Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Erdoğan’ın New York gezisinden akılda kalanlar

Geçtiğimiz hafta, Erdoğan hem Birleşmiş Milletler toplantısı hem de 300 milyon dolar değerinde Türk Evi’nin açılışı vesilesiyle New York’taydı. Yoğun geçen programının yabancı basına en çok yansıyan kısmı ise kuşkusuz Birleşmiş Milletler binasının karşısına dikilen ve yeni inşaası biten gökdelen, Türk Evi’nin açılışıydı.

Salı günü açılan Türkevi, dünya çapında manşetlere, ‘’Erdoğan, Osmanlı’dan esinlenen Türk gökdeleni New York’un kalbine açıyor’’ şeklinde taşındı. Değeri 300 milyon dolar civarı olan Türk gökdeleni gazeteler “sembolizm açısından zengin” diyerek yazdı. 

Türkevi, “hem BM’nin Türkiye kolu, hem de Türk konsolosluğu” olarak hizmet verecek ve aynı zamanda diplomatlara ev sahipliği yapacak. Bina, 1977’de daha küçük bir bina olarak IBM’den satın alınmıştı.

Nikkei Asia’nın haberine göre Türk planlamacılar 171 metrelik gökdeleni tasarlarken komşu Birleşmiş Milletler binasını geçtiğinden “emin olmak” istediler. New York’taki BM binası bugün Amerika’nın BM’ye olan görevini yerine getirmek üzere de işlemekte. Türkevi, bu binadan 5 metre daha uzun.

Binanın tasarımı New York merkezli mimarlık firması Perkins Eastman tarafından Türk Dizayn Grup işbirliği ile yapıldı. Binanın en üstü “lale” şeklinde tasarlandı, bu tasarım Kuzey Amerika basınında “Osmanlı’nın en belirgin çiçeği” olarak yer edindi.

NA haber ajansı, ‘’lale’’ kelimesinin Osmanlıca okunuşunun “Allah” olduğuna dikkat çekerek binayı Türkiye’nin yanı sıra dini bir sembol olarak da değerlendiriyor. Haberler, laleden bahsederken Osmanlı’nın Padişah Üçüncü Ahmet dönemine dikkat çekerek “Lale Devri” atfında bulunuyor.

Türkevi’nin bina köşeleri Türk bayrağında yer alan hilali andıracak şekilde kıvrımlı, girişi ise İpek Yolu kervansaraylarına benzetiliyor. Kervansaraylar ise Selçuklu dönemini çağırıştırıyor.

Recep Tayyip Erdoğan, açılış konuşmasında “bu yeni binanın Türkiye’nin artan gücüne işaret ettiğini” söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1977-2013 arasındaki ilk hizmet döneminin ardından binayı yenilemeye karar verdiklerinin altını çizerek, “Türk kültüründe özel bir yere sahip olan laleden esinlenerek, Selçuklu motifleri gibi geleneksel öğelerle bezenerek tasarlanan yeni mimarisiyle Türkevi’ne yeniden birleştiklerini” ifade etti.

Erdoğan’ın planlanan İngiltere, Ukrayna, Polonya, Slovenya, Finlandiya, Gürcistan ve Hırvatistan temsilcileri ile görüşmeleri de Türkevi’nde gerçekleşti.

Açılışta Erdoğan diğer liderlere yeni kitabı “Daha Adil Bir Dünya Mümkün”ün İngilizce, Arapça ve Fransızcaya çevrilen kopyalarını dağıttı.

“Daha fazla mülteci kaldıramayız”

Erdoğan’ın gezisinin bir diğer önemli noktası da tartılmasız Birleşmiş Milletler toplantısı ve yaptığı konuşmaydı.

Erdoğan’ın değindiği konu başlıklarının arasında iklim değişikliği, Kaşmir sorunu ve mülteciler de bulunuyordu.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, “iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren” Paris Antlaşması’nı Erdoğan’ın “Kasım ayına kadar imzalayacağız” açıklamasını Fransız basını “nihayet” diyerek verdi. Erdoğan’ın açıklaması geç kalınmış bir karar olarak eleştirilerek basında Türkiye’de yaşanan yangınlara dikkat çekildi.

Hindistan ve Pakistan arasındaki Keşmir sorununa tekrar dikkat çeken Erdoğan, Arap haber ajansları (Siasat) tarafından önceki yıllara kıyasla daha yumuşak bir ton kullanmakla eleştirildi. Hindistan haber ajansı Hindustan Times’a göre Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, Erdoğan’ın Keşmir sorunu açıklamasına cevaben “Kıbrıs sorununda BM kararlarına saygı duyulmalı” diyerek tweet attı.

Erdoğan, son olarak, mülteci sorununa işaret ederek “Türkiye’nin dört milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığını” hatırlatarak “Türkiye’nin daha fazla mülteci alamayacağını ve iklim krizinden doğacak bir mülteci krizinin de kapıda olduğunu” belirtti.