Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Küfür veya rüzgara karşı işemek

Tüm dünyada bir “pideleşme süreci” yaşıyoruz. Şekilci veya isterseniz göstermelik “elitizm” e karşı bir hareket. Aristokrasi yerine meritokrasinin geçmesi zaman alacak. Aristokrat özentisi Liderler yerini dünyada “halk tipi” ve donanımsız “liderlere” bırakıyor.  Bunun toplumda gözle görünür bir şekli de “küfürlü konuşmak.”  Eskiden beri olagelen bir akım artık dip dalga falan değil suyun en üstüne çıktı.

Belki de “demokrasinin” bir yan etkisi olarak seçmen kendisini ifade ediyor. Şarkılar ve filmlerde küfürsüz konuşmaya neredeyse yer yok artık. Sen ve siz farkı kayboldu ve giderek kayboluyor. Artık ilk isimle hitap ön planda. Ne kadar doğru bir gelişme bu acaba?  Bir akademik titri, konusunun dışında bir alanda taşımak ve takı gibi kullanmak kadar yanlış en azından.

“Bu konu ile vakit harcamak doğru mu bilemiyorum” yerini “Uğraşamam amk (veya aq)”ya bırakıyor.   Halbuki ikisi de çok farklı yaklaşımlar ve nüanslar kayboluveriyor.

Bilim denilen naneyi “doğruyu aramak” olarak tarif edecek olursak bilimde küfre yer yok! Nüanslar çok önemli!  Doğru veya çözümler hep ayrıntıda! Gayet basit, gayet net. Küfür kişinin kendisini ve fikrini dikkat çekici bir şekilde öne çıkartma çabası. Bir yetersizliğin dışa vurumu. Bir saldırganlık ifadesi. Laf ile dövmek veya laf ile tokat atmak gibi.

Gülümseyerek yazıyorum. Bu ortamda bunları yazmak ve belki birkaç yüzyıl daha bu tez rüzgara karşı işemek ile eşdeğer. Olsun varsın. “Küfür ona yakışıyor” diyene cevabım “Çalıyor ama çalışıyor” diyene olan cevap gibi. Hayır! Onun yetersizliğinin ifadesi. Bu şairde de böyle, felsefecide de. Bir doğruyu o an için yayabilmek için bir çaba bile olabilir. Ama gören taklit ediyor. Kabalık yaygınlaşıyor. Bu tez ile ünlü felsefecileri, şairleri karşıma aldığımın farkındayım. Ama şekilci aristokrasi özentisi yerine geçen “doğrucu Davut küfürbazlığında” bir çözüm yok. Sadece bir çözüm olmadığı, yetersizliği ifade ediyor.  Abuk dikkat çekme dürtüsünün bir dışavurumu. Diojen kardeş ve köpeksilerin tümü için de yazdıklarım geçerli!

Toplum olarak insanlar yukarda yazmaya çabaladığım şeyleri anlayıp, kabul edip, değiştirecekler mi acaba?  Benim göreceğimi sanmıyorum doğrusu ama yanıt: “Evet!” değiştirecekler, çünkü değiştirmek zorundalar. Kör döğüşü ile anlaşmak mümkün değil ve laf ile olsun, fiziki olsun, saldırganlık ve şiddet ile doğru bir yere varamayacağımız kesin.