‘Siyasal İslam, öğrenci yurtlarını ‘örgütlenme’ alanı olarak görüyor’

Eğitim-İş Sendikası tarafından hazırlanan rapora göre, 2002’den beri yatılı bölge okulları yüzde 40, öğrenci sayısı yüzde 79 azaldı. Vakıf ve dernek yurtları 723’ten 3 bin 331’e çıktı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Eğitim-İş Sendikası, yurt sorununa ilişkin rapor hazırladı. Yurt sorununun, eğitimde gericileşmenin acı bir meyvesi olduğuna işaret edilen raporda, “Siyasal İslam, öğrenci yurtlarını FETÖ’den beri ‘mecbur bırakarak örgütlenme’ alanı olarak görmektedir. 20 yıldır ülkeyi yöneten AKP, yeterli sayıda devlet yurdu açmayıp tarikatlara dernek adı altında yurt açma kolaylığı tanıdığı için çaresiz kalan öğrenciler, buralara mecbur bırakılmaktadır” denildi. 

Yatılı ilköğretim bölge okullarına ve öğrenci sayılarına dikkat çekilerek öğrencilerin kamusal eğitim kurumlarının dışına yöneltildiğine işaret edilen raporda, “öğrencilerin dinci toplulukların yurtlarına mahkûm edildiği” vurgulandı. Raporda, 2002’den itibaren yatılı okulların sayısında yüzde 40.1; öğrenci sayısında ise yüzde 79.51 oranında azalma gerçekleştiği belirtilerek “Bu azalma, tarikatların kazancı anlamına gelirken, laik Cumhuriyetimizin kaybı olmuştur. Ensar yurtlarında çocukların cinsel istismara uğramasına meydan veren, bu karanlık tablodur” denildi. 

Özel üniversite yurtlarına da yer verilen rapora göre, 2006’da toplam kapasitesi 228 bin 645 olan toplam 2 bin 735 özel yurt bulunuyordu. Bu yurtların 1723’ü ise vakıf ve derneklere aitti. 2021’de ise özel yurt sayısı 4 bin 406’ya, kapasiteleri ise 442 bin 245’e yükseldi. Vakıf ve derneklerin yurtları ise 3 bin 331’e çıktı. Raporda, “Devlet yurtlarının yetersizliği, ekonomik durumu biraz elverişli olan öğrencileri özel yurtlara, yoksul ailelerin çocuklarını ise dernek/vakıf yurtlarına itmiştir” değerlendirmesi yapıldı.

Utanç rakamları

Rapora göre, 802 bin 131 üniversite öğrencisinin bulunduğu İstanbul’da, devlet yurtları bu öğrencilerin yalnızca yüzde 3’ünü karşılayabiliyor. Bu oran, 319 bin 406 üniversite öğrencisinin bulunduğu Ankara’da yüzde 8.8; 173 bin 611 öğrencinin bulunduğu İzmir’de yüzde 9.05.

‘Toki, planlama yapmalı’

Raporun sonuç bölümünde, barınma sorununun çözülmesinin sosyal devlet ilkesinin gereği olduğuna işaret edilerek şunlar kaydedildi: “Olması gereken  bu ihtiyacın bir sektör ve istismar alanı olmaktan çıkarılmasıdır. Başöğretmen Atatürk’ün ‘kimsesizlerin kimsesi’ olsun diye kurduğu Cumhuriyette, ülkenin geleceği olan gençler kimsesiz, yersiz yurtsuz bırakılamaz. Gökdelenler, rezidanslar ve statlar inşa eden TOKİ’yle birlikte ivedilikle yurt planlaması yapılmalı. ‘Barınamıyoruz’ diyen öğrencilerimize karşı marjinalleştirici ve hedef gösterici dil terk edilmeli. Belediyelerin atıl binaları parkta yatan çocuklarımıza açılmalı. Konut kira artışları denetime tabi tutulmalı.” 

Pandemi bahanesiyle yasak kararı

İstanbul’da başlayan “Barınamıyoruz” eylemleri, Malatya, Ankara, İzmir, Kocaeli, Diyarbakır, Antalya, Aydın, Hatay, Eskişehir, Adana, Manisa, Edirne ve Kayseri’de de yapılmaya başlandı.

Eskişehir Valiliği ise koronavirüs tedbirleri gerekçesiyle öğrencilerin toplanmasını yasakladı. Eskişehir Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nca alınan kararda “öğrencilerin çeşitli sebeplerle bir araya gelebilecekleri, bu durumun da virüsün yayılım hızının artmasına neden olacağı değerlendirildiğinden sosyal mesafeyi azaltan ve koronavirüs tedbirlerini ihlal eden toplanmaların önlenmesine…” ifadelerine yer verildi.