Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye – Rusya – Suriye üçgeni ABD’den nasıl görünüyor?

Geçtiğimiz Çarşamba, Cumhurbaşkanı Erdoğan farklı tarafları destekledikleri Rusya Başkanı Putin ile Suriye savaşını ve yükselen tansiyonu görüşmek adına bir araya geldi.

Son haftalarda Rus savaş uçaklarının desteğiyle Esad rejimi Türkiye tarafından desteklenen isyancı grupların elindeki ülkenin son büyük bölümü olan kuzeybatı Suriye’ye yönelik saldırılarını arttırdı. Pazar günü Rus hava saldırıları sonucu ile altı kişi yaşamını yitirdi ve bir düzineden fazla isyancı grup üyesi yaralandı. Türk yetkililer, Erdoğan’ın asıl amacının Rusya’nın saldırıyı durdurmasını sağlamak olduğunu söylüyor. Artan saldırılar, Türkiye’ye daha fazla mültecinin akın etmesi demek ve Türkiye bunu kaldırabilecek durumda değil. Olası bir mülteci akımı Erdoğan ve AKP’nin popülaritesini daha fazla zedeleyebilecek potansiyelde.

Erdoğan Karadeniz’in tatil beldesi Soçi’de Putin’in yanında otururken “Suriye konusunda birlikte attığımız adımlar son derece önemli. Oradaki barış, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilere de bağlı” dedi.

Putin’in Erdoğan’a Suriye konusunda herhangi bir güvence sunup sunmadığı ise belli değildi. Rusya, Suriye hükümet güçlerine düzenli olarak saldıran teröristlerle savaştığını ve müttefiki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın tüm ülkenin kontrolünü geri almasına yardım etmeye kararlı olduğunu söylüyor.

Putin, “Uluslararası arenada oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapıyoruz” yorumunda bulundu. Tablo buyken durum hem Erdoğan hem de Putin açısından riskli bir hâle bürünüyor.

Her iki taraf için de çok şey tehlikede. İkili zirve, iki gücün Libya, Ukrayna ve Kafkasya bölgesindeki çatışmalarda karşı tarafları da desteklediği bir rekabete rağmen, bazı savunma ve ekonomik konularda yakınlaştıkları iki lider arasındaki dikkate değer ortaklığın bir göstergesi. Fakat bunca uluslararası konuda farklı saflarda yer alan ülkelerin yakınlığı akıllarda soru işareti oluşturuyor.

Wall Street Journal, toplantının Erdoğan’ın, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturum aralarında görüşme talebini reddeden ABD Başkanı Biden tarafından “küçümsendiğini” söylemesinden sadece bir hafta sonra gerçekleştiğinin altını çiziyor.

ABD’li yetkililer, bu olaya ilişkin WSJ eleştirmeni Malsin’e göre, “Amerikan-Türkiye ilişkilerinin Suriye’deki savaşta çatışan çıkarlar”, “Türkiye’deki insan hakları sorunları” ve “Ankara’nın Rus silah sistemlerini satın alması nedeniyle” yorum yapmadı.

Analistler, Erdoğan’ın ABD’den duyduğu hoşnutsuzluğun, Putin’e Washington ile son yıllarda Moskova’ya giderek daha da yaklaşan bir NATO müttefiki arasında bir uçurumu daha da açma fırsatı sunduğunu söylüyor. Putin, gerilen Türkiye-ABD ilişkilerini kendi çıkarına kullanmalı bu nedenle örneğin Suriye’de Erdoğan’la uzlaşma yolları aramalı.

Erdoğan geçen hafta CBS’e verdiği röportajda bir önceki sefer ABD tarafından yaptırıma maruz kalmalarına rağmen Rusya’dan hava savunma sistemi satın alma niyetinde olduklarını açıkladı.

Eski Türk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, “Türkiye ABD’de uzaklaştığında, doğal sonuç Rusya’ya yaklaşacak, ancak Türk-Rus ilişkileri de dikensiz bir gül bahçesi değil” diyor.

Kuzeybatı Suriye’nin İdlib eyaleti şu anda, ülkenin diğer bölgelerinden kaçan ve Türkiye sınırına sıkıştırılmış kamplarda yaşayan birçok kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 3,4 milyon insanı barındırıyor.

BM’ye göre, Rusya ve Suriye rejiminin İdlib’e yönelik son büyük saldırısı, Suriye’de on yıldır süren krizde en büyük insan göçünü tetikledi. Saldırı, 2019’da ve 2020’nin başlarında yaklaşık 900.000 kişiyi evlerini terk etmeye zorladı. Yabancı haber ajansları, halihazırda 3,6 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye’nin başka bir mülteci dalgasının kendi topraklarına ulaşmasını engelleyememe endişesini yazıyor.

Rusya ve Türkiye Suriye’de karşı karşıya gelmeye devam edecek mi?

Suriye’de 33 Türk askerinin öldürüldüğü hava saldırısı Türkiye ve Rusya’yı doğrudan çatışmanın eşiğine getirmişti. Saldırıdan Esad rejimini sorumlu tutan Ankara, Suriye hükümet güçlerini harap eden bir hava saldırısıyla karşılık vermişti.

Bu saldırı, Putin ve Erdoğan tarafından Mart 2020’de müzakere edilen bir ateşkesle sona erdirildi.

Normalde hedef alınmayan Afrin kasabası yakınlarındaki Türkiye destekli Suriye gruplarının hedef alınmasıyla yeni saldırı dalgası Pazar günü başlamış oldu. Bu saldırıda tam altı isyancı asker öldürüldü.

Türk destekli isyancı bir grubun komutanı Mustafa Sejari, Suriye’de Türkiye tarafından ele geçirilen bir bölgeye atıfta bulunarak, “Rus işgalciler ilk kez Zeytin Dalı alanlarını ve Türk destekli birliklerini bombaladılar” dedi.

Sivil toplum örgütlerinin açıklamalarına göre Rus hava saldırıları kuzeybatıdaki hastaneleri ve sivilleri de hedef alıyor. Analistler, Türkiye’nin kuzeybatı Suriye’de Rus saldırısını durdurabilecek 10.000’e kadar askeri olduğunu vurguluyor. Eleştirmenlere ve Suriyeli isyancılara göre bu askerler hava saldırılarını önleyebilir, fakat bireysel saldırıları durdurmak adına çok etkili olamazlar.

Uluslararası Kriz Grubu eleştirmeni Dareen Khalifa, “Moskova’nın yapabileceği, durumu istikrarsızlaştırmak. Hastaneye ve sivillere yaptıkları hava saldırıları ile Türkiye’yi Suriye halkına karşı garip bir duruma sokuyorlar.’’ diyor. Türkiye hem Suriyeli isyancıların yanında gözüküp, hem de hastane ve sivilleri hedef alan Rusya ile yakın ilişki kurmaya devam ederse Suriye’de yer alan müttefiklerinin gözünde samimiyetini yitirebilir.

Yıllardır Suriye politikasına verilen önem ve Suriye’ye yapılan yatırımların boşa gitmemesi adına Türkiye bu noktada adımlarını daha dikkatli atmalıdır.