Öğretmene “kapkara bir çarşaf giydirerek” öğrencilere İstiklal Marşı okuttular

Merzifon Şehit Ahmet Özsoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nindeki olay, Afganistan’ı ve “Burkalı” kadınları hatırlattı ve büyük tepki aldı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Amasya’nın Merzifon ilçesinde Şehit Ahmet Özsoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin müzik öğretmeni kara çarşafla İstiklal Marşını okuttu. Skandal görüntüler, hafta başında bayrak töreninde yaşandı. 413 öğrencinin eğitim gördüğü okulda, öğrenciler derse girmeden, İstiklâl Marşı okumak için sıraya girdi. Okulun çarşaflı müzik öğretmeni, öğrencilere İstiklâl Marşı’nda şeflik yaptı. Öğrenciler daha sonra dersliklerine yöneldi. Bir yurttaşın cep telefonuyla kayıt altına aldığı görüntülerde, “Kara çarşafı ile sahneye çıkan” öğretmen İstiklal Marşı’nı okuttu.

Öğrenci velilerinin büyük tepki gösterdiği olayın cereyan ettiği okulun tanıtım sayfasında “Biz Merzifon Şehit Ahmet Özsoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak; asrın ihtiyaçlarını müdrik, Doğu’yu ve Batı’yı bilen münevver, aydın desinler diye dinden taviz vermeyen, dindar desinler diye de dinden taviz vermeyen, tavizsiz fakat müsamahakâr bir gençlik yetiştirmek” hedefinin yer alması ise dikkat çekti.

CHP Merzifon İlçe Başkanı Hasan Koparan, olayın laik eğitim sistemine karşı bir hareket olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Laiklik ilkesi vazgeçilmezimizdir. Kara çarşaflı bir kadın öğretmenin öğrencilerin karşısına kara çarşafla çıkıp İstiklal Marşı okutması kabul edilir bir durum değildir. Yaşanan bu olay karşısında mülki amirleri, okul müdürünü, milli eğitim müdürü ve cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyoruz. Son derece bilinçli bu tür eylemlerin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olan cumhuriyetimizin temel ilkelerine yönelik bir yok etme, ortadan kaldırma eylemi olarak algılamaktayız.”

Öğrenildiğine göre, geçen hafta Merzifon Şehit Ahmet Özsoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Müdür Yardımcısı Ali Kaplan, Okul Müdürü Saime Baş ve Okul Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda Eğitim-Birsen Merzifon temsilcisi olduğu öğrenilen eşi Mustafa Baş tarafından darp edildi ve Kaplan Saime Baş ve Mustafa Baş çiftini şikâyet etti.

*****

“TÜRBANDAN SONRA KARA ÇARŞAF?”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Merzifon’da kara çarşaflı birinin öğrencilere İstiklal Marşını okutması, laik ve demokratik Cumhuriyete ve onun yürürlükteki anayasasına aykırı bir durumdur. Bununla birlikte giderek ana dayanağı siyasi İslam’a kayan AKP siyasetine uygun gözüküyor. AKP, başlangıçta siyasi İslam söyleminden vazgeçtiğini ve muhafazakar demokrat bir parti olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle muhakemesi sınırlı, tanı teşhisi yetersiz liberal geçinenleri de yanına çekmişti. Bu sürecin başında özgürlükçü geçinirken görece toplumda destek buldu. Türbanı, bir özgürlük olayı olarak gören sol çevreler bile destekverdi. Ancak AKP’nin özgürlük anlayışının sadece “türbana özgürlük” anlayışı olduğu görüldü. Diğer  özgürlükle  genişletilmek yerine  daha da kısıtlandı. Bürokrasi de bile kendi ya da eşi türbanlı olanlar üst düzey görevlere, liyakat durumuna bakılmadan taşındılar. Olay bununla da kalmadı Andımızı okullardan, TC ibaresini kurumların başından kaldırmaya yöneldiler. Milli bayramların kutlanmasını önemsizleştirip; dini bayramların kutlanması öne çıkarıldı. Hatta yeni kutlama günleri icat edildi. Bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusunu önemsizleştirme ve hakaret etme sıradanlaştı. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczuplar el üstünde tutuldu.   Bilim ve çağ dışı kaldığı için yok oluşa mahkum olmuş Osmanlı muhafazakarlığına övgüler düzüldü; filmler yaptırıldı. Bunlar yetmedi. Orta Doğuyu yok oluşa sürükleyen emperyalist projelere alet olundu. Bu yetmemiş gibi AKP yönetimi Müslüman kardeşler ve İhvan çizgisine sempati ile bakar oldu.  Sonuçta AKP tabanı giderek siyasi İslam’a yöneldi.  Siyasi İslam’a sempati ile bakan aşırı muhafazakar çevreler, ulusal değerlerimiz yerine Arap kültürü ve hurafelerini ikame etmeye yöneldiler. AKP, eriyen oy oranları nedeniyle muhafazakar tabanı kendi yanında tutmak için, yüzde doksan kontrollü medyanın algı yönetimi tek başına yetmez oldu. AKP kurmayları, İslamcı tabanı yanlarında tutmak için, çağdaş değer kurum ve Atatürk aydınlanmasına yönelik ne varsa, adım adım geri çevirme sürecine girişti. Türbandan sonra kara çarşafı gündeme getirmek, haşlanmış kurbağa örneğinde olduğu gibi, toplumu yavaş yavaş alıştırma hedefli bir tutum olabilir.  AKP, siyasi İslamcı çekirdeği yanında tutabilmek için, ülkenin giyim ve kuşamdan başlayan görüntüsünün bir Orta Doğu ülkesi, hatta Taliban kılıklı görüntüsünden oy devşirme hevesi ile nereye sürüklediğinin farkında mıdır? Emperyal güçler, kendi ürünleri olan  terör örgütlerini bahane ederek kutsal dinimizi hedef alırken, AKP’nin oy devşirmek için, muhafazakarlık ötesinde cahil ve yobaz kesimlerle yürümesi veya onlara durmadan taviz ve prim vermesi, tarih  önünde  partiye ve yöneticilerine büyük sorumluluk yüklemektedir. Umarım yakın zamanda kara çarşafa özgürlük diye toplumun önüne çıkmazlar. Türk toplumunun diğer Müslüman ülkelerden temel farkı, Kutsal dinini, aklın ve bilimin yol göstericiliği ile birlikte uygulamasından kaynaklanır. Bu nedenle laiklik Cumhuriyetimizin temel ilkesidir. Son gönlerde laikliğin Anayasadan çıkabileceğini savunan AKP’liler ortaya çıktı. Bu yönde düşünenler aslında tam da emperyal güçlerin nihai hedefine hizmet etmektedirler. Zira Batı emperyalizmi, güney İslam’ını nasıl kontrol altında tutacağını Toynbee’ den beri biliyor. Asıl kontrol etmekte zorlandıkları Kuzey İslam’ını ( akıl ve bilimle bütünleşik Türk islamını) dize getirmek isteyenlerin değirmenine su taşıyanların, Türk tarihinin en büyük vebalı altında kalacağı unutulmamalıdır.

******

“OKULLARA SİYASET SOKULAMAZ”

Sedat Şenermen (Kuran Araştırmacısı-Yazar)- Amasya ilimiz Haziran 1919’da İstiklal Savaşı’nın başlatılacağı Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra Türkiye’de örgütlenmeyi sağlamak üzere hareket ettiği ilk duraktır ve orada millet geleceğinin kaderini bizzat kendi iradesi ile kendisi ele almıştır. Amasya çok önemli ve tarihsel bir ilimizdir. İstiklal Savaşı’nda gazi ve Şehitler veren bir ilimizde hem de şehit adını taşıyan bir okulda İstiklal Marşı’nı okulun müzik öğretmeninin kara çarşaf giyinerek icra etmesi, doğrudan doğruya okula, camiye, kışlaya siyasetin asla girdirilmemesi gereken kurala aykırı bir davranıştır. Bazı dinci, İslamcı, siyasal İslamcı görünümlerle sembolleşmiş bir kıyafet ile Türk milletinin kaderini çizen İstiklal Savaşının sonunda hazırlanan İstiklal Marşı’nın okunması iyi niyete ne kadar dayanır? Dolayısıyla siyaseti okula karıştırmamak, bulaştırmamak hatta uzak tutmak zorunluluğu vardır. Tarihimizde okula, camiye, kışlaya, siyaset sokulduğu her dönemde toplumca, yönetimce bir takım sorunlar yaşanmıştır.

Halbuki burası imam hatip okulu. Yüce Rabbimiz Allah’ın son Allah elçisi saygıdeğer sevgili Muhammet’e indirmiş olduğu Kuran’ın ayetlerinin eğitiminin öğretiminin yapılması gereken bir okulda böylesine bir davranışla toplum içerisinde bir bölücülüğe ayrışıma neden olunmaktadır. İslam dini ve kitabımız birleşmeyi, bütünleşmeyi, barış, sevgi, adalet ile kucaklaşmayı emrediyor. İmam Hatip Okulunun toplumumuzda, ülkemizde böyle bir görevi yerine getirmesi zaten kuruluş amacıdır.

Okul içerisinde çevrede ayrışmaya bölünmeye neden olabilecek, siyaseti çağrıştıracak sembollere, davranışlara, söylemlere, bireysel olarak siyasi çağrışımlara meydan vermemek bir eğitimci olarak öncelikle öğretmenlerimizin görevidir.

Dolayısıyla onlar bu milli eğitim ordusunda devletin mevcut yasaları çerçevesinde görev yapmaya memur insanlardır. Siyaset yapmak isteyen varsa siyaset yapmalarını kimse engelleyemez. Bu olay üzerine ortaya çıkan tepkilere karşı aynı okulun müdür yardımcısı görevli memur kişilerin de aynı davranışı sergilemesi ibret vericidir. Bu kişinin sosyal medya hesabında “muktedir olamıyoruz, iktidar olsak da muktedir olamıyoruz” gibi bir ifade kullanması… Siz devleti mi ülkeyi mi yönetiyorsunuz yoksa Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir imam hatip okulunda öğretmen ve müdür yardımcısı mısınız? Siyaset yapmak herkesin hakkıdır. Kimse engel olmuyor. Okuldaki görevinizi bırakırsınız, siyasete atılırsınız. Bizim, güzide okullarımıza siyaseti asla girdirmemek gibi bir görevimiz olması gerekir. Toplumumuzun, milletimizin bu hassasiyetine saygı göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.