Piyasaların değil politikanın dediği oldu; faiz indirildi

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), yüzde 19 olan politika faizini yüzde 18’e çekti. Genel beklenti eylül toplantısında faizin sabit tutulması yönündeydi. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun politika faizinden yaklaşık 200 baz puan daha aşağıda olan çekirdek enflasyona odaklanılacağını açıklaması, “faiz indirimi” kaygılarına yol açmıştı.

Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirimi kararının ardından Türk Lirası’nda değer kayıpları yaşandı. Dolar/TL, 8,65 düzeyinden ilk tepki olarak 8,80’in üzerine çıktı ve 8,8021 ile tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Euro/TL’de 10,33 görülürken sterlin/TL ise 12,05’e kadar tırmandı. İlk gelen tepkiyle birlikte sert yükselişlerin yaşandığı döviz kurlarındaki bir miktar gerileme yaşandı. Güne artıda başlayan ve karar öncesinde yüzde 0,5 civarı yükselişle 1.414 puan seviyesindeki Borsa İstanbul ise kazançlarını sildi. Borsa İstanbul BİST 100 Endeksi’nde yüzde 0,5 civarı eksiye döndü ve 1.400 puanın altı görüldü.

Faiz indirim kararından bir gün sonda güne 8,7615 ile başlayan dolar, saat 10:18 itibarıyla yüzde 1,01 artışla 8,8505 liraya çıktı. Dolar, 02.09.2021 tarihinde 8,2566 ile son bir ayın en düşük, 24.09.2021 tarihinde ise 8,8563 ile son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Euro ise Cuma günü 10,3290 ile açıldı. Saat 10:20 itibarıyla yüzde 0,82 artışla 10,3933 liraya çıktı. Euro, 01.09.2021 tarihinde 9,7770 ile son bir ayın en düşük, 24.09.2021 tarihinde ise 10,4115 ile son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Gram altın ise Cuma günü 491,03 ile başladı. Saat 10:23 itibarıyla yüzde 1,59 artışla 498,77’dan işlem gördü. Gram Altın, 16.09.2021 tarihinde 477,72 ile son bir ayın en düşük, 23.09.2021 tarihinde ise 502,14 ile son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Son enflasyon verisi politika faizinin üzerinde gerçekleşmişti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre ağustosta tüketici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,25 olmuştu.

Aylık bazda bakıldığında Ağustos ayında enflasyon artışı yüzde 1,12 olmuştu. Çekirdek enflasyonda ise bir önceki aya göre gerileme izlenmişti. Buna göre Temmuz ayında yüzde 17,22 olan yıllık çekirdek enflasyon yüzde 16,76’ya çekilmişti.

Tüketici fiyatlarında gıda enflasyonundaki hızlı yükseliş dikkat çekmişti. Ağustos’ta gıda fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 29 artmıştı. Böylelikle yıllık gıda enflasyonunda 2019 Nisan ayından bu yana en yüksek artış görülmüştü.

Kararın ardından Merkez Bankası Eski Başkanı ve İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz, Twitter hesabından “Bu kararla soframızdaki 5 zeytinden iki tanesi daha çalındı. Sabırsızlık yine baskın çıktı. Her zaman olduğu gibi yine başa döndük. Daha yüksek faiz ve yüksek bedel ödemeye hazırlıklı olalım.” paylaşımında bulundu.

Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde aşılamanın hızlanması küresel ekonomide toparlanma sürecini desteklemektedir. Bununla birlikte, aşılama oranlarındaki artışa rağmen salgında yeni varyantlar küresel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Küresel talepteki hızlı toparlanma, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artış uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açmaktadır. Başlıca tarımsal emtia ihracatçısı ülkelerde yaşanan iklim koşullarının küresel gıda fiyatları üzerine olumsuz yansımaları görülmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmekle birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları enflasyondaki yükselişin talep kompozisyonundaki normalleşme, arz kısıtlarının hafiflemesi ve baz etkilerinin devreden çıkmasıyla birlikte büyük ölçüde geçici nitelikte olacağını değerlendirmektedir. Bu çerçevede, gelişmiş ülke merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir.

