranı yüzde 20’den 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın.

*En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin.

*Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun. Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.

Ekonomik sıkıntılar içinde bunalan halkımızın geniş kesimlerinin biraz olsun nefes alabilmesi için, bu önerilerin ve çözümlerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.