Betül Sezgin: “Akdeniz’in çevresindeki kadınlarla ticaret ağı oluşturacağız”

İZİKAD Başkanı, “Biz projelerimizi bir farkındalık yaratmak ve farkındalık yaratan işlerin de politikaları etkilemesini sağlamak için yapıyoruz. Bu çalışmaların, politikaları etkilemesi, meclise gitmesi lazım... Hala oradaki kadın sayısını konuşuyoruz, mesele kadın sayısı değil, mesele orada kadınlarla ilgili ne yapıldığı…” diyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Betül Sezgin… İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı… Üniversite hayatına çocukları 4 yaşındayken başlayan Sezgin, İç Mimarlık bölümünden mezun olmasının ardından hiç vakit kaybetmeden iş yaşamına adım atıyor. Önce şahıs şirketinde çalışıyor, sonra da kendi şirketini kuruyor. Şimdilerde mobilya markası çıkarmaya hazırlanan Sezgin, markasını uluslararası alanda pazarlamayı hedefliyor. Mottosu, çok çalışmak ve mütemadiyen hazır olmak… “Şans hazır olana gülermiş” sözünü hatırlatan Sezgin, kimsenin “şanslı” olmadığını, ancak hazır olanın önüne fırsatların çıkabileceğini dile getiriyor. Betül’e göre, “Her zaman hazır olmak gerekiyor, hazır olma durumu da her zaman çalışmayı gerektiriyor.”

Sivil Toplum Kuruluşlarına ilk adımı İzmir İş Kadınları Derneği’nde atan Sezgin, basamakları bir bir tırmanarak başkanlık görevine 2020 yılında geliyor. Yönetim kurulu ile birlikte birçok projeye imza atan Sezgin, “Temel amacımız kadınların iş hayatında var olmasını sağlamak” diyor.

İzmir’in cinsiyet eşitliği konusunda fark yaratması gerektiğine vurgu yapan Sezgin, “İzmir’de belli bir kesimin farkındalığı yüksek ama Türkiye’ye baktığınızda İzmir’de çalışan kadın oranı Türkiye’ye göre daha yüksek değil. O yüzden bizim daha aktif olmamız lazım. Çünkü biz Türkiye’nin aydınlık yüzüyüz. Ve bu aydınlık yüzlerin daha çok iş hayatında olması, daha fazla rol model çıkartması lazım. İzmir’de bunun fark yaratması gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

İzmir İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Betül Sezgin ile İZİKAD’ı, çalışmalarını, projelerini, iş dünyasında kadını, cinsiyet eşitsizliğini konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz? Betül Sezgin kimdir?

İç mimarım. İki çocuğumu dünyaya getirmemin ardından, onlar dört yaşındayken üniversiteye başladım. Üniversiteyi bitirince hemen iş hayatına atıldım. Şahıs şirketi ile başladım şimdi de bir limited şirketi sahibiyim. Bu sene aramıza kızım da katıldı, o da mimar. Bugünlerde mobilya markası çıkarmaya çalışıyoruz. Onu da uluslararası alanda pazarlamak istiyoruz.

İş hayatına girdikten sonra bir eksiklik fark ettim, Sivil toplum alanında bir şey yapmadığımı düşündüm. Bunlar olduğunda, 35 yaşlarındaydım. Sivil Toplum Kuruluşları hakkında bilgim yoktu. Bir arkadaşımın, “İş kadınları ile ilgili bir dernek var” demesi sadece kulağıma çalındı. Ne yaptıklarını merak edip, sordum. O da, “İş hayatındaki kadınlar iş konularında birbirlerini destekliyorlar” dedi. Ben de katılmak istedim. 2010 yılında üniversiteden mezun oldum, 2011 yılında da İZİKAD’a katıldım. Dahil olduğum İlk sivil toplum kuruluşu, İZİKAD oldu.

