Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Derin dondurucunun fişini de çektik ya!

Emekliler ile ilgili intibak ve emekli ikramiyelerinin asgari ücrete denklenmesi konuları AKP oylarıyla daima reddedilmeye devam bilindiği üzere…

TBMM gündemine bir konu… CHP’li Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, “Aşılamada öncelikli grupta yer alan yaşlılar için kamuya ait tesislerde düşük ücretle tatil yapmalarına olanak sağlanması ve de özel sektöre ait turizm işletmelerinde, turizm sektörünün hareketlenmesi amacıyla emeklilerin tatil yapmalarının teşvik edilmesi konusunda bir çalışma yapılması düşünülmekte midir?” diye soruyor…

İlgili Bakan Derya Yanık, “Yaşlı hizmetlerimizin yürütülmesi, özellikle de yaşam kalitesinin geliştirilmesi ve yaşlı refahının sağlanması konularında ilgili taraflarla birlikte sivil toplum kuruluşlarımız, üniversitelerimiz, yerel yönetimlerimiz ve diğer paydaşlarımızla birlikte çalışmalarımız devam etmektedir” yanıtı ile karşılık veriyor Gürer’e… Çok şükür, bin şükür ki eksiğimiz olan buydu emekliler olarak… Düşünülmesi bile büyük mutluluk, nasıl da umut verici, derde deva bir gelişme!

Bir emekli olarak bu gelişmeye ben de çok çok mutlu olanlardanım! İntibak olmasa da olur, ikramiye 1000 lira olarak devam etsin ne olacak ki? Asgari ücretin altında maaşı olan emekliler de oluversin… Bakan ücretsiz tatil yaptırmayı “düşünüyor” neyine yetmiyor bu haber emeklinin!

Şimdi Bakan biz emeklileri tatil konusunda umutlandırmayı sürdürürken, benim güne nasıl başladığım bugünün Türkiye’sinin ekonomik koşullarını ve de emeklilerinin ne kadar refah içerisinde olduğunu çok net ortaya koyuyor…
Büyüyoruz, uçuyoruz, kendi gazımız derken memleketin emeklisi olarak bu sabahtan itibaren, başka yolu kalmadığı için annemden kalma derin dondurucunun fişini de çektim nihayet!

Çok direndim ama çekmesem o benim fişimi çekmeye doğru gidiyordu… Derin dondurucunun fişini çekmeden önce de mutfakta kullandığım su ısıtıcısını gözümün önünden, elimin ulaşabileceği her nere varsa oradan kaldırmıştım… Ardından manuel olan, yani ocak üstünde ısıtılarak kullanılan tost yapma aletini ortaya çıkartıp kullanmaya başladım… “Elektrikli tost makinesinden oldukça uzak bir yaşam, en iyi yaşam” diyerek. Dahası kombiyi duştan duşa açmaya başladım bütün yaz… Bunları keyfimden yapmadım elbