Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

HDP’ye HDP’li kurşunları!..

Hem “Millet İttifakı’na ‘Bu iktidara karşı Muhalefet Cephesi kurulmalı, ‘ülkenin bütün sorunlarını görüşmek üzere bizimle masaya oturmalısınız” çağrısı yapacaksınız.

Hem de, “Kürt sorununun çözümü için İmralı’yı, ‘sayın’ diyerek Abdullah Öcalan’ı işaret edeceksiniz”; bu nasıl bir yaklaşımdır?

Bugün “siyasete en yabancı” vatandaşlar bile, “Abdullah Öcalan’ı işaret edenler ile bir masaya oturduğunda İYİ Parti’nin biteceğini, CHP’nin seçim meydanlarında çok zor durumlara düşürüleceğini” nasıl düşünmezler?

Yoksa “düşündükleri için” mi, böyle yapıyorlar?.. “İktidarla pazarlıkta ‘bu adımın atılması’ ve ‘seçimin Cumhur İttifakı’na kazandırılması’ vaadi mi var?.. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “HDP’nin parlamentoda olması çok önemli. Aynı düşünceyi bugün de koruyorum. Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğimiz kurum gayrı meşru organla muhatap olmaz. Erdoğan bunu yaptı. Devleti İmralı’yla muhatap kıldı. İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var, parlamentoya gelmiş. Bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz” diyerek “Millet Meclisi’ni işaret etmesinden” hemen sonra…

HDP’nin “eski” eş başkanlarından Van Milletvekili Sezai Temelli’nin “”Asla unutulmaması gereken şey, demokratik çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” demesi…

Ve çıkan tartışmalarda HDP bazı önderlerinin “Öcalan’a ‘sayın’ diyerek ‘çözüm muhatapların biri’ olarak göstermeleri”, Temelli’nin sonradan “Bu benim kişisel görüşümdür, HDP’yi bağlamaz” demesine rağmen, HDP’lilerin “Partilerinin ayaklarına sıktıkları kurşunlar” oldu.

Sadece, halen cezaevinde olan Selahattin Demirtaş “”Benim bildiğim HDP, Kürt sorunu dahil olmak üzere, Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümüne taliptir, irade sahibi siyasi bir aktördür ve elbette muhataptır. Çözümün adresi de doğal olarak TBMM’dir. Faydasız ve çoktan tükenmiş tartışmaları gündeme getirmek çözüme katkı sunmaz” diyerek, HDP içinden “en mantıklı ve anlamlı” açıklamayı yaptı, ama “yalnız” kaldı.

Anayasa Mahkemesi’nde “kapanma davasının görüşülmeye başlanacağı” bir süreçte, “Muhatap HDP’dir, Meclistir’ diyen görüşe karşı, “İmralı’yı ve Öcalan’ı sahneye sürmek”,  Kürt sorununa ve HDP’ye yapılabilecek “en kötü” hareket” idi, yapıldı ve MHP’nin, dahası AKP’nin ve elbette “Cumhur İttifakı’nın ekmeğine yağ sürüldü.