Kuzey Suriye’den gelen şehit haberleri… Ve cevapsız kalan soru; “Kimler saklanıyor?”

“Uçaklarla, helikopterlerle havadan “etkisiz hâle getirilen teröristlerin adlarını, kodlarını bile” hemen açıklayan Milli Savunma Bakanlığı, günlerce “Şehitler verdiğimiz Türk askerine yapılan saldırıyı yapanların kimler olduğunu” açıklamıyor, açıklayamıyor? Neden?
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde arama tarama faaliyeti sonrası intikal halinde olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarına yapılan saldırıda 2 askerin şehit olduğunu, 3 askerin yaralandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “​​​​​​​Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza da acil şifalar dileriz.”

Milli Savunma Bakanlığı, açıklamasında saldırıyı kimin ya da kimlerin yaptığıyla ilgili her hangi bir bilgiye yer verilmemesi dikkat çekti. İki günde 3 şehit verdiğimiz Suriye’nin İdlib kentinde son dönemde Türk askerine yönelik saldırılarda artış var. Türkiye ile Rusya arasında varılan anlaşmalarla ateşkes sağlanarak gerginliği azaltma bölgesi olarak tanımlanan Suriye’nin İdlib kentindeki saldırıların ardında TSK unsurlarını hedef alan “bir örgüt”ün olduğu düşünülüyor. İHA ve SİHA’ların tespit ettiği teröristleri nokta atışıyla vuran, etkisiz hale getirilen teröristleri isimlerini kotlarıyla birlikte açıklayan Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’de saldırının kim ya da kimlerin yaptığını açıklamaması, cevapsız sorularına da beraberinde getiriyor.

Saldırıyı Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları Seriyyesi adlı grubun üstlendiği bildirildi. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırıyı Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları Seriyyesi adlı grubun üstlendiğini duyurdu. Bu grup daha önce de Türk askerlerine yönelik saldırıları üstlenmişti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, saldırının yol kenarına yerleştirilen patlayıcı düzenekle gerçekleştirildiğini ve yaralı askerlerin helikopterle Türkiye’ye götürüldüğünü belirtti. Bölgedeki AFP muhabiri, saldırının İdlib kentiyle Binniş ilçesi arasındaki yolda düzenlendiğini aktardı.

Halk tepki gösterdi

Şehit Piyade Uzman Çavuş Muammer Yiğit (31) için memleketi Tokat’ın Turhal ilçesinde düzenlenen cenaze töreninde halk, AKP’li Bakan ve Milletvekilleri yuhalayarak tepki gösterdi. Twitter’da paylaşılan videoya göre; cenaze töreni sırasında AKP’li bakan ve yöneticilerin geldiği sırada yurttaşlar “katil AKP” sloganlarıyla bir anda öfkesini dile getirdi. Bunun sonucunda AKP’liler korumalar eşliğinde apar topar makam arabalarına binerek bölgeden uzaklaştılar.

Serdaroğlu soruyor…

DOĞRU Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu “İdlip saldırıları” konusunda  bir açıklama yaptı ve “İdlib’de Türk Askerlerini kimler öldürüyor?” diye sordu. Serdaroğlu dedi ki; “Rusya mı, Tahrir el-Şam mı, Hurras al-Din mi, IŞİD mi? Kim öldürüyor çocuklarımızı? Hava Savunma Desteği olmadan hangi akılla, evlatlarımızı Suriye’ye gönderdiniz? Neden hep Türk Askerleri ölüyor da, bir tane Rus Askeri teröristler tarafından öldürülmüyor? 2,5 Milyar Dolar verip, aldığınız S-400 füze sistemlerini neden kurmuyorsunuz? Kim yanıt verecek bu sorulara?”

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib, 10 yıldır devam eden bir iç savaşa sahne olan ülkede muhaliflerin son kalesi konumunda. Bölgede Türkiye ve Rusya’nın arabuluculuğunda ateşkesin sağlandığı Mart 2020’den beri çatışmalar çok büyük oranda azaldı. Ancak bazı gruplar, Şam ile varılan ateşkes anlaşmasını tanımayı reddediyor.

*******

“EYLEMLERİ KİMİN YAPTIĞININ ÖTESİNDE KİMLERİN YAPTIRDIĞI ÖNEMLİ”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Son zamanda Suriye’nin İdlib bölgesinde Türk Askerine yönelik saldırılarda maalesef üç askerimiz şehit oldu, iki askerimiz yaralandı. Bu saldırıların kim ya da kimler tarafından yapıldığıyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Açık kaynaklarda, saldırıyı El Kaide çizgisindeki Ebu Bekir Sıddık’ın Yardımcıları Seriyyesi adlı bir örgütün üslendiği bilgisi yer aldı. Bu bilgi, resmi makamlarımız tarafından doğrulanmadı ama tekzip de edilmedi. Devletimizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelişmiş teknik ve yerel istihbarat olanak ve yeteneğine rağmen bu saldırıyı gerçekleştiren örgüt ile ilgili bilgilerin paylaşılmaması “istihbarat zafiyeti” ya da “bir şeylerin gizlendiği” algısı yarattı. PKK’ya yönelik operasyonlarda en küçük ayrıntı bile paylaşılırken, bu saldırıda ayrıntılı bilgi verilmemesi bu algıyı güçlendirdi.

