Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Üzümün, üzümcünün bahtı kara mı yazılmış?

Dostlarımız ve bizi tanıyanlar bilirler; tarıma, tarımsal üretime ve üretici sorunlarına karşı özel bir ilgimiz ve duyarlılığımız vardır… Çocukluğumuz ve ilk gençlik yıllarımız, bağlar içinde/üreticiler arasında geçmiştir. Hâlâ bir ayağımız topraktadır. Hani değerli ozanımız Hasan Hüseyin Korkmazgil’in o çok anlamlı dizelerinde söylediği gibi: “Yaprak döker bir yanımız / bir yanımız bahar bahçe…”

Yaşamımızın hemen her döneminde, toprak insanlarının derdini derdimiz belledik. Onların sorunlarının çözümü için çaba gösterdik. Bundan tam 34 yıl önce yayımlanan ilk kitabımız da toprak insanları ve onların sorunları üzerineydi (Toprak İnsanları / Mehmet Şakir / Dönemeç Yayınları / 1987). Kısacası; geçmişimizde, bugünümüzde hep üretenler, yaratanlar ve emekçiler oldu; tıpkı geleceğimizde de her daim olacağı gibi…

Üzümde zorlu yıl

Bütün bunları anımsayıp ve anımsatıp, yeniden yazmamızın nedeni; üzüm üreticisi için neredeyse kâbusa dönen zorlu ürün yılı ve hasat dönemi oldu… Tarımsal girdilerde yaşanan onca maliyet artışına karşın, üzüm fiyatları geçtiğimiz yılın da altında kaldı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile Tariş alımlarda ağırdan davrandı ve sonuçta üretici piyasanın insafına bırakıldı.

TMO’nun gecikmeli olarak ilan ettiği müdahale fiyatı da tam anlamıyla üreticiye darbe oldu. Geçtiğimiz yılın alım fiyatı olan 12,5 TL’ye yalnızca 50 kuruş -dikkatinizi çekeriz kuruş- artış yapılarak, 9 numara üzüm 13 TL olarak açıklandı. Bu yüzde 4’lük gülünç artış, ne enflasyon hesabıyla ne de maliyet hesabıyla açıklanabilir.

Destek yerine köstek!

Aslında üzümdeki yanlışlıklar hasat dönemine girilirken başladı. Bilindiği gibi, TMO eliyle yapılan ürün alımına ‘müdahale alımı’, ilan edilen fiyata da ‘müdahale fiyatı’ deniliyor. Bu alımlar ve alım fiyatı belirlenmesi işlemi, sözde üreticiyi korumak amacıyla yapılıyor. Üretici bu yıl müdahale alımlarını ve fiyatını beklerken, müdahale tam tersi yönden geldi.

Tam da hasat dönemi başlarken, 3 Ağustos’ta; TMO, geçen yıl 12, 5 TL’den aldığı 2020 ürünü 28 bin ton üzümü, zararına 11,5 TL’den ihracatçıya sattı. Bu durum, yeni ürünün fiyat oluşumunu ve piyasasını olumsuz etkiledi. Böylece acil ihtiyacını karşılayan ihracatçı ve tüccar, fiyatları aşağıya çekti. Buna bir de yeni ürünün alım fiyatının açıklanmasının gecikmesi ile TMO ve Tariş’in alımlarının gecikmeleri de eklenince; üretici tümden piyasanın insafına kaldı!..

Üreticiyle adeta alay edildi!

TMO’nun piyasaya tersten müdahalesi, temelde bir ihracat ürünü olan üzümün ihracat fiyatlarını da olumsuz etkiledi. Çekirdeksiz kuru üzümün ihracat fiyatı 1.900 dolardan 1.600 dolarlı rakamlara geriledi. Olan üreticiye ve ulusal zenginliğimiz olan üzümümüze/ üzümcülüğümüze oldu!.. Bu yıl, iklim değişikliğinden darbe alan ve üretim rekoltesi düşen üreticiye, hatalı politikalarla ve uygulamalarla bir darbe daha vuruldu.

Her yıl üzüm hasadının başladığı ağustos ayı içinde üzüm müdahale alım fiyatı açıklanırdı. Bu sezon açıklama eylül ayına sarktı. Bu arada üretici üzümünü elinden çıkarmak zorunda kaldı. Günlerdir üzüm alım fiyatının iktidar partisi yetkililerince veya tarım bakanınca açıklanması bekleniyordu. Sonuçta, yetkililerin açıklayamadığı 13 liralık müdahale fiyatı, bakanlık internet sitesinden sessizce duyuruldu. Olan üreticinin bir yıllık emeğine ve alınterine oldu!.. Bu fiyatla, üreticiyle adeta alay edildi!. Alaşehir Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan üreticiler, üzüm fiyatını ve iktidarı protesto ettiler!..

Üzüm çuvallarına karalar bağlandı!

Öyle görünüyor ki, üzüme ve üzümcüye reva görülen uygulamanın siyasal yansımaları ve tartışmaları uzun süre gündemde olacak. Egeli üzümcü, 2021’in hasat döneminde, kendisine ve 12 aylık emeğine, alınterine yapılanları hiç ama hiç unutmayacak. Başta CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel olmak üzere yörenin CHP’li milletvekilleri; bu hasat döneminde piyasada işlem gören çekirdeksiz kuru üzüme kilo başına 2 TL’den az olmamak üzere prim verilerek, üreticinin mağduriyetinin bir ölçüde giderilmesini öneriyor ve talep ediyorlar.

Hasat edilen 2021 ürünü üzümün çuvallarına adeta ‘karalar bağlayan’ üzümcüye, biz de bir özdeyişi anımsatalım; ‘kararan gün kararıp kalmaz’. Bütün hayatı üzüm bağları içinde geçen rahmetli annemizin,her hasat dönemi sonunda yinelediği deyişiyle; ‘üreticinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek sene çıkmış; üreticinin gelecek seneleri tükenmez!..’