‘Depremzedelerin cebinden kuruş çıkmadan mağduriyetleri giderilmeli’

TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi, CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda, Deprem Araştırma Komisyonu Raporu üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma yaptı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sözlerine, 27. Dönem 5. Yasama Yılı’nın tüm ülkeye hayırlı olmasını ve halkın gerçek sorunlarını çözecek bir yasama yılı olmasını dileyerek başlayan Av. Sevda Erdan Kılıç, yaklaşık 8 aylık bir çalışma gerçekleştirdiklerini, birçok resmi ve sivil toplum kuruluşunu dinlediklerini, yerinde incelemeler yaptıklarını, sonunda da 268 öneri içeren 522 sayfalık bir raporun ortaya çıktığını söyledi. Raporun büyük bir bölümüne katılmakla birlikte eksik buldukları kısımlara ilişkin ek görüş sunduklarını ifade eden CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, “Komisyonun ilk toplantısında da dediğim gibi; bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsilcileri olarak parti rozetlerimizi kapıda bırakarak, siyaset üstü gördüğümüz, her ne kadar teknik gibi gözükse de aslında vicdani olan bu komisyonda, elimizi vicdanımızdan hiç ayırmadan ve depremden dolayı acı çekmiş herkesin acısını yüreğimizde hissederek çalıştık” diye konuştu. Bu komisyonun, 117 kişinin hayatını kaybettiği, birçok kişinin yaralandığı, ardında yaklaşık 80 bin depremzedeyi bırakan İzmir depreminden hemen sonra kurulduğunu anımsatan CHP’li Av. Sevda Erdan Kılıç, depremden hemen sonra enkaz çalışmalarında tüm Türkiye’den İzmir’e yardımlar yağdığını, İzmirlilerin tam bir dayanışma örneği gösterdiğini ifade etti.

“Biz ranttan değil vatandaştan yanayız”

İzmir depreminden sonra ufak tefek aksaklıklar olsa da enkaz kaldırma çalışmalarının tamamlandığını söyleyen TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Peki, ya sonra? Komisyon bir tarafta çalışmaya devam etti, siyaset devam etti, hayat devam etti ama neredeyse bir yıldır İzmirli depremzedeler gün yüzü görmedi. Depremzedeler bile bu iktidar tarafından kutuplaştırıldı. ‘Proje alanı depremzedeleri’, bir de ‘proje alanı dışında kalan depremzedeler’ diye bir ayrım yapıldı. Depremzedelerin kimisi 6306 sayılı Yasa’ya, kimisi 7260 sayılı Yasa’ya tabi tutuldu. Kredi şartları, süreleri, miktarları derken tam bir kaos hakim oldu. Kimi depremzedeler kira yardımı aldı, kimileri alamadı; kimileri eşya yardımı aldı, kimileri alamadı ve sonuçta son gelinen noktada da neredeyse boş kağıt diyebileceğimiz evraklara, kendilerine kaç metrekare ev verilecek, ne kadar ödeyecekleri bile belli olmadan çaresizlikten imza atmak zorunda kaldılar. Hala ‘kim ne kadar ödeyecek, nasıl bir eve kavuşacaklar ve ne zaman kavuşacaklar’ belli değil. Konu depremzedeyken bile, en temel anayasal hak olan eşitlik ve hakkaniyet ve tabii ki adalet de ayaklar altına alındı.         Bu bölgede yaşayan deprem mağduru vatandaşlarımız için, ‘sanki lüks bir semtte yaşıyor’ gibi bir algı yaratıldı ama dönüp baktığınızda çoğunluğu dişinden, tırnağından artırdığıyla ev sahibi olan 65 yaş üstü emeklilerimiz. Burada da bir kaos oldu. 65 yaş üstü emekli depremzedeler kredi çekmek istiyorlar, bankalar diyor ki: ‘Hayır, siz yaşlısınız kredi veremeyiz, gidin, oğlunuzu, eşinizi, dostunuzu, kızınızı getirin kefil yapın anca öyle kredi veririz.’ Böyle de bir saçmalık yaşanıyor. Bu depremzedelerin emekli maaşları 1.650-3.500 Lira arası değişiyor. Kredi çekseler ödemek zorunda oldukları aylık miktar 7-8 bin lira. El insaf! Bu şartlarda bu depremzedelerin bu miktarları ödemeleri kesinlikle mümkün gözükmüyor. Eğer ki sosyal devletten söz edeceksek afetzedelerin cebinden bir kuruş bile çıkmadan mağduriyetleri giderilmelidir. Yeter ki konu ve gayeniz depremzedelerin acılarını dindirmek, yaralarını sarmak olsun. Başta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, Meclis Grubumuz ve yerel yönetimlerimiz üzerine düşenin fazlasını yapmaya dünden hazır, çünkü biz ranttan değil her durumda vatandaştan yanayız.”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmirli depremzedeler için Dünya Bankası ile görüştüğü 340 milyon dolarlık kredi konusunun aylardır bakanlıkların olurunu, Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Yatırım Programı’na alınmayı beklediğini belirten CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, “Bu medyada çok tartışıldı; ‘imzaydı, vardı yoktu, o onu demiş bu bunu demiş.’ İnsanların yaşam haklarını kimsenin magazinleştirmeye hakkı yok. Her kurum kendi işini vakti zamanında yaparak bu mağduriyete bir an önce son vermelidir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de sadece vatandaşa hizmet için çabaladığı göz ardı edilmeden, bu konu da bir an önce tamamlanarak vatandaşlar güvenli evlerine kavuşturulmalıdır” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın orta hasarlıdan ağır hasarlıya çevirdiği binayı DASK’ın kabul etmediğine ve “Benim bilirkişime göre hala orası orta hasarlı, ben orta hasarlıya göre işlem yaparım.” dediğine işaret eden Av. Sevda Erdan Kılıç, “DASK konusunda da bir şımarıklık, öncesinde olduğu gibi halen devam ediyor” dedi.

