Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi alkışlarla..

Bir ütopyamız vardı öteden beri.. İzmir’de bir edebiyat müzesinin olmasını hayal ediyorduk. Sonunda gerçekleşti.

İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi

İzmir’in ilk, Türkiye’nin sekizinci “İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi” restore edilen tarihi Bornova Tristramp Köşkü’nde açıldı. Kütüphanenin açılış törenine Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Bornova Kaymakamı Fatih Genel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta ve kütüphanede eserleri yer alan İzmirli yazar, şairler katıldı.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Bornova Kaymakamı Fatih Genel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta

Devlet yetkilileri gururlandı

“İnsan olan her yere insanların yaşadığı her yere kütüphane açma çabamız ve gayretimiz var” diyen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ali Odabaş, açılan kütüphanenin Türkiye genelinde hizmet veren 1225. kütüphane olduğunu belirtti. Son dönemde farklı kütüphane çalışmaları yaptıklarına değinen Odabaş, bu amaçla havaalanı kütüphanesi, gar kütüphanesi, bebek kütüphanesi gibi çalışmalar yaptıklarını söyledi. Ali Odabaş, İzmir’de çok yakında bir AVM kütüphanesi açmayı planladıklarını da dile getirdi.

İl Kültür Turizm Müdürü Murat Karaçanta, İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi koleksiyonunda İzmir’de doğmuş ya da uzun yıllar yaşamış, yöreyle bütünleşmiş yazarların eserleri ve kendileri hakkında yazılmış çalışmalardan oluşturulmuş özel koleksiyonlar ile müze kütüphaneciliği felsefesine uygun kitaplarla yazarlara ait objelerin bulunduğunu anlattı. Kütüphanede 5 bin 108 kitap bulunduğunu belirten Karaçanta, mekanın edebiyatçıların, yazarların, çevirmenlerin, edebiyatla ilgili sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine açık olacağını söyledi.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ise bu günkü kütüphanelerin çocukluk çağlarındaki kütüphanelerden çok farklı, cıvıl cıvıl mekanlar olduğunu anlattı. İzmirle ilgili yazarların, onlarla ilgili materyallerin müze kütüphanede yer aldığını söyleyen Köşger, “Bu mekan aynı zamanda İzmir’in öne çıkarması, koruması gereken, önemli bir tarihi mekanlardan biri” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın somut ve somut olmayan kültürel mirası korumak için çalışmalar yaptığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, insanoğlunun yaşam tarzını önce taşa sonra papirüse ve kitaba yazdığını, kitapların bütün hafızamızın içinde bulunduğu yapıtlar olduğunu anlattı. Bütün Türkiye’de gençlerin kütüphaneye gittiğini belirten Demircan, Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle İzmir Valiliği tarafından restore edilen ve kütüphaneye dönüşen bina için “Güzel bina, güzel restorasyon ve bu güzel binanın içinde edebiyat, güzel sanatlar var. Emeği geçenleri kutluyorum” diye konuştu.

İzmirli ünlü şair ve yazar rahmetli Turgay Gönenç’in kızları Aslı ve Zeynep ile anneleri Fatma Akçay, müzeyi sevinçle gezdiler..

Tristramp Köşkü 117 yıllık yapı

Bornova’daki İngiliz bir aile tarafından 1904 yılında yaptırılan, 13 oda ve üç kattan oluşan Tristramp Köşkü, engelli dostu olarak restore edilmiş. Engelliler için hazırlanan asansörle 117 yıllık tarihi binanın bahçesinden üçüncü kata kadar ulaşılabiliyor. Bir dönem Ege Üniversitesi Böcek Müzesi olarak da kullanılan binanın giriş katında 37 metrekarelik iki oda yine kuruluş amacına uygun olarak düzenlenmiş. Binanın, zemin katında okuma ve sergi salonları hazırlanmış.

Kütüphanenin üçüncü katında ise Attilâ İlhan’ın adını taşıyan bir oda düzenlenmiş, ünlü kasketi bu odada sergileniyor. Kütüphanede ayrıca Samim Kocagöz, Turgay Gönenç, Muzaffer İzgü ve Yaşar Aksoy’un kullandığı objeler görülebiliyor. Bu objeler arasında gözlükler, yüzük, tarak, büyüteç, daktilo, saat, çay fincanı cep telefonu, masa saati, kendi el yazılarıyla yazılmış mektuplar bulunuyor.

İzmirli yazarların özel eşyaları

İzmirli yazarların, edebiyata katkılı olan kişilerin isimleri ise kütüphanenin zemin ve giriş katındaki panolarda yer alıyor. İzmir’de doğup büyümüş ya da bir dönem İzmir’de yaşamış yazarların kısa yaşam öyküleri duvarlardaki ışıklı panolarda sergileniyor. Ayrıca odalardaki duvarlarda yine ışıklı panolarda İzmirli şairlerin şiirleri okunabiliyor. 

Yaşar Aksoy, “Müzede ilk daktilomun, ilk gözlüğümün, ilk çakmağımın ve sigara ağızlığımın, Çanakkale hatırası bir duvar objemin ve tüm kitaplarımın bir koleksiyonunun bulunması gerçekten kıvanç verici” dedi.

Yaşar Aksoy’un ilk daktilosu

Erzene Mahallesi Gençlik Caddesi üzerinde hizmet veren İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi’ni ziyaret ücretsiz. Kütüphanede ödünç kitap verilmiyor. Müze kütüphane hafta içi 08.30 – 17.30 arası açık, Cumartesi-Pazar günleri kapalı. 

******

Can Çakmur harikalar yaratıyor

Can Çakmur dünyaca ünlü ödüller alıyor.. Kendisini izleyen her cinsten, her milletten insanı hayretler içinde bırakıyor.. Müthiş bir yetenek adım adım kariyer basamaklarından çıkmakta. Bize de onu alkışlamak, desteklemek ve hakkında yazılar yazmak kalıyor.

Can Çakmur.. Türkiye senfonik müziği tarihinin parlak geleceği..

Türkiye’nin Klasik Müzik Dergisi Andante’de Serhan Bali, 16 Eylül 2021 tarihinde şunları yazdı:

“.. Dün akşam CSO’nun muhteşem oda müziği salonu “Mavi Salon”da ilk açıklamalı konserimizi düzenledik. Konuğum müthiş piyanistimiz Can Çakmur’du. Ankaralı müzikseverlere etkinliğimize gösterdikleri ilgiden ve konser sonrasındaki güzel yorumlarından dolayı çok teşekkür ederiz. Gösterilen yoğun ilgi bize bu seriyi başlatmakla ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gösterdi.

CSO yönetimine de konser dinleyicisinin aydınlatılması yolunda gösterdiği çabadan dolayı müteşekkirim. Senfonisi, operası olan her ilimiz kendi yerel kaynaklarını, insan gücünü kullanarak bizim Mavi Salon’da başlattığımız türden veya daha farklı açıklamalı konser dizilerini programlarına mutlaka almalı. Klasik müziğin dinlemesi emek isteyen bir müzik türü olduğunu ve harcadığımız emeğin karşılığının dinleyici olarak bizlere haz ve tatmin olarak kat be kat döneceğini biliyoru. Hele hele Ca Çakmur gibi bir piyanistimiz varsa..”

Piyanonun prensi

Yazgülü Aldoğan ise 13.9.2021 tarihli Cumhuriyet’te şunları yazdı:

“..“Bachçede Yaz Festivali” hava durumunun değişkenliğin nedeniyle Bahçede değil, Otelde bitti! Hakan Erdoğan’ın düzenlediği ve ağustos ortasında başlayıp eylül ortasında sonlanan konserlerin alıştığımız mekânı Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras, açık havadaydı ama kapalı mekânda İstanbul’un gürültü kirliliğinden kurtulunca Çakmur’un piyano resitaline daha iyi konsantre olma şansını yakaladık. Çünkü Can Çakmur’u dinlemek bir şans.

Çok başarılı, mütevazi, sevimli ve naif..

Gençliği, (24 yaşında) usta olmasını engellemiyor. Tokyo Filarmoni gibi orkestralarla birlikte çalmış, dünyaca ünlü konser salonlarında resitaller vermiş, çeşitli ödülleri olan, eğitimine ünlü ustalarla ve burslarla devam eden, yolu uzun ve açık bir sanatçı. Ve bunun farkında olan özel bir izleyici grubu. Konserin yeri değişmesine karşın takip edip gelmiş, cumartesi akşamını ayırmış genç bir dinleyici!

Hakan Erdoğan’ın da teşekkür ettiği, nihayet bilinçli, her es’te heyecanlanıp alkışlamayan, nefesini tutup dinleyen, sanatçıyla bütünleşen ve en güzeli, yaşı da ruhu da genç izleyici.

Sadece usta değil, olgun

Can Çakmur’u ergen bir delikanlıyken tanıyıp hayran kalmış ve fırsat bulduğum her konserini takip etmiş biriyim. Sanatını değerlendirmek bana düşmez.

Fazıl Say sosyal medyasında kendisini ne kadar değerli bulduğunu; onun için besteler yapacağını ve hatta birlikte bir konser vermeyi düşündüğünü anlatırken onun karakterine de vurgu yaparak “İyi bir insan” diyor. Ben de kendisiyle ilk tanıştığımda gençliğine rağmen olgunluğuna hayran kalmıştım.

Can Çakmur’un dedesi Yüksel Çakmur, Eskişehir Belediye Başkanı Büyükerşen ve Can Çakmur..

Bir buçuk saat ezberden

Festivalin son resitalinde Schubert’in La Majör Sonatı ve Schumann’dan Kreisleriana çaldı. İki uzun, zor ve ağır parça. Tek notaya bakmadan, ezberden! Kırılıverecekmiş gibi duran ince uzun parmaklarıyla, (zaten Can büyüdükçe uzuyor, boya gidiyor, inceliyor), piyanonun üzerinde fırtınalar estiriyor. Ruhunda esen fırtınaları ise paylaşmıyor. Sakin, mimiksiz bir sanatçı.

İlk kez bu kadar yakından ve iyi konumda izledim ve çok ilginç, ona bakmaktan dikkatim dağıldığı için, seçilen parçalar da bildik, popüler parçalar olmayınca, müziğe yeterince odaklanamadığımı fark ettim. Piyano resitallerinde piyanistin elini görmeyi çok ister seyirci. Piyanist değilim, yüzünü görsem yetiyor, ama bazen o bile fazla imiş, ışıklar açık, seyirciyi de izliyorum. Arada müzik kaynıyor! Bir ara gözümü kapatıp dinledim, müziği iliklerime kadar hissettim, ama görenler uyuyorum zannedecekler diye açtım tekrar!

 “Piyanonun prensi” Can Çakmur’u daha iyi hissetmek için gerçekten gözlerini kapayıp özel bir mekânda, mesela Şerefiye Sarnıcı’nda dinlemek hoş olurdu. Le Meridien’in rüzgâr yüzünden konserlere kucak açmaları iyi de konser bitiminde aracınız yoksa, kamu ulaşımına uzak olduğu için ortada kalıyorsunuz, çünkü artık İstanbul’da taksi bulabilmek, Can Çakmur konseri kadar istisna oldu!..”

******

Ayşe Yaldırım, dayısı Nazım’ın evinde sergi açıyor

Nâzım Hikmet’in mektuplarında “Ayşe resim yapsın” dediği yeğeni ressam Ayşe Yaltırım’ın farklı tarzlarda son dönemde ürettiği işleri Kadıköy’deki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’de 24 Eylül – 22 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

Ayşe Yaltırım

Pandemi günlerini oldukça üretken geçirdiğini sıkça anlatan Yaltırım küçük yaşlardan beri üretmeyi, sanatını icra etmeyi başarıyor. Sanat dolu bir ailede büyüyen Yaltırım’ın anneannesi de ilk kadın ressamlarımızdan olan Celile Hanım.

Annesi Ayşe Yaltırım’ın sergisi için oğlu fotoğraf sanatçısı Murat Germen “Her yaştan birçok insanın manen tükendiği salgın süresince, yani bir buçuk seneyi aşkındır, Ayşe yüzlerce resim üretti; genç insanların bile yetişmekte zorlanacağı, gerçekten müthiş bir direniş! Kendisinden dinlemek gerekir neden ve nasıl ürettiğini; ağza çiklet “konsept”lerle meşrulaştırılmaya ihtiyacı yoktur onun eserlerinin” dedi.

******

İstiklal sergisi rekor kırdı

İzmir Kültürpark Atlas Pavyonu’nda 30 Ağustos’ta açılan “Büyük Zafer’in 100. Yılına Doğru İstiklal Sergisi” İzmir Enternasyonel Fuarı’nın son günü olan 12 Eylül’de ziyaretçi rekoru kırdı.

7 bin 044 kişi tarafından ziyaret edilen ve toplam ziyaretçi sayısı 31 bini aşan sergi, Milli Mücadele’nin başlangıç tarihi kabul edilen 19 Mayıs 1919’un yüzüncü yılında İş Sanat tarafından İstanbul’daki Türkiye İş Bankası Müzesi ve Ankara’daki İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde eş zamanlı olarak açıldı.

İstiklal sergisi, 9 Eylül 1922’ye kadar açık kalacak.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Milli Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını bir kez daha saygı ve minnetle anmak üzere hazırlanan sergi İzmir’in kurtuluşunun 100. yılının kutlanacağı 9 Eylül 2022’e kadar ücretsiz olarak ziyarete açık olacak. Sergi, Milli Mücadele’nin tüm boyutlarını bin dolayında özgün belge, fotoğraf, film ve obje aracılığıyla aktarıyor.

******

Merkez Kütüphanesi artık hazır

Ege Üniversitesi (EÜ) Merkez Kütüphanesi, üç dönem aradan sonra yüz yüze başlayacak olan yeni akademik yılda da eğitimlerini sürdürecek.

Ege Bölgesi’nin en donanımlı kütüphanelerinden olan, içeriğinde 250 binin üzerinde basılı eser, 164 ulusal ve uluslararası veri tabanı, 10 binin üzerinde nadir eser ve 186 el yazısı kitap bulunan ve online erişime açık EÜ Merkez Kütüphanesi, faaliyetlerine de başlayacak.

E.Ü.Rektörü Prof.Necdet Budak, “bilginin kalbini açıyoruz” dedi.

 Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bilginin kalbi olan kütüphanemiz, öğrenci ve akademisyenlerin buluşma noktası olacak” diye konuştu.