Buluşma – dostluk – kültür ve eğlence bir arada

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Körfez Turuna katılan kadınlar, “bu tür sosyal etkinliklerin arttırılmasını” talep ederken… Ekonomik şartların vatandaşı eve kapattığını belirterek “Belediye’nin kültürel geziler, şehir dışı turlar, körfez turları düzenlemesinin önemli olduğunu” vurguladılar.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Selin Tekin

İzmir Büyükşehir Belediyesi merkeze uzak bölgelerde yaşayan kadınları, ücretsiz olarak düzenlediği “Kent ve Körfez” turları ile yaşadıkları kent ile buluşturdu. Pandemi döneminde verilen aranın ardından yeniden başlayan turlarda kadınlar hem eğlendi, hem de rehber eşliğinde İzmir’in kültürel dokusunu ve tarihini dinledi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından, özellikle merkeze uzak bölgelerdeki kadınların, kenti tanımaları, kentlilik bilinci kazanmaları ve sosyal hayata katılmaları amacıyla düzenlenen ücretsiz “Kent ve Körfez” turları yoğun ilgi gördü.

Tarihi Nostalji Bergama Vapuru’nda düzenlenen etkinlikte, İzmir Turizm Rehberler Odasından Levent Üzüm, tura katılan kadınlara, İzmir kentinin tarihi ve kültürel dokusu ile ilgili bilgiler verdi. Kadınlar 2 saat süren Körfez turunda müzik eşliğinde keyifli bir gün geçirdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları ve Şube Müdürlüğü Etkinlik ve Organizasyon Birim Sorumlusu Didem Atukman, Rehber Levent Üzüm ve Mahalle muhtarları körfez turuna dair düşüncelerini Gözlem Gazetesi’ne anlattı. Tura katılan kadınlar bu tür etkinliklerin fazlalaştırılması gerektiğini vurguladı, taleplerini sıraladı. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları ve Şube Müdürlüğü Etkinlik ve Organizasyon Birim Sorumlusu Didem Atukman, “Körfez” turlarına dair bilgilendirmede bulunarak, “Salgın nedeniyle ertelenen turlarımız Eylül’ün 8’inde başlamış oldu. Ekimin ilk haftasına kadar sürecek şekilde hafta içi iki gün yapıyoruz.  Pazartesi ve Çarşamba günleri 2 saatlik bir organizasyonumuz var. Tarihi Nostalji Bergama vapurunda bu etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz. İzmir’imizin simgesi… Mevcut kapasitesine bağlı olarak, muhtarlıklar aracılığıyla gelen kadınlarımızı burada misafir ediyoruz. İki saat süren faaliyetimizde, İzmir Turizm Rehberler Odası’ndan rehber Levent Üzüm bize eşlik ediyor. Kendisi İzmir’in tarihini dokusunu, kentlilik bilincini anlatmak üzere bize bu etapta bilgilendirmelerde bulunuyor. Üçkuyular İskelesinden hareket ediyoruz. Alsancak, Pasaport, Karşıyaka ve tekrar yarımada körfez turu yapıyoruz. Bu etapta misafirlerimize kumanya ve ikramlarımız oluyor. Ayrıca rahat ve deşarj olmaları için kadınlarımıza bu etkinliğimiz içerisinde sevdikleri şarkılar ile dans edebilecekleri bir imkân yaratıyoruz. Turlar, muhtarlıklar aracılığıyla oluşturulan listeler doğrultusunda belli bir kontenjan sınırı konularak düzenleniyor” dedi.

Tura katılan kadınların kentin kültürel dokusu ile ilgili bilgi almasının önemine değinen Atukman, “Günün sonunda hem kültür hem eğlence ikisinin bir arada olması kadınlarımızı çok mutlu ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi zaten özellikle “kadın” diyor; bütün temalar Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi ile devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Eğitimlerimiz devam ediyor”

İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nin kadınların sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalarını devam ettirdiğini hatırlatan Atukman, “Eğitimlerimiz de hali hazırda sürüyor.  Kadın Dayanışma merkezimiz kadın sığınma evimiz, kadın politikaları birimi anahtar kadın çalışmaları bütüncül hizmet merkezi aracılığıyla kadınların sorunlarına çözüm bulmak için bu çalışmaları Büyükşehir olarak sürdürüyoruz. Farkındalık eğitimlerimiz düzenli olarak devam edecek. Kadınlara  “Kadın Sağlığı”, “Kadın Hakları”, “Kadına Yönelik Şiddet Mekanizmaları”, “Çocuklarla Güvenli İlişkiler”, “Nefes Egzersizi” ve “Güvenli Yer Çalışmaları” başlıklarında eğitim veriliyor. Eğitimlerin ardından kadınlar gezi programına dahil ediliyor” diye konuştu.