Ardından sosyal iletişim ve iş hayatından arkadaşlar ve network edinmek için arayış içinde olduğumdan Rotary’lere dahil oldum.  Onlarla birlikte çalışmaya başladık. Sonra vakıflara dahil oldum. Ardından TOBB Girişimci Kadınlar, İzmir Ticaret Odası… Yelpaze o denli genişledi ki şimdi uluslararası alanda bir kadın kuruluşunun içindeyim: Woman Present Organization. Güçlü kadınların yer aldığı ve kendilerini tüm dünyada ifade ettikleri, çok güzel bir alan. Ben de onların içindeyim. Böylece sivil toplum kuruluşlarının içinde yer almaya devam ediyorum.

Bahsettiğim tüm STK’larda etkin bir biçimde görev alıyorum. Rotary’de geçen dönem başkanlık yaptım. TOBB Girişimciler Kadın Gurubundayım, orada da aktif olarak yer alıyoruz.  İç Mimarlar Odasına üyeyim, geçen sene yönetim kurulundaydım, bu dönem ayrıldım. BASİFED’in de yönetim kurulu ve icra kurulu üyesiyim. İZİKAD olduğu için oradayım. Hem kadınlarla ilgili hem de iş hayatındaki insanlarla ilgili “Ne yapabiliriz?” diye konuşuyoruz. Aynı zamanda merkezi İspanya’da olan Akdeniz İş Kadınları Federasyonuna üyeyiz. Orada da projeler yapıyoruz.

İZİKAD’daki başkanlık süreciniz nasıl başladı?

Başkanlık sürecim kendiliğinden doğdu. Zaten İZiKAD’ın genel sekreteriydim. Birinin de artık bu dönem görev alması gerekiyordu. Arkadaşlarım bana “Sen olmalısın” dediler. Aslında çok yoğun bir tempom var. Ben inşaat sektöründe olduğum için buradaki yaşam tarzı ve oradaki yaşam tarzı arasında büyük bir fark var. Teveccüh ettiler ve beni tercih ettiler. Seçimle de tüm arkadaşlarım onay verdi. Bu şekilde de başkanlık sürecim başlamış oldu.

“Amacımız, kadınların iş hayatında var olması”

İZİKAD neden var, neler yapıyor, ana hedefi nedir?

İZİKAD’ın temel amacı iş hayatında olan kadınların statüsünü güçlendirmek, iş hayatına girmek isteyenleri de iş hayatına dahil etmek,  genç kadınları iş hayatına özendirmek ve aynı zamanda onların projelerini desteklemek. Bütün hedefimiz aslında bu ve bununla ilgili projeler gerçekleştiriyoruz. İçine mutlaka toplumsal cinsiyet eşitliği kavramlarını koyuyoruz. Mutlaka kadınların ve kız çocuklarının dahil olduğu projeler yapıyoruz. Farkındalık çalışmaları yaparken sanatı işin içine koyuyoruz. Mesleğimden dolayı yönetim kuruluna geldikten sonra, arkadaşlarımız ile birlikte karar vererek odağımıza bir de tasarımı koyduk. Tasarım, sanat, bilim ve teknolojiyi iç içe koyduğumuz zaman  kocaman bir dünya çıktı ortaya. Ve projelerimizi de ona göre yapıyoruz. Temel amacımız kadınların iş hayatında var olması…

Hayata geçirdiğiniz projelerden öne çıkanları paylaşır mısınız?

Öncelikle tasarımı hedefimize koyduk. Bu anlamda ilk yaptığımız proje aslında bir önceki projemizin kapanış toplantısıydı. O da iş hayatındaki kadınların statüsünü güçlendirmek ile ilgili bir projeydi. İspanya’da ayağı olan federasyonla birlikte yaptığımız bir projeydi. O projenin kapanışı ile başladık ve dedik ki: “Ne yapalım da tasarım odaklı düşünmeyi tüm üyelerimize anlatalım?” Buradan yola çıkarak projelerimizde tasarım ve üretim merkezi oluşturduk. Bu projeyi, Konak Belediyesi ile birlikte İçişleri Bakanlığından hibe alarak yaptık. Konak Belediyesi’nin bize verdiği ikiz evler binası var, orada da artık İZİKAD’ın üretim ve tasarım merkezi var. Biz orayı sürdürülebilir bir tasarım merkezi haline getiriyoruz. Aynı zamanda da üretim merkezini yaşatmak istiyoruz. Tasarladığımız şeyleri üretip onu bir kazanç noktasına getirmek istiyoruz. Böylelikle sanattan, tasarımdan, teknolojiden uzak kalan kadınlarımızı da onun içine çekmeye çalışıyoruz. Aslında bu bizim yaptığımız en büyük farktı. Şimdi ikinci etabını da gerçekleştireceğiz. Uluslararası alanda da sesimiz daha çok duyulsun diye projeler yapmaya çalışıyoruz. Şu anda İsveç konsolosluğuna verdiğimiz bir projemiz var. Bu projede de yine toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görerek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için, iş hayatında kadının güçlenmesini temel alarak kadınlar ve kız çocuklarına yönelik çalışmalarımız olacak.  Öncesinde “Kız Çocukları Okulları Yönetiyor” isimli bir projemiz vardı. Bu sefer GİFED’i de projenin içine dahil edip, Anadolu’nun diğer illerindeki kız çocuklarına ulaşıp onların okulları nasıl yönetmesi gerektiği ile ilgili projeleri aktif hale getirmek ve iş hayatında olmak isteyen kadınlara da bunu hedef göstermek amacındayız. Tasarım ve üretim merkezlerini hayata geçirmek en önemli hedefimizdi.

Bir de Gizoş bebeğimiz var. Gülence Bebek, bizim yaklaşık 4 seneden beri uyguladığımız bir burs projemizdi. Bunların bağışlarından elde edilen gelirle 3 kızımızı okutuyorduk. Geçen sene çok kötü bir olay yaşadık. Dernek üyelerimizden Özden Erten’in kızı geçen yıl hastalandı bu yaz da hayatını kaybetti. 6 yaşındaydı, 5 yaşında hastalığa yakalanmıştı. Biz sonrasında bir şeyler yapmak istedik, başta ne yapacağımızı bilemedik. Ardından burs fonumuzu İZİKAD Gizem Erten Geleceğin İş Kadınları Burs Fonu yaptık. Gizem’in çizdiği bebek resimleri, projeyle oyuncak bebek ve hediyelik eşyalara dönüştürülüp satılarak üniversiteli genç kızlara burs oldu. Gizem bize tasarımlarını armağan etti. Şu anda 18 tane öğrencimiz burs fonundan faydalanıyor. Bu da bizim için çok büyük bir adım oldu.  12 ay boyunca kızlarımız bu burslardan faydalanacaklar.

“Uluslararası Projeler gerçekleştiriyoruz”

Ajandanızda hangi projeler yer alıyor?

Bizim aslında süre gelen projelerimiz var… Bunlardan biri, Genç İZİKAD. İzmir’de Genç kadınlara yönelik proje yapan sanırım tek STK’yız. Genç İZİKAD projesinde de üniversite son sınıf öğrencilerine ya da yüksek lisans öğrencilerine girişimcilik atölyeleri yapıyoruz. Üye iş yeri ziyaretleri yapıyoruz, gençlerimizin kendi üyelerimizi ziyaret etmelerini sağlıyoruz. Onlara seminerler veriyoruz, toplantılar yapıyoruz. Böylelikle onları iş hayatına bir nebze de olsa hazırlamaya çalışıyoruz. Aslında onlarla birlikte biz de öğreniyoruz. Mentörlük yapıyoruz. Bu karşılıklı bir öğrenme yöntemi oluyor, onlardan çok şey öğreniyoruz. Bu şekilde genç kadınlarımızı iş hayatına girmeleri için cesaretlendiriyoruz. Mesela geçen seneki projemizde birinci olan kızımız, şu anda bir ar-ge merkezi kurdu. Ve iki kadını istihdam ediyor. Bizim “Genç İZİKAD” projemizde de mentör olacak. Bizim destek olduğumuz kişi daha sonra destek olan kişi oluyor. Böylece iş sürdürülebilir bir projeye dönüşüyor.

Girişimcilik gecesi projemiz var, burada da her sene belirlediğimiz dört konu ile ilgili İzmir’in girişimcilik dünyası ödüllerini veriyoruz. Önce bir anket yapıyoruz, anketten gelen isimlere göre bir jüri belirliyoruz. Onlar seçim yapıyorlar ve seçilenlere katkıda bulunuyoruz. Bu sene bir madde daha koyduk. Kadın dostu belediyeler ödülü olacak. Bu da ilk kez olacak ve bu sene aralık sonu, ocak başı gibi gerçekleşecek.

Uluslararası projeler gerçekleştiriyoruz. Akdeniz İş Kadınları Federasyonuna üyeyiz ve onlarla birlikte gerçekleştireceğimiz bir AB projesi hazırlığımız var. Onun üzerinde çalışıyoruz. Yine kadının statüsü ile ilgili… “İyi örnekler nasıl oluşur, Akdeniz çevresindeki kadınlarla nasıl bir ticaret ağı oluştururuz?” konusu üzerine çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Çok değerli ama bütçeli bir proje o yüzden çalışılması biraz daha uzun süreli oluyor fakat biz bunu mutlaka yapacağız ve o ticaret ağını İzmir’e kazandıracağız.

“Bir araya gelirsek politikaları etkileyebiliriz”

– “Kadın” denilince, İzmir “sosyal hayat, iş hayatı, örgütlenme” bakımından sizce ülkenin hangi sırasında yer alıyor?

İzmir fark yaratıyormuş gibi görünüyor…  İzmir’de belli bir kesimin farkındalığı yüksek ama Türkiye’ye baktığınızda İzmir’de çalışan kadın oranı Türkiye’ye göre daha yüksek değil. O yüzden bizim daha aktif olmamız lazım. Çünkü biz Türkiye’nin aydınlık yüzüyüz. Ve bu aydınlık yüzlerin daha çok iş hayatında olması, daha fazla rol model çıkartması lazım. Bir kısım var ama o kısım çok büyük değil. İlçelere doğru gidildikçe, illere doğru gidildikçe anlaşılıyor. Mesela Manisa’ya gittiğiniz zaman bir iş kadını derneğinin, kadın çalışmalarının olmadığını görüyorsunuz.   Aydın’a gittiğimizde bir iş kadını derneği var ama nicelik açısından çok güçlü değiller. Denizli’ye gittiğinizde de olmadığını görüyorsunuz. Uşak’ta var ama nicelik bakımından orada da sorun olduğunu görüyorsunuz. Biz İzmir’de bunun fark yaratması gerektiğini düşünüyoruz.

Kadın erkek eşitlik biriminin kurulması, istihdamın artırılması ama fırsat eşitliğinin sağlanmasını istiyoruz. İstihdam sağlanıyor ama sizin aldığınız maaşla erkeğin aldığı maaş arasında fark oluyor. Aynı işi yapıyorsunuz ama maaş farkları doğuyor. Biz bunların ortadan kalkmasının İzmir’den başlaması gerektiğini düşünüyoruz. İzmir’de bu konular daha çok konuşuluyorsa, İzmir daha aydınsa bu tür sorunlar ile karşı karşıya kalınmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Kadın ve kız çocukları ile ilgili İzmir’de şanslıyız ama burada da kız çocuklarının hala erken yaşta evlendiklerini, hala iş hayatında aktif olmadıklarını, hala yeni evlilerin çocuklarına baktırmak ile ilgili sorunları olduğunu, kreş detayları olmadığını, bazı iş yerlerinin kadınların işlerini kolaylaştırmak ile ilgili destekler sağlamadıklarını görüyoruz. Bunların çoğalması gerektiğini düşünüyoruz. Bütüncül düşünme yöntemi ile hareket etmeyi önemsiyoruz. Biz sadece sivil toplum olarak bunu gerçekleştiremeyiz. Yerel yönetimlerin, üniversitelerin, özel sektörlerin, üniversitelerin de dahil olduğu bütüncül bir grupla bunu sağlayabiliriz. O zaman bir takım şeylere baskı yapabiliriz. Politikaları etkileyebiliriz. Tek başına bir şey söylemekle çok fazla şey elde edemiyoruz.