CHP Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Ülkemizdeki konutların yaklaşık yüzde 40’ı kaçak ve ruhsatsız, denetimden uzak bir şekilde adeta felakete davetiye çıkarıyorlar. Son 11 yılda 7 kere imar affı yapılmış ve bu sorun büyüyerek içinden çıkılmaz bir hal almış ama Deprem Araştırma Komisyonu Raporunda bununla ilgili tek bir satır bile yok. Rapordaki ek görüşlerimizde de belirttiğimiz gibi ülkemizin depremle ve afetle mücadelede daha çok yol kat etmesi gerekiyor. Derli toplu bir Afet Yasası, Deprem Kanunu çıkarılmalı, bağımsız deprem kurulları oluşturulmalı. AFAD çok kıymetli ama Kandilli Rasathanesi’nin çalışmaları da göz ardı edilmemeli. Yapı envanterinin tespitleri tamamlanmalı, yapı riskleri tespit edilmeli, kurumlar arası koordinasyon etkin bir biçimde sağlanmalı, DASK Kanunu’nda ivedilikli iyileştirilmeler yapılmalı, toplanan deprem vergileri depremin zararlarını azaltacak tedbirler ve deprem sonrası çalışmalar için harcanmalı ve belki de en önemli konulardan biri bu; bilimden bir an için bile uzaklaşılmamalı.”

Depremin, teknik bir konu olmakla birlikte sosyolojik ve psikolojik boyutunun da olduğunu söyleyen TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi Av. Kılıç, “Sadece deprem olurken veya deprem sonrası için değil; deprem öncesine ilişkin özellikle yeni nesilde, çocuklarda, gençlerde farkındalığı yaratmamız gerekiyor. Depremin etkilerini azaltmamız için toplumsal farkındalık, belki de en önemli, en çok üstünde durmamız gereken konulardan birisidir” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu Meclis’te çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız belki de en büyük miraslardan biri bu olacak, depremin etkilerini en aza indirebilecek değişikliklerin bir an önce yapılması en büyük mirasımız olacak. Gelin bu raporu, Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer partilerin ek görüşlerinde bulunan hususları bu Meclis’te yasalaştıralım ve gelecek kuşaklara güvenli bir ülke bırakan Meclis grubu olarak da tarihe adımızı hep beraber yazalım diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”