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Farkındalık” eğitimleri ile diğer ilçelerdeki, ulaşılamayan yerlerdeki kadınları hayata kazandırmayı ve onları eğitimlerle daha da bilinçlendirmeyi amaçladıklarının altını çizen Atukman sözlerine şöyle devam etti: “Bazı şeyler çocukluktan başlıyor. O yüzden annelerin bilinçlenmesi, çocukların bilinçlenmesi demek. Önceliğimiz kadın diyoruz.”

“Gidişatı değiştirmiş olmaktan mutluyum”

Rehber Levent Üzüm ise, “İşin gidişatını da biraz değiştirmiş olmaktan mutluyum.  Çünkü çok güzel bir aktivite. Özellikle kadınları düşündüğümüzde çıkıp her şeyden uzak 2 saat geçirmeleri, eğlenmeleri çok güzel ama İzmir insanlık tarihi açısından o kadar önemli bir şehir ki İzmir’in bir takım kültürel ve mimari değerlerinden de bahsediyor olmanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bu tarz etkinliklerin fazlalaştırılması gerektiğini, insanların yaşadığı kent hakkında bilgi sahibi olmasının önemini vurgulayan Üzüm, “Örneğin 1929’da Karşıyaka’da  doğan Ermeni asıllı bir ailenin çocuğu, yine saat kulesini tasarlayan mimarın tasarladığı Katolik Kilisede vaftiz oluyor. Ve bu kişi 1950’li yıllarda Fransa’da başbakanlık yapıyor. Ben de Karşıyakalıyım ama turizm ve rehberlik ile uğraşana kadar kilise sokağının iki yan sokağında yaşamama rağmen orada bir kilise olduğunu bile bilmiyordum. O kişinin bana yakın bir yerde doğmuş, orada vaftiz edilmiş sonrasında Fransa gibi bir ülkenin başbakanlığını yürütmüş olması aslında birçok insan tarafından bilinmeyen ama İzmir için önemli bir değer. Bir örnek de, Konak Pier’i yapan kişinin Eyfel Kulesini de yapan kişi olmasıdır. Bu hikayelerin bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Pandemi döneminde turizm sektörünün ciddi yara aldığını, rehberlerin bu süreçte zorluk yaşadıklarını söyleyen Üzüm, “2 aşının da yapılması, gezide olduğu gibi HES koduna dikkat edilerek insanların bir araya alınması olumlu bir gelişme. Bunların artması en nihayetinde bu işten  ekmek kazanan insanların ekonomik anlamda dertlerinin yavaş yavaş gidiyor olması gerekiyor. Çalışabilme gücü ve imkanı olan kişi ister istemez 1 buçuk yıl evinde oturmak zorunda kaldı ama hayat durmuyor. O yüzden bu tür aktiviteler, sektörün canlanması için sektöre can suyu olması için güzel.  Artarak devam etmesini biz de umuyoruz. Yeter ki alınması gereken sağlık önlemleri alınsın.” şeklinde konuştu.

Vatandaş eğlenceye, seyahate bütçe ayıramıyor

Buca Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Selvi Aladağ, kadınlara yönelik bu tür ücretsiz etkinliklerin çoğalarak devam etmesini istediklerini dile getirerek, “Vatandaşlar,’ muhtarım biz evden sıkıldık’ diyerek etkinlik yapılmasını talep ediyorlar. Bunların içinde kültürel geziler, eğlenceler, piknik talepleri çok oluyor. Büyükşehir belediyesinin bizler için planladığı körfez gezisi dolayısıyla çok memnun ve mutluyuz. Bu tür ücretsiz etkinliklerin fazlalaştırılması gerekiyor. Biliyorsunuz, ekonomik durum ortada bu yüzden vatandaş eğlenceye ve seyahate bütçe ayıramıyor. İBB’nin yanı sıra Türkiye’deki tüm belediyelerin bu tür etkinlikleri fazlalaştırması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Ekonomik şartlar vatandaşı eve kapattı”

Pandemide insanların ekonomik koşullardan dolayı eve kapandığını aktaran Aladağ, “Pandemi 1 buçuk yıl insanları eve kilitledi, insanların korkuları var. Ama tabii ki tamamıyla ekonomik şartlardan dolayı vatandaş dört duvar arasında kaldı. Durumu iyi olan yazlığına gitti, tatile gitti… Durumu iyi olmayan insanlar dört duvar arasından çıkamadı. Belediyelerin bu noktada devreye girmesi gerekiyor. Kültürel geziler, şehir dışı turlar, körfez turları yapılması gerekiyor. Biz burada sadece eğlenmiyoruz, İzmir’in tarihi anlatıldığı için öğreniyoruz da… İzmir’i bilmeyen, evinden çıkmayan arkadaşlarımız var. O yüzden Tunç Soyer’e ve buradaki görevli arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Mahallemize kadın eli değdi”

Mahallesindeki ilk kadın muhtar olduğunu ifade eden Aladağ,  “Ben mahallemin ikinci muhtarı ve ilk kadın muhtarıyım. 25 yıldan sonra seçildim. Cumhuriyet Mahallesi 25 yıldır çivi çakılmamış bir mahalle. Tunç Başkanın şöyle bir sözü var: Biz hizmete arka sokaklarda başlayacağız. Cumhuriyet Mahallesi isim olarak çok öndeyken hizmet olarak geride kalmıştı. Şu iki buçuk yıllık süreçte Büyükşehir ve Buca Belediyesi ile çıtayı yükselttik. Mahallemize kadın eli değdi. Sadece ben değil Türkiye’nin neresinde olursa olsun kadın muhtarların yaptığı hizmetleri takip ediyorum ve görüyorum. Çok iyi işler yapıyorlar. Ben inanıyorum ki bir dahaki seçimde bu çıtayı bir kat daha yükselteceğiz.” dedi.

“İnsanlar bunalıma girmişti”

Buca Doğancılar Mahalle Muhtarı Nebahat Coşkun,  pandemi döneminin ardından yapılan körfez turu etkinliğinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, “İnsanlar 1 yılı aşkın süredir evlere kapanmıştı. Köy yeri, şehirden uzak… İnsanlar bunalıma girmişti. Bu etkinlik herkese çok iyi geldi. Herkes çok memnun oldu. ‘Tekrar isteriz, alıştırdın bizi denize’ diyorlar. Denizi gören insanlar değiliz, dağda ormandayız devamlı. Bizim köyümüzden 30 kişi bu etkinliğe katıldı. Daha fazla etkinliğin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla etkinlik yapılır, köylerimize haber verilirse bu insanlar da geri kalmazlar.” diye konuştu.

“Köyümüz muhtar olmamla lavanta adıyla tanındı”

Nebahat Coşkun da mahallesinin ilk kadın muhtarı… Muhtarlığa ilk başladığı dönemde zorluklar yaşadığını anlatan Coşkun, “Başlarda biraz zorluk yaşadık ama atlattık. Bazı erkeklerin köy yerinde bir kadın muhtar olmasını kabul etmediği oldu. Sonra alıştılar, sevenlerim, destekleyenlerim çok. Büyükşehir’in desteği ile lavanta diktik. Başkanımız destek verdi, Neptün Hanım destek verdi. Biz önce Torbalı’ya bağlıydık sonra Buca’ya geçtik. Buca Belediye Başkanımız da çok destek verdi. Köyümüz muhtar olmamın ardından lavanta adıyla tanındı. Bana Doğanlar mı diye soruyorlar, karıştırıyorlardı şimdi Doğancılar olduğunu biliyorlar. Köyümüze gelenler var, reklamlarımız yapıldı. Şimdi lavantanın yağını, suyunu, sabununu çıkardık. Bununla beraber köyümüz tanındı. Kadınlar da çalıştılar. Büyükşehir Belediye Başkanlarımızla beraber epey mücadele verdik. Arkamda oldukları için çok teşekkür ederim, devamını da beklerim” ifadelerini kullandı. 