Yapılan şeylerin şeffaf bir şekilde herkesin görebileceği, izleyebileceği şekilde olması gerekiyor. Yapılan işlerin denetlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü denetlenmeyen işler çok da başarı sağlamıyor. Kim olursa olsun bir karar mekanizması olması gerektiğini düşünüyoruz.

“Farkındalık yaratmak için çalışıyoruz”

Kadın hakları sadece sözde mi kalıyor? Geçekten farkındalık sahibi miyiz?

O olmasın diye çabalıyoruz. Söylediğiniz şey eyleme geçmediği sürece sözde kalır. Siz eğer kadın hakları ile ilgili gerçekten çaba harcamıyorsanız, kadınlara fırsat eşitliği sağlamıyorsanız, eşit ücret, eşit iş anlayışını hayata geçiremiyorsanız, bir politika oluşturamıyorsanız ve bir yasa çıkarmıyorsanız söylediğiniz her şey boş kalıyor. Hala reklamlarda pırlanta almanın önemini anlatıp kadını meta olarak gösteriyorsanız o zaten yaptığınız işi çöpe atmak oluyor. Bu sistemin düzeltilmesi gerekiyor. İki tane erkek var, buraya da bir kadın koyalım, kadın hakları olsun değil meselemiz. Meselemiz gerçekten bunu içselleştirmek. Yaptığımız şeyi bütünleştirmek… Siz onu içselleştirmediğiniz, bunun tam tanımını anlamadığınız sürece boşuna yapılmış bir hareket oluyor. İş hayatında erkek ev hayatında kadın anlayışı değişmeli.

Biz neden hala kadın ölümlerini konuşuyoruz, neden çocuğun bakımı anneye kalıyor, neden baba “ben bakayım sen işe git” demiyor. Biz bu projeleri bu yüzden yapıyoruz bir farkındalık yaratmak ve farkındalık yaratan işlerin de politikaları etkilemesini sağlamak için… Yoksa siz yaparsınız yaparsınız kenara koyarsınız. Hiç kimse anlamaz bile ne yaptığınızı… Bu çalışmaların, politikaları etkilemesi lazım, meclise gitmesi lazım. Hala oradaki kadın sayısını konuşuyoruz, mesele kadın sayısı değil, mesele orada kadınlarla ilgili ne yapıldığı… Neler yapılıyor? Her şey eşit mi? Tamam bugün belki evin reisi erkektir demiyoruz ama hala çok sayıda sıkıntı var.

“En büyük engel, özgüven sorunu”

Kadınlar geçmişe nazaran günümüzde iş hayatında daha cesurlar mı? İş kadını dernekleri kadınlara neler katıyor ve neler yapılması gerekiyor?

Bence ne iş kadınları derneği ne de iş adamları derneği demek doğru. Bunu ayırmak doğru değil çünkü hepimiz iş insanlarıyız. Ama aradaki fark o kadar büyük ki… Siz iş kadınları olarak kendinizi göstermek zorundasınız, ciddiye alınmak zorundasınız. Aslında en büyük sorun, kadınların özgüven sorunu. Erkeklerin dünyasında yerinizi almak için zorlanıyorsunuz. Sizin orada olmamanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Böyle kadın kuruluşlarında özgüveniniz yerine geliyor. Bir kadının başardığını görüyorsunuz ve o yaptıysa ben de yaparım diyorsunuz. Özgüveniniz olduğunda iş hayatında daha net bir duruşunuz oluşuyor. Bütün mesele aslında özgüvenle ilgili çünkü hep bastırılıyorsunuz. En başta aile sizi durduruyor. İlk oradan başlıyor, aile, “Yapamazsın, nasıl yapacaksın, çok zor, bu erkeklerin dünyası” diyor. Zaten çekince ile başlıyorsunuz. Sonra bir şekilde orayı aşıyorsunuz, ikinci adım erkeklerin dünyasına giriyorsunuz. Adımlar böyle böyle çoğalıyor. Kadınlar zorluklar yaşıyor ve özgüvenleri kırılıyor. Sivil toplum kurumları kadınların özgüvenini sağlıyor. Sivil toplum kuruluşlarında erkeklerin dünyasına hemen giriyorsunuz. O derneğin üyesiyseniz hemen onların arasında var olabiliyorsunuz. İş dünyasında var olmanız daha zor. İş dünyasında var olunca özgüveniniz yerine geliyor ve daha iyi işler yapıyorsunuz.

Kadının özgüvenini ortaya çıkardığınız zaman tüm toplumu etkilemiş oluyorsunuz…

Bakış açınızda dünden bugüne neler değişti?

Burada 80 tane iş kadınıyız ve hepimizin bakış açıları farklı. Buraya geldilerse mutlaka sebepleri var. Farklılar… Ben de farklıydım, her zaman başkaldırandım. Olunması gereken gibi değil ne hissediyorsam, kendimi nasıl mutlu hissediyorsam o şekilde davranmam gerektiğini düşünen birisiydim. Bunun için de mücadele ettim. İlk evlendiğiniz zamanlarda sizi engelleyenler oluyor. Siz orada değil de başka bir yerde olmanız gerektiğini düşünüyorsanız mücadele ediyorsunuz. Mücadele etmek için çalışmanız gerekiyor. Çalışmanız için de kendinizi o ortama adapte etmeniz lazım. Elde ettiğiniz sonuçtan sonra artık karşınıza kimse çıkamaz çünkü siz orada bir birey olmuşsunuzdur. Ve karşınızdakini ikna etme gücünüz olur. Sizin elinizde veri yoksa hiç kimseyi ikna edemezsiniz. Benim elimde bir mesleğim ve kendime güvenim olmasaydı kimsenin karşısına geçip “ben çalışacağım” diyemezdim. Çünkü o zamanki soru şu olacaktı: “Ne yapacaksın?” Ceplerim dolu olduğu için “Ben bunu yapacağım, şu sıralamayla yapacağım ve şuraya gelmek istiyorum“ dediğimde onların da ikna olması kolay oldu. O yüzden sizin her şekilde hazır olmanız, her zaman avantajdır. Şu sözü çok severim: “Şans hazır olana gülermiş.” Şanslı diye bir kavram yok aslında siz hazırsanız bir fırsat çıkabilir. Her zaman hazır olmak gerekiyor, hazır olma durumu da her zaman çalışmayı gerektiriyor. Okumanız gerekiyor, rakiplerinizden farkınız olması gerekiyor. İş hayatında bir farkınız olması gerekiyor. Bu sadece iş hayatında kadınlar için değil, erkekler için de böyle. Onlar da farklı bir şey yaratmazlarsa zaten kaybolup gidiyorlar. Her erkeğin başarılı olması gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi her kadının başarılı olması da söz konusu değil. Önemli olan ona fırsat verilmesi.

Bir kız çocuğuna çalışma hayatının içinde olması gerektiğinin söylenmesi gerekiyor. Kadınların birisiyle evlenmesi gerektiği ve eşinin hayatını sürmesi gerektiği belirtilir. O da mutsuz kadın yaratır. Mutsuz kadın mutsuz çocuk yaratır. Mutsuz aile de yine mutsuz eş yaratır. Ve tüm toplumu etkiler.

“Başarı, bir yolculuktur”

Başarı sizce nedir, başarıyı nasıl tanımlarsınız?

Başarı aslında bir yolculuktur. Ve o yolculuğun iyi tanımlanması gerekir. Hedeflerimizi belirlemek ve onun için de çalışmak gerekir. Çalışmadan hiçbir şey olmaz. Size ne kadar her şey sunulsa da siz o konuda çalışmadıysanız, altyapınız yoksa mutlaka bir yerde bitecektir. Siz hazırsanız çalışırsanız başarı kendiliğinden gelecektir. Başarı o yolculukta gittiğin süreçtir aslında. Başarı tamamen sizin davranışsal belirgenize göre değişir. Neyi belirlemek istiyorsanız, kendinizi nerede görmek istiyorsanız o kadar başarılı olursunuz.

Selin TEKİN