‘Ekonomik kriz yok, yoksuldan alıp zengine veriyorlar’

İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav Türkiye ekonomisi salgın döneminde kriz yaşamadığını ve büyüdüğünü söyleyerek "Fakat iktidar yoksulun payını zengine verdi" dedi.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav Türkiye ekonomisi salgın döneminde kriz yaşamadığını ve büyüdüğünü söyledi Boratav’a göre, iktidar yoksulun payını zengine verdi.

Gazete Duvar’ın sorularını yanıtlayan Boratav, “Genellikle iktidara yakın şirketlere öylesine büyük bir kredi akımı oldu ki, dolaylı etkilerin sonunda burjuvazinin gelir dağılımındaki payı sıçradı. Yoksullardan varlıklılara doğru olağanüstü bir gelir aktarımı söz konusu. Yoksuldan alıp zengine veriyorlar. Dediğim gibi, bunun hesabını milli gelir istatistiklerinden yapamıyoruz, çünkü kredi doğrudan bir gelir değil, sonradan gelire dönüşüyor” dedi.

Boratav’ın verdiği cevaplar şu şekilde:

Türkiye, salgın döneminde büyümüş ama yoksulluk artmışsa, bu para nereye gitti?

IMF istatistikleri gösteriyor ki, salgın döneminde Türkiye’de bütçe, emekçilerden esirgendi. Ücretliler lehine mecburi transferler bütçeden değil, zaten birikmiş olan İşsizlik Sigorta Fonu’ndan karşılandı. Buna mukabil, uluslararası ölçümlere göre kredi artış temposunda Türkiye birinci sırada.

Peki bu krediler kime gidiyor?

Borçlu sermaye çevrelerini kurtarma operasyonları yapılıyor çünkü. Para müteahhitlere, yeni yatırımların kredi finansmanına gidiyor.

Şirketlerin desteklenmesi için dışarıdan kredi mi alınıyor yani?

Hayır, iç krediler kullanılıyor. Kredi dağılımı doğrudan doğruya gelir dağılımını etkilemez. Çünkü kredi bir borç akımıdır. Fakat kullanılış biçimi varlıkları artırır ve sonunda gelir dağılımına yansır. Genellikle iktidara yakın şirketlere öylesine büyük bir kredi akımı oldu ki, dolaylı etkilerin sonunda burjuvazinin gelir dağılımındaki payı sıçradı. Yoksullardan varlıklılara doğru olağanüstü bir gelir aktarımı söz konusu. Yoksuldan alıp zengine veriyorlar. Dediğim gibi, bunun hesabını milli gelir istatistiklerinden yapamıyoruz, çünkü kredi doğrudan bir gelir değil, sonradan gelire dönüşüyor.

Baştaki soruyu tekrar deşelim: Türkiye ekonomisi büyüdüyse, para kime gitti?

Temel ipucunu gelir akımlarında değil, finansal sistemde görüyoruz. Türkiye G-20 ülkeleri içinde, salgın döneminde, piyasaya aktardığı likidite bakımından en aktif ekonomilerden biri. Gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye, şirketleri besleme konusunda rekortmen! Yoksullara, istihdam teşvikine ve sağlık dâhil reel ekonomiye yaptığı katkıların toplamında ise Türkiye uluslararası istatistiklerin en alt sıralarında; yüzde 1,9! ABD milli gelirin yüzde 10-15’ini aşan büyük bütçe açıklarını göze alıyor, Türkiye hariç diğer ülkeler de ona ayak uydurmaya çalışıyor.

Bu ne anlama geliyor?

Türkiye’de hükümet, finansal sistemi burjuvazinin seçkin ve yârenler kesimine odaklamış durumda. İktidar finansal sermayeye öylesine büyük bir aktarım yapıyor ki, özellikle gençlerde yoğunlaşan korkunç bir yoksullaşma yaşanıyor. Türkiye’nin yüzde 5 büyüdüğü bir dönemde, nasıl oluyor da milli gelirin ücretlere ayrılan payı yüzde 3-4 oranında daralıyor? Bu ancak ücretli katmanların olağandışı yoksullaşması biçiminde olabilir. İçine yüzde 5 su giren bir havuz düşünün. Su sadece havuzun bir köşesinde birikiyor, diğer bölümüne hiç gitmediği gibi, oradan dolu yöne önemli ölçüde su sızıyor. Yani havuz büyürken, ücretlilere ayrılan pay mutlak olarak azalıyor.