Almanya’da seçim sonuçları Türkiye ilişkilerini değiştirecek mi?

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

 Almanya’da 16 yıllık Angela Merkel dönemi bitti. Yapılan seçimleri Sosyal Demokrat Parti (SPD) kazandı. SPD yüzde 25,7 ile birinci parti oldu. Angela Merkel başbakanlığında 16 yıldır iktidarda olan Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) ise yüzde 24,1 ile tarihinin en düşük oy oranını aldı. Yeşiller’in oy oranı yüzde 14,8 olurken, Hür Demokratik Parti (FDP) ise yüzde 11,5’te kaldı. Meclisteki milletvekili dağılımı şu şekilde oldu: SPD 206, ittifak halinde seçime giren Hristiyan Birlik (CDU ve CSU) 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti de 39 milletvekili çıkardı. Bunlara ilaveten Schleswig-Holstein Eyaleti’ndeki Friz ve Danimarkalı azınlığı temsil eden Güney Schleswig Seçmen Birliği (SSW) adlı oluşum da 55 bin 330 oy ile bir koltuk kapmayı başararak meclise girdi. Ülkede 18 Türk kökenli vekili Federal Meclis’e girme başarısını gösterdi. Almanya’da kurulacak yeni hükümette başbakan kim olursa olsun Yeşiller ile Hür Demokratlar olmadan bir koalisyon kurulması zor görünüyor.  

SPD seçimleri kazanmış olsa da partinin başındaki isim olan Olaf Scholz’un başbakan olup olmayacağı henüz belli değil. Zira milletvekili dağılımı, koalisyon hükümetini işaret ediyor. Bu da uzun pazarlıklar gerektiriyor. Hangi koalisyon kurulursa kurulsun, Türkiye, Merkel döneminde Almanya’dan gördüğü desteği göremeyecek. Yeşiller ve FDP’nin Hristiyan Demokratları mı yoksa Sosyal Demokratları mı tercih edeceği önümüzdeki süreçte netleşecek. Ülkede seçimler öncesi partiler, Afd ile koalisyon görüşmeleri yapılmayacağını duyurmuştu. CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini kamuoyuna açıklamıştı.

Almanya seçimleri Ankara’da iktidar, muhalefet ve diplomasi çevreleri tarafından yakından izlendi. Zira Avrupa Birliği’nin en kilit ülkesi olan Almanya, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkelerin de başında geliyor. Seçim sonuçlarına göre en güçlü başbakan adayı SDP’nin lideri Olaf Scholz. SPD’nin olası bir koalisyon için seçimde oylarını artıran FDP ile Yeşiller’e sıcak bakması Ankara’nın “Merkel döneminden daha eleştirel bir hükümetle çalışmak durumunda kalacağı” şeklinde değerlendiriliyor.

DW Türkçe’ye konuşan Türk Dışişleri yetkilileri “Koalisyon için müzakereleri yakından izleyeceğiz ama ufukta Türkiye konusunda daha eleştirel Alman hükümeti görünüyor” diyor. Habere göre, Ankara, Yeşiller’in hükümette yer almasıyla Türkiye’ye özellikle insan hakları ihlallerinin engellenmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması konularında daha ağır baskı yapabilecek bir Alman hükümetinin ortaya çıkacağının da farkında. Üst düzey bir Türk Dışişleri yetkilisi “Yeşiller’in hükümette yer alması felaket olmayacak. Çünkü Türkiye’nin Batılı kimliğini savunacaklar. Ankara’dan reform isteyecekler. Ankara, bu baskıyı hamleye ve fırsata çevirme seçeneğine sahip. Yeni şansölyenin ne kadar Avrupacı ve ulusalcı olacağını da gördükten sonra Ankara, Almanya konusunda daha rahat hareket edebilir” değerlendirmesi yapıyor.

“Reform yapmazsa kriz an meselesi olacak”

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) AB Çalışmaları Direktörü Nilgün Arısan, Merkel sonrası Ankara-Berlin hattında ekonomik ilişkilerde ve iş birliğinde farklılık olmayacağını söylese de siyasi ve diplomatik ilişkilerde büyük değişiklikler yaşanacağını öngörüyor. Arısan, Almanya’da nasıl bir koalisyon kurulursa kurulsun sırf “göçmenleri Türkiye’de tutsun” diye Türk hükümetinin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki hatalarının bundan böyle göz ardı edilemeyeceğine vurgu yapıyor.

