Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Enflasyonun ve hayat pahalılığının dayanılmaz ağırlığı!

Ülkemizin yurttaşları için, hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor. Günlük yaşamın zorluğu ve ağırlığı, ekonomik ve sosyal sorunların burgacında kıvranan insanımızı giderek daha çok eziyor. Halkımızın büyük çoğunluğu, yaklaşmakta olan kış aylarının getireceği ek zorlukları ve sıkıntıları düşündükçe, doğrusu şimdiden karalar bağlamaya başladı!..

Enflasyonun ve hayat pahalılığının dayanılmaz ağırlığı altında kalan vatandaş, yaşadığı bunca zorluk ve olumsuzluk içinde; ekonomi ve siyaset çevrelerinin yaptığı enflasyon tartışmalarını, ilgiyle ama biraz da yüreği burkularak izliyor!..

Enflasyonda rakam karmaşası

Haber bültenlerinde, tartışma programlarında, vatandaşın hem dikkatle hem deacı bir gülümsemeyle izlediği başlıca konu, ‘enflasyon tartışması’ oluyor. Bu alanda tam bir rakam karmaşası yaşanıyor. İktidarın denetimindeki Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) rakamları, kamuoyunda kuşkuyla karşılanıyor. TÜİK’in son olarak açıkladığı tüketici enflasyon oranı, eylül ayında aylık yüzde 1.25, yıllık yüzde 19.58 arttı. Konu ile ilgili akademisyenlerin ve araştırmacıların oluşturduğu ‘Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAGrup) alternatif araştırmasına göre ise; bu rakamlar aylık enflasyonda yüzde 2.89, yıllık enflasyonda yüzde 44.70 olarak görünüyor.
İşin ilginci, TÜİK’in açıkladığı resmi rakamlar bile, yurtiçi üretici fiyat endeksinin yüzde 43.96 olduğunu ilan ediyor. Bu rakamın önümüzdeki süreçte piyasaya ve tüketime/tüketiciye yansıyacağı dikkate alındığında, vatandaş için önümüzdeki dönemin zorluğu ortaya çıkıyor.

‘Fahiş fiyat’tan ‘uygun fiyat’a!

Son dönemde dikkati çeken bir başka tartışma da marketlerdeki fiyat karmaşası ve artışları. Ülkeyi yönetenler bu fiyatları önce ‘fahiş fiyat’ olarak niteleyip, zincir marketleri suçladılar. Böylece, enflasyonun ve hayat pahalılığının faturası, kendi dönemlerinde palazlanan bir grup market zincirine çıkarılmaya çalışıldı. Sonra da bir tarım kredi marketinde alışveriş görüntüsüyle, fiyatların ‘uygun’ olduğu söylendi.

Vatandaş tıpkı TÜİK’in ilan ettiği enflasyon rakamlarına gülüp geçtiği gibi, bu fiyat nitelendirmelerine de gülüp geçiyor. Kendi günlük yaşamında; çarşıda/pazarda/markette yaşadığı gerçeklere ve gördüğü rakamlara bakıyor.

Bin yeni market açmak çözüm mü?

Enflasyona ve hayat pahalılığına karşı şimdi düşünülen çözüm, bin yeni tarım kredi marketi açılması. Bu yaklaşım, günü kurtarmaktan ve bir şeyler yapılıyor görüntüsü verilmesinden öte bir anlam taşımayacaktır.

Türkiye’de yaşanan enflasyonun ve hayat pahalılığının nedenleri çok derinlerdedir. Üretimden tüketime uzanan zincirin tüm halkalarını kapsamaktadır. Üstelik izlenen bu ‘üretimsizlik’ politikasıyla, sorun daha da büyüme ve ağırlaşma eğilimindedir. Birçok üründe ithalata yönelinmiş, üretici küstürülmüş ve üretimden uzaklaştırılmıştır. Bu durumda, taşıma suyla değirmen döndürülmeye çalışılmaktadır. Bu da hem maliyeti ve hem de riskleri, sorunları artırmaktadır.

Dar ve sabit gelirli vatandaş ne yapsın?

Bu arada olan yoksul ve dar/sabit gelirli vatandaşa olmaktadır. Onların geçim koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. İşsizlerin ve asgari ücretle geçinmek zorunda kalanların işi hepten zordur. Bir başka mağdur kesim de emeklilerdir.
Bütün bu toplumsal kesimler, ellerine geçen çok kıt olanaklarla yaşam mücadelesi vermektedirler. Doğrusu, önümüzdeki dönemde, bu kesimler için hayat çok daha zor hale gelecek ve geçim koşulları daha da ağırlaşacaktır.

İnsanca yaşam ve geçim hakkı herkesindir

İşte böylesine zorlu bir dönemde parlamento yeni dönem çalışmalarına başlıyor. Meclis’in ilk önemli işlerinden birisi de yeni yılın bütçesinin hazırlanması olacaktır. İçinde bulunduğumuz yönetim sisteminde ağırlığından ve gücünden çok şeyler yitirmiş olsa da TBMM’den beklediğimiz, vatandaşın ağırlaşan geçim koşullarını görece rahatlatacak çözümler üretilmesidir.
Bu konuda, muhalefetin, geniş ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerini seslendirmesini, bu yönde siyasal iktidarı zorlamasını bekliyoruz. Dar gelirli insanlarımıza nefes aldıracak ücret ve maaş artışları talebi, ivedilikle gündeme getirilmeli ve bu talep ortaklaşa yükseltilmelidir. Muhalefet partileri ve toplumsal muhalefet çevreleri, ücret/maaş ek artışı ve asgari ücretin vergi dışı kalması gibi taleplerin takipçisi olmalıdır. Unutulmamalıdır ki insanca yaşam ve geçim koşullarının sağlanması, herkesin ortak hakkıdır!..