Terör örgütlerinin silahlı eylemleri bir propaganda yöntemidir. Örgütün amacı bu tür eylemlerle adını duyurmak, tanınır hale gelmektir. Bazı durumlarda, özellikle böyle zayiat verdiren ve ses getiren bir eylemden sonra resmi makamlarca bütün ayrıntının kamuoyuyla paylaşılması örgütün propagandasına hizmet edecektir. Terörle mücadelenin askerler açısından en sıkıntılı yönlerinden birisi budur. Ayrıntılı bilgi terör örgütünün propagandasına fırsat vermekte, yetersiz bilgi de zafiyet algısı yaratmaktadır. Bu durumda dengeyi kurup korumak yetkili makamların görevidir. Terörle mücadele şova dönüştürüldüğünde ve siyasi propaganda malzemesi yapıldığında böyle tereddütlerin ve sakıncalı durumların oluşması kaçınılmazdır.

Bence bu eylemleri kimin yaptığının ötesinde kimlerin yaptırdığına, Suriye’deki koşulların değişip değişmediğine, zamanla gelişmesi muhtemel durumun Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine bakmak gerekmektedir.

Türk Askeri’nin İdlib’deki varlığı bölgedeki muhalifler için bir tür güvencedir. İdlib’e sıkışmış bütün muhalif gruplar Türkiye sayesinde Rusya ve Suriye rejim güçlerinin kapsamlı operasyonlarından kısmen de olsa korunmaktadır. Bu durum ABD’nin isteği doğrultusunda sürdürülmektedir. Buna rağmen bir yıldan fazla süredir, adı duyulmamış küçük gruplar; İdlib’de Türk askerine karşı eylemler gerçekleştirmektedir. Açık kaynaklarda, değişik radikal İslamcı grupların Mart 2020’den bu yana toplam 36 eylem gerçekleştirdiği bilgisi yer almaktadır. Bunlar gerekçelerini “Hıristiyan devletlerle iş birliği yapan Türkiye’nin bölgeden çıkarılması” olarak izah etmektedirler. Bu olaylar gelişirken Rusya da en yüksek seviyeden,“yabancı ülke askerlerinin Suriye’yi terk etmesi gerektiğini” söylemektedir.

Öyle anlaşılıyor ki; Türk Askerinin Suriye’den çıkarılması için bir cephe oluşturulmuştur. Ülkemiz bir taraftan diplomatik yolla ikna edilmeye çalışılırken diğer taraftan bu güdümlü örgütler kullanılarak baskı altına alınmak istendiği görüntüsü vardır.

Türk Askerinin bu terörist gruplarla ilgili her türlü istihbarat bilgisine sahip olduğundan ve bunlarla başa çıkacak güç ve kararlılıkta olduğundan kuşku duyulmamalıdır. Önemli olan bu örgütlerin iplerinin kimlerin elinde olduğu ve Suriye ile ilgili konularda başka nelerin gizli tutulduğudur. Örneğin; Türk ve Şam istihbaratının üçüncü bir ülkede görüşmeler yaptıkları haberi doğru mudur? Görüşülüyorsa bu görüşmelerden amaçlanan nedir? Bu süreçte Milli Savunma Bakanı ve komutanların Suriye sınırında yaptıkları inceleme ve aynı günlerde askerlerimize yapılan bu saldırılar karşılıklı mesaj niteliğinde olabilir mi? Türk Askeri’nin Suriye’den çekilmesi söz konusu mudur? Çekilirsek ABD’nin peşine takılıp girdiğimiz Suriye’de ne fayda sağlanmış olacaktır? ABD’nin desteğiyle Fırat’ın doğusuna yerleşen PKK türevleri ile ilgili neler yapılacaktır? Ülkemizi istila eden Suriyeli sığınmacılar; bir tarafta muhaliflerin, bir tarafta rejim güçlerinin olduğu bu kaosun içine gönderilebilecek midir, nasıl gönderilecektir? Özetle; bundan 10 yıl önce, ABD’nin ipiyle kuyuya inilmemesi, Suriye Yönetimi ve diğer bölge ülkeleriyle sağlam ilişkiler geliştirilerek bölgeyi güven ve istikrar içinde tutmak gerektiği konusundaki bütün uyarılara rağmen neden bu maceraya girilmiştir, ne elde edilmiştir?

Bence bedeli ne olursa olsun; siyasi kaygılar, gereksiz gurur ve kibir bir tarafa bırakılmalı, zararın neresinden dönülürse kardır diyerek bölgede huzur, güven ve istikrar sağlayacak adımlar atılmalı, siyasi ve ideolojik görüşü ne olursa olsun herkes bu adımları desteklemelidir.