Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

İktidarın hazan mevsimi!

Hazan mevsimi güzü/sonbaharı yaşıyoruz… Kışa hazırlandığımız bu aylar, vatandaş için ekonomik ve sosyal alanlarda pek çok zorluğu da beraberinde getiriyor…

Aynı zamanda, içinde bulunulan dönem; birçok alanda yıpranan ve tam anlamıyla bir tükenişi yaşayan siyasal iktidarın da ‘hazan mevsimi’ haline geliyor!..

Ava giderken avlanmak!

Her geçen gün daha çok güç yitiren iktidar, bu olumsuzluktan kurtulamayacağını, durumunu düzeltemeyeceğini anlayınca, tüm gücüyle muhalefete yükleniyor. Yeni anayasa, yeni seçim yasası ve ‘Kürt sorunu’ gibi konular üzerinden muhalefeti köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.

Bunu yaparken, hem gündemi değiştirmek ve hem de halkın dikkatini ekonomik ve sosyal sorunlardan uzaklaştırıp, yapay gündemlere odaklaştırmak istiyor. Bir başka amacı da muhalefet blokunu dağıtmak ve etkisizleştirmek. Ancak, bütün bu meselelerde, tam anlamıyla ‘ava giderken avlanıyor’. Yaptığı hamlelerle, özünde kendi siyasal zeminini zayıflatıyor, hareket alanını daraltıyor.

‘Çekirdek enflasyon’ aldatmacası

İktidar blokunu oluşturan partiler ne yaparlarsa yapsınlar, halkın ekonomik sıkıntılardan, zorluklardan doğan öfkesini/tepkisini bir türlü yatıştıramıyorlar.

Ekonomi alanında, enflasyon ve faiz konularında, yeni tartışmalar gündeme geliyor. Merkez Bankası Başkanı, enflasyon göstergelerinde ‘çekirdek enflasyon’ gibi yeni kavramlar ortaya atarak, hem kafaları karıştırmaya ve hem de durumu kurtarmaya çalışıyor!..

Sebze-meyve ‘kolcu’ları!

Bir başka aldatmaca ve kavram/kafa karışıklığı da çarşıda, pazarda, raflarda görülen fiyat artışlarında yaşanıyor. Ekonomide yaşanan yıkımın temel sorumlusu olan iktidar, ‘fahiş fiyat’ konusunda sorumluluğu başka kesimlerin üzerine atmaya ve böylece tepkileri başka yerlere yöneltmeye çalışıyor.

Bu bağlamda, büyük kentlerde hâl ve market denetimleri gündeme geliyor. Tıpkı geçmişte Reji döneminde tütün üretimini ve ticaretini kontrol eden ‘kolcu’ları anımsatırcasına, günümüzde de ‘meyve ve sebze kolculuğu’ ortaya çıkıyor!..

‘Makas değişimi’ mi, yoksa dış politikanın iflası mı?

İktidarın ekonomi ve iç politika dışında sıkıştığı bir başka alan da dış politika… Başta Suriye, Libya, Mısır, Afganistan ve mülteci konuları olmak üzere; şimdiye kadar birçok konuda muhalefetin ve dış politika uzmanlarının uyarılarına kulak tıkayan iktidar, şimdilerde dış politikada önemli tutum değişikliklerine hazırlanıyor. Son olarak, iklim anlaşmasının meclise getirilmesini de bu kapsamda okumak gerekiyor.

Bu durum, iktidar yetkililerinin ifade ettiği gibi bir ‘makas değişimi’ mi, yoksa şimdiye kadar inatla ve ısrarla uygulanan dış politika çizgisinin iflası anlamına mı gelmektedir? Bu soru ve sorunsal ciddiyetle irdelenmelidir.

Diyanet’in cübbesinden medet ummak!

Son dönemde, siyasal gündemin belirlenmesinde, inisiyatifi ve ağırlığı kaybeden iktidar; ülkede siyasal kutuplaşmayı/gerginliği artırmak adına, dinsel figürleri ve araçları alabildiğine kullanıyor.

Diyanet’in bu ölçüde öne çıkışını ve laiklik ilkesini, anayasayı/yasaları çiğneme pahasına, olur olmaz her işe bulaşmasını; bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor!..

Muhalif belediyeleri engellemek, siyaseten iktidarı vuruyor!

Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük kentlerin son yerel seçimlerde muhalefete geçmiş olmasını, iktidar bir türlü içine sindiremiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (BBB) Ekrem İmamoğlu, Ankara BBB Mansur Yavaş, İzmir BBB Tunç Soyer ile diğer CHP’li ve muhalif başkanların hizmetlerine her türlü zorluk çıkarılıyor. Neredeyse ‘paralel belediye’ oluşturmak gibi tanımlarla ifade edilebilecek zorlamalar, kamuoyunda tam tersi sonuçlar yaratıyor. İktidarı daha da aşağıya çekiyor!..

İktidar adeta harakiri yapıyor, kendi kendini tüketiyor

İşin garibi, iktidar, yaptığı bütün bu zorlamaların ve yanlış uygulamaların, sonuçta kendisini vurduğunun ayırdına bile varmıyor. Hatada ve yanlışta ısrar ediyor.

İktidarda bulunmanın gücüyle sesi çok çıkan ve hemen her kesimi biat etmeye zorlayan iktidarın tutumunu, doğadaki ağustos böceklerinin durumuna benzetiyoruz. Onlar bir yandan yüksek sesle öterken, diğer yandan kendi yaşam sürelerini de sınırlayıp tüketirler!.. Bu gidişle, iktidar da siyaseten, izlediği hatalı politikalarla ve yaptığı yanlışlıklarla, kendi kendini tüketecek!..