“Köyümüz görünür kılınsın, gençler köyde kalsın”

Doğancılara ait bir festivalin yapılması, köyün görünür kılınıp gençlerin köyde kalmasının sağlanması gerektiğinin altını çizen Coşkun,  “Bizim köyümüzde festivalimiz yok. Her köyde festival yapılırken bizim köyümüzde yapılmıyor. Bizim lavantamız, zeytinimiz, bamyamız, incirimiz meşhur. Hatta kooperatif kurduk, kooperatifimizde epey reklam yapıldı. Ağustos temmuz ayında bir faaliyet olsa festivalimiz olsa çok güzel olur. Köyümüz çok şirin bir köy; tepede, epey yüksekte yer alıyor. Lavantayı havadar olduğu için diktik. Rakım yüksek, 450-460’larda… Olur da köyümüz görünür kılınırsa çok iyi olur. Çünkü köyümüzde göç durumu var. Gençlerimiz yok. 50 yaş üzeri kişiler yaşıyor. Köyde iş alanı yok. Bir çalışma, bir faaliyet yok. Unutulmuş bir köy olunca herkes şehre iniyor. Köyde 100 tane ev varsa, 30 tanesi boş. Şimdi ulaşım konusunda da başkanımız bize yardımcı oldu. Eshot ayarlandı. Umarım o insanlar geri döner o evlerin kapıları açılır” dedi.

Susuz tarım yaptıklarını aktaran Aladağ, “Üretimimiz güzel, bir de susuz tarım yapıyoruz. Bamyamız kınalı bamyadır, hiç su vermeyiz, sulandığı zaman olmaz.  Bu değerlendirilseydi çok iyi olurdu. Destek olmadığı için tarım öldü, bitti. Ama şimdi Tarım Bakanlığı da destek yapmaya çalışıyor. Umuyorum bundan sonra bizi görürler duyarlar. Destek olurlar, köyümüz büyür gider” şeklinde konuştu.

“Çok mutluyuz, etkinlikler artmalı”

Konak Gültepe Anadolu Mahallesi azası Akile Vardar, bu tür etkinliklere ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Pandemi döneminde birçok kişi dışarı çıkamadı, bizim mahallemizden gelen kadınlarımızın çoğu emekli, tek maaşla çok fazla gezme imkanı bulamıyorlar. Bu etkinlik hepimizi çok mutlu etti. Bu tarz değişik etkinlikler yapılırsa çok iyi olur. Mahallemizdeki kadınlardan Çanakkale ve Ankara gezileri talepleri geliyor. Belediyemiz, 2-3 ayda bir geziler yaparsa kadınlarımız da motive olmuş olurlar. Gültepe ve daha kısıtlı bölgelerdeki bazı aileler çocuklarını bir yerlere götüremiyorlar. Çanakkale ve Ankara gibi yerlerdeki büyük destanları çocuklarımız, kadınlarımız bence bilmeli. Mahallemizin böyle güzel projelerde yer almasını Atatürk’ün, Çanakkale’nin destanını öğrenmelerini isterim.” dedi.

Gelecek seçimlerde muhtarlığa adaylığını koyacağını, kadınların ve gençlerin muhtarlık yapmasının önemli olduğunu belirten Vardar, “Mahallemizde ilk kez bir kadın, muhtarlığa adaylığını koyacak. Seçilirsem de umuyorum ki ilk kadın muhtar olacağım. Daha çok kadınlara yönelik çalışmalar yapmayı düşünüyorum. Muhtarımızdan memnunum ama daha genç neslin bir şeyler yapması ve her yerde kadın eli olması gerektiğini düşünüyorum.”

“Gültepe’de okul eksikliği var”

Gültepe’de okul eksikliği olduğunu dile getiren Vardar, “Gültepe’de bulunduğumuz bölgede okul eksikliği var. 2 okulumuz yıkıldı. Okullar küçüldü, bazı okullar İmam Hatip yapıldı. Oradaki insanların başka yere para ödeme olasılıkları yok. Kiminin servise verecek parası var, kiminin yok. Eğitim çok önemli. Okulların bir an önce yapılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.