Öncü göstergeler yurt içinde iktisadi faaliyetin üçüncü çeyrekte dış talebin de etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret etmektedir. Aşılamanın toplumun geneline yayılarak hızlanması salgından olumsuz etkilenen hizmetler, turizm ve bağlantılı sektörlerin canlanmasına ve iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle sürdürülmesine olanak tanımaktadır. Olumlu dış talep koşulları ve uygulanmakta olan sıkı para politikası cari işlemler dengesini pozitif etkilemektedir. İhracattaki güçlü artış eğilimi ve aşılamadaki kuvvetli ivmenin turizm faaliyetlerini canlandırmasıyla yılın geri kalanında cari işlemler hesabının fazla vermesi beklenmektedir. Cari işlemler dengesinde görülen iyileşme eğilimi fiyat istikrarı hedefi için önem arz etmektedir.

Enflasyonda son dönemde gözlenen yükselişte; gıda ve ithalat fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve açılmaya bağlı talep gelişmeleri etkili olmaktadır. Bu etkilerin arızi unsurlardan kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, güçlü parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri devam etmektedir. Parasal duruşun sıkılığı ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, bireysel kredilerin ılımlı seyre dönmesi için makroihtiyati politika çerçevesi güçlendirilmiştir. Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirmiştir. Bu çerçevede para politikası duruşunda güncellemeye ihtiyaç bulunduğu değerlendirmesi yapılmış ve politika faizinde indirim yapılmasına karar verilmiştir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

+++++++

“NACİ AĞBAL DOĞRU OLANI YAPMIŞTI”

Ramazan Abay (Prof. Dr.) – Merkez Bankası eski başkanı Naci Ağbal 18 Mart 2021’de politika faizini 200 baz puan artırarak belki piyasa beklentisinin de üzerinde bir artış yaptı ve piyasanın önüne geçerek geleceği yönlendirmeye çalıştı. Kanımızca Sayın Ağbal doğru olanı yaptı. Ne var ki siyasi irade 20 Mart 2021’de bir gece yarısı tebliği ile Naci Ağbal görevden alındı ve yerine siyasi iradenin görüşüne daha yatkın olduğu düşünülen Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu göreve getirildi. Kavcıoğlu, Türk-Alman iş insanları ile yapılan toplantıya kadar politika faizinin enflasyonun üzerinde olacağı konusunda beyanatlar vermişti.

Naci Ağbal tarafından 18 Mart 2021’de alınan para politikası kararları, mali politikalarla desteklenmediği için hedeflenen sonuç alınmadı. Bu nedenle de ağustos ayında enflasyon oranı yüzde 19,25 olarak açıklanınca Merkez Bankası başkanının söylemlerini dikkate alarak piyasa bir faiz artışı beklemeye en azından faizlerde bir değişiklik yapılamayacağı yönünde bir davranış içinde oldu. Bugüne kadar Merkez Bankası Başkanı yüzde 19,25 enflasyon oranını dikkate alınca bu sefer yüzde 16,8 olan “çekirdek enflasyonu alacağız” ifadelerini kullanması nedeniyle piyasa erken faiz indirimi hazırlığının sinyalleri olarak bu açıklamayı yorumlamıştır.

Merkez Bankası Başkanı siyasi iradenin telkin ve yönlendirmelerini dikkate alarak yüzde 16,8 olan“ çekirdek enflasyona” göre 50 baz puan hatta 100 baz puan faiz indirime gidebilir. Ancak Merkez Bankası’nın böyle bir karar açıklaması genel anlamda piyasada geçerli olan mevduat ve ticari kredi faiz oranlarının düşmesine neden olamayacağı gibi dolar artış hızını da düşüremeyecektir. Faizi indirmek piyasada kısmen sağlanmış olan güven unsurunun giderek yok olmasına sebep olur. Merkez Bankası piyasanın önünde gitmeli, piyasayı yönlendirmeli ve riskleri önceden görmeli, irdelemeli ve kararlarını önceden almalıdır.