Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Türbandan Sonra Kara Çarşaf?”

Merzifon’da kara çarşaflı birinin öğrencilere İstiklal Marşını okutması, laik ve demokratik Cumhuriyete ve onun yürürlükteki anayasasına aykırı bir durumdur. Bununla birlikte giderek ana dayanağı siyasi İslam’a kayan AKP siyasetine uygun gözüküyor. AKP, başlangıçta siyasi İslam söyleminden vazgeçtiğini ve muhafazakar demokrat bir parti olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle muhakemesi sınırlı, tanı teşhisi yetersiz liberal geçinenleri de yanına çekmişti. Bu sürecin başında özgürlükçü geçinirken görece toplumda destek buldu. Türbanı, bir özgürlük olayı olarak gören sol çevreler bile destekverdi. Ancak AKP’nin özgürlük anlayışının sadece “türbana özgürlük” anlayışı olduğu görüldü. Diğer  özgürlükle  genişletilmek yerine  daha da kısıtlandı. Bürokrasi de bile kendi ya da eşi türbanlı olanlar üst düzey görevlere, liyakat durumuna bakılmadan taşındılar.

Olay bununla da kalmadı Andımızı okullardan, TC ibaresini kurumların başından kaldırmaya yöneldiler. Milli bayramların kutlanmasını önemsizleştirip; dini bayramların kutlanması öne çıkarıldı. Hatta yeni kutlama günleri icat edildi. Bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusunu önemsizleştirme ve hakaret etme sıradanlaştı. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczuplar el üstünde tutuldu.   Bilim ve çağ dışı kaldığı için yok oluşa mahkum olmuş Osmanlı muhafazakarlığına övgüler düzüldü; filmler yaptırıldı. Bunlar yetmedi. Orta Doğuyu yok oluşa sürükleyen emperyalist projelere alet olundu. Bu yetmemiş gibi AKP yönetimi Müslüman kardeşler ve İhvan çizgisine sempati ile bakar oldu.  Sonuçta AKP tabanı giderek siyasi İslam’a yöneldi.  Siyasi İslam’a sempati ile bakan aşırı muhafazakar çevreler, ulusal değerlerimiz yerine Arap kültürü ve hurafelerini ikame etmeye yöneldiler.

AKP, eriyen oy oranları nedeniyle muhafazakar tabanı kendi yanında tutmak için, yüzde doksan kontrollü medyanın algı yönetimi tek başına yetmez oldu. AKP kurmayları, İslamcı tabanı yanlarında tutmak için, çağdaş değer kurum ve Atatürk aydınlanmasına yönelik ne varsa, adım adım geri çevirme sürecine girişti. Türbandan sonra kara çarşafı gündeme getirmek, haşlanmış kurbağa örneğinde olduğu gibi, toplumu yavaş yavaş alıştırma hedefli bir tutum olabilir.  AKP, siyasi İslamcı çekirdeği yanında tutabilmek için, ülkenin giyim ve kuşamdan başlayan görüntüsünün bir Orta Doğu ülkesi, hatta Taliban kılıklı görüntüsünden oy devşirme hevesi ile nereye sürüklediğinin farkında mıdır? Emperyal güçler, kendi ürünleri olan  terör örgütlerini bahane ederek kutsal dinimizi hedef alırken, AKP’nin oy devşirmek için, muhafazakarlık ötesinde cahil ve yobaz kesimlerle yürümesi veya onlara durmadan taviz ve prim vermesi, tarih  önünde  partiye ve yöneticilerine büyük sorumluluk yüklemektedir.

Umarım yakın zamanda kara çarşafa özgürlük diye toplumun önüne çıkmazlar. Türk toplumunun diğer Müslüman ülkelerden temel farkı, Kutsal dinini, aklın ve bilimin yol göstericiliği ile birlikte uygulamasından kaynaklanır. Bu nedenle laiklik Cumhuriyetimizin temel ilkesidir. Son gönlerde laikliğin Anayasadan çıkabileceğini savunan AKP’liler ortaya çıktı. Bu yönde düşünenler aslında tam da emperyal güçlerin nihai hedefine hizmet etmektedirler. Zira Batı emperyalizmi, güney İslam’ını nasıl kontrol altında tutacağını Toynbee’ den beri biliyor. Asıl kontrol etmekte zorlandıkları Kuzey İslam’ını ( akıl ve bilimle bütünleşik Türk islamını) dize getirmek isteyenlerin değirmenine su taşıyanların, Türk tarihinin en büyük vebalı altında kalacağı unutulmamalıdır.