Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Saf ve iyimser bir tür

İnsanoğlu tüm eblehliğine rağmen çok iyimser bir tür.

O nedenle de esasen bir açıdan bakınca sevimli. İzin verin eblehlik kısmına açıklık getireyim.

Bunu söyleyince insanlar kızabiliyorlar.

“Kendin için konuş!” diyen çıkıyor.

“Bu kadar da karamsar olma, ümit için bir açık kapı bırak, yoksa seni dinleyen olmaz!” diyen de…

Hepsi de haklı. Kendim için de zaten konuşuyorum ve zaten fazla da okuyanım yok.

Bu kadar savaş, bu kadar insanın kendi kendine yarattığı felaket. Gezegeni yaşanmaz hâle getirmek. Paranın değerini o denli pul haline getirmek ki, akla aykırı bir biçimde birikimin hayale gelmeyen şekiller alması. Sonunda “sibercoin” denilen kripto paraya bel bağlamak ve Çin’in de o olayı toptan yasaklaması. Akıl ile mantık ile izah edilebilir şeyler değil.

ABD’de olsun, Almanya’da veya Türkiye’de, biriktirdiğiniz paradan daha az faiz alıyorsunuz. Demek ki her yıl biraz eriyorsunuz. Gençler için iş bulmak zorlaşıyor. Türkiye’de gençlerin çoğu ya evlenme yolu ile veya okuyup farklı bir pasaport alma derdinde. Müsteşar seviyesine gelen insanlar bile bir şekilde yabancı oturum alma derdinde. Borsa inanılmaz derece düşmüş. Yabancılar paralarını çekmişler.

Türkiye, İtalya, Yunanistan gene iyi durumda, bir de Suriye’ye Afganistan’a bakın!

Afganistan’da “Yabancı güçler” savaşa harcadıkları paranın yarısını bir orta sınıf yaratmak için harcasa idiler, örneğin 70’li yıllarda, 80’li yıllarda ülke bambaşka durumda olurdu. Sürü, yüzde biri bir süre takip ediyor. Ama yüzde bir yüzde yirmiye yayılmadıkça anlayamıyor ve hoş geldin anarşi. Bunu demografik olarak bundan 15 yıl önce yazdığım kitapta izah etmiştim.

Türümüz maddiyata sığındı ve şimdi maddiyatı da yok ediyor. Post madde devrine hoş geldiniz.

Ama iyimserlik konusuna gelince üstümüze yok maşallah! Sadece buradakiler değil, dünyadaki insanları çoğunu bir binanın 37. katından atsanız büyük çoğunluk 3. kata vardıklarında bile iyimserliğini koruyor.

“Biraz hızlandık sanki ama bak epeydir düşüyoruz, şimdiye kadar bir şey de olmadı” diyebiliyorlar.

Bunu bir sohbette bir dostuma söyledim.

“Bak bu güzel bir anlatım, bunu hatırlamalıyım” deyince de bu yazıyı yazdım.

Yaşlanmak böyle. Borç ile yaşamak böyle. Kazanılan paranın erimesini seyretmek böyle. Özetle yaşam böyle. Lokantalar tıklım tıklım. Eğlence bağımlılığı son haddinde.

“Felekten bir gün çalmak!’

Peynirin içine pislik karıştırıp daha ucuza satmak zor zanaat. En pahalı marka peynirin alıcısı ise nispeten bol. Böyle gelmiş böyle gider.

Ta ki ‘gitmeyene kadar!’

Gitmeyince ne mi oluyor? Basitçe gitmiyor gari. Saf ve sevimli bir türüz vesselam.