Yeni Alman hükümetinde dışişleri bakanının ya Sosyal Demokrat Parti’den ya da Yeşiller’den olacağını tahmin eden Arısan, yakın gelecekteki Türkiye-Almanya ilişkisinin “krizlere gebe” olacağına işaret ediyor: “Eğer Türkiye, yeni dönemde insan hakları alanında reform yapamazsa Türkiye-Almanya ilişkisinin krize girmesi an meselesi olacak. Türkiye ne zaman AB ile insan hakları konusunda sıkıntı yaşasa Merkel dengeleyici, arabulucu oluyordu ama artık Merkel’le balayı bitti.”

 “Seçim oldu her şey bozulmaz”

CHP Berlin Birliği Başkanı Kenan Kolat, koalisyon hükümetinde yer alacak partilerin Türkiye Almanya ilişkilerinde belirleyici rol olacağını söyledi. Almanya’daki seçim sonuçlarını ve Türkiye ilişkilerine olası yansımalarını Gerçek Gündem’e değerlendiren Kenan Kolat, “ ‘Seçimler oldu, ilişkiler bozuldu’ diye bir durum yok. Almanya’da devletin hükümetler dışında bir politikası var. Bir karar ile her şey değişiyor gibi bir ortam yok. Kurulacak hükümetin biçimine bakmak gerek. Yeşiller ve Hür Demokratik Parti başbakanı belirleyecek. Hür Demokratlar, Türkiye ile Avrupa Birliği müzakerelerin kesilmesini istiyorlar. Hıristiyan Demokratlar ise Türkiye ile ilişkilerin sürmesini istiyor fakat ‘Türkiye bizim dönemimizde Avrupa Birliği’ne giremez’ diyorlar. SPD ve Yeşiller Türkiye ile üyelik müzakerelerinin devam etmesini isteseler de Türkiye’nin antidemokratik yönetim ile üye olamayacağını belirtiyor. SPD diyaloğun devam etmesinden yana. SPD’nin yönetimindeki bir hükümette Türkiye ile müzakereler demokrasi ve insan hakları üzerine yoğunlaşır. Hıristiyan Demokrat Parti başbakanlığı döneminde ise Merkel çizgisi devam edecek. Sol Parti’de ise silah ticaretinin bitirilmesi talebi yoğunlaşır.”

 “TÜRKİYE BU FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRMELİDİR”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi)- Almanya’nın seçim sonuçlarının, Türkiye Almanya ilişkileri ve Türkiye AB ilişkilerini etkileme ihtimali yüksektir. Eğer her iki ülke de bu fırsatı değerlendirirse… Çünkü Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri Alman seçimleri sonuçları ile çok yakından ilgili olmuştur. Sosyal Demokratların iktidarda olduğu dönemde tam üyelik sürecinde Türkiye bir türlü harekete geçiremedi, başlatamadı. Fakat ondan sonra seçimleri Sosyal Demokrat Yeşiller koalisyonu kazandığı zaman bu üyelik sürecini başlatmaya muvaffak olduk. Fakat sonra yine Hristiyan Demokratların Angela Merkel rejiminde tekrar duraklama sürecine girildi ve fiilen askıya alındı. Ve Alman Hristiyan Demokratları da Türkiye’ye tam üyelik yerine, özel statü önerdiler. Bu yüzden ilişkilerimiz tıkandı. Şimdi yeniden Sosyal Demokratların Yeşillerle birlikte iktidar olma şansı ortaya çıkınca bu ilişkileri canlandırma ihtimali de olabilir. Yeter ki bunu iyi değerlendirelim. Türkiye o zaman yaptığı gibi bir reform süreci başlatmalı, insan hakları, demokrasi, kadın hakları, basın özgürlüğü gibi konularda standartlarımızı yükseltmemiz lazım. Avrupa konseyinde gözetim altında ülke statüsünden çıkmamız lazım. Ve Alman hükümeti ile de ilişkilerimizi geliştirmemiz lazım. Türkiye bu fırsatı kaçırırsa ileride aynı fırsat gelir mi bilmem. Şimdiki Sosyal Demokratlarla o zamanki Sosyal Demokratların çizgisi aynı mıdır bilemeyeceğim. Ama kısa bir süre önce o zamanın başbakanı Gerhard Schröder “Son Şans” isimli bir kitap yazdı. Avrupa Birliği’nin ve Almanya’nın politikalarını kuvvetli bir biçimde eleştirdi. “Bir tek bizim parti Sosyal Demokratlar ve Yeşiller Türkiye’nin üyeliğini destekledi, diğer partiler uzak durdu” diye açıklamalara yer verdi. Bu bir fırsattır, Türkiye bu fırsatı değerlendirebilirse ne âlâ ama değerlendiremezse de tabii bunun bir bedeli olacaktır.