Çocuklarda okula uyum süreci nasıl aşılır?

Pandemi gölgesinde geçen yaklaşık 2 seneden sonra çocuklar tekrardan yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte sürece adapte olurken bazı sıkıntılar yaşadı. Özellikle ilkokul 1 ve okul öncesi eğitime başlayan çocuklarda bu uyum sürecindeki sıkıntıları daha fazla ortaya çıktı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Okula uyum süreci ile ilgili Psikolog Nurcihan Körpe çeşitli açıklamalarda bulundu. Körpe, “Öncelikle uyumu içsel dünyamızı dış dünyaya ayak uydurabilme becerisi olarak tanımlayabiliriz. Buradaki içsel dünya ile bahsetmek istediğim duygularımız, düşüncelerimiz, tutumlarımız, benlik algımız gibi süreçlerdir. Çocuklar için okula iyi başlamak daha sonraki süreçlerin devamlılığını sağlayacaktır çünkü okul sürecinde çocuğun kişiliğini kazanmaya yönelik çabaları artar.”

OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUKLAR NELER DÜŞÜNÜR?

Okula yeni başlayan çocukların neler düşündüklerini anlatan Körpe, “Bu dönemdeki çocuklarda bakım verenden ilk kez ayrı kalacağı için kaygı seviyesinin arttığını gözlemliyoruz. Erken dönem kurulan sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi sergileyen ailelerde sürecin daha kolay atlatıldığını gördük. Yeni bir çevre, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler kısacası alışık olmadığı bir yeni düzen içine girmek çocuğu korkutabilir. Bu durumda da çocukta bazı soru işaretleri oluşabilir. Örneğin ailem beni bırakırsa ne olur? okulda kaybolur muyum? burada beni sevecekler mi? bu gibi sorular normaldir. Fakat çocuk bu tarz sorularla baş edemediğinde bazı uyum problemleri görülebilir. Bunlar arasında en çok ağlama, korkma, içine kapanma davranışları vardır. Ebeveyn ve öğretmenin sağlıklı tutumuyla ilerleyen dönemde bu düşünceler ortadan kaybolacaktır.”

EBEVEYN TUTUMLARI

Anne ve babaların da zorlu bir süreç yaşayabileceklerini söyleyen Körpe, “Bu süreç çocuk için ne kadar zor olsa da bazen de anne-babalar için oldukça zorlayıcı olabilir. Çocuğun bu sürece hazır fakat anne-babaların hazır olmadığını zamanlarda vardır. Anne-babanın tutumu çocuk için yeni durumla ilgili bir ipucudur. Ailesinin kaygısını gören çocuk da kaygılanacaktır ve bunu okuldaki uyum sürecine yansıtacaktır. Bu sebepten ötürü ebeveynin çocuktan önce okula uyum sürecine kendini hazırlaması önemlidir.Erken dönemde ebeveynle kurduğu ilişki, bakım verenlerin çocuğa yaklaşımları, kurdukları sosyal ve duygusal ilişkiler daha sağlıklı, öğrenmeye açık ve mutlu olmasını sağlar. Ayrıca araştırmalar yine erken dönemde kurulan nitelikli sosyal etkileşimlerin beyin gelişimini de olumlu yönde desteklediğini gösteriyor.”

ÇOCUĞUMU OKULA UYUM SÜRECİNE NASIL HAZIRLAMALIYIM?  

Çocukların yeni insanların yanında, yeni ortamlarda kaygı duymaları normaldir ve davranışları bu süreçte değişiklik gösterebilir çünkü her yeni şey onun için belirsizdir. Belirsizlik ise kaygıya neden olur.  Sürece uyum sağlamadaki en önemli etken rutin. Yeni insanları gördükçe, okula rutin bir şekilde gittiğinde yani çocuk için bu belirsiz olan durum netlik kazandıkça uyum sağlaması da gerçekleşecektir. Yine yapılabilecekler arasında;

Çocuğu okul fikrine önceden alıştırmalı ve onu bu konuda bilgilendirmelisiniz,

Fırsat varsa çocukla beraber okula önceden gidip yeni okulunu gezebilirsiniz,

Oryantasyon döneminde çocuğu okula göndermekte fayda var. Bu sayede okula, arkadaşlarına ve öğretmenine daha kolay alışacaktır. Bu noktada pandemi döneminde eve kapanan çocuklar okulların açılmasıyla birlikte evde kaldıkları sürecin acısını oryantasyon sürecinde çıkardığını gözlemledik.

Çocuk bu dönemde güven isteyecektir, gerekli güveni sağlamalısınız. Okulun ilk günü bir anda bırakıp gitmek çocuğun terk edildiğini düşünmesine neden olabilir. Bunun yerine aşama aşama sürece ayak uydurmak daha sağlıklı.”

Yapılması gerekenler hakkında önerilerde bulunan Körpe,

“Ebeveyn okuldan ayrıldığında bunu çocuğa bildirmeli. 

Okul öncesi eğitim her çocuğun hakkıdır, okul öncesi eğitim alan çocuklar okul sürecine daha kolay adapte olacaktır. 

Her çocuğun bireysel özelliklerini göz önüne alarak sürece uyum sağlama değişiklik gösterebilir. Çocuğa zaman tanımalıyız.

Akademik başarı yerine duygu odaklı sorular sormalıyız. Mesela ”bugün derste parmak kaldırdın mı?” yerine “bugün okulda seni heyecanlandıran, mutlu eden bir şey oldu mu?” gibi.

Bu süreçte ebeveynlere ve özellikle öğretmenlere büyük iş düşüyor. Öğretmenlerinin güven veren yaklaşımını, sıcaklığını, sevgisini, saygısını hisseden çocuğun okula ve öğrenmeye ilgisi artacaktır.

Çocuğu bu şekilde psikolojik olarak hazırlamış olmanıza rağmen ağlama krizleri dinmiyor, okula gitmek istemiyorsa konuyla ilgili bir uzmandan yardım alınmasını öneriyorum” şeklinde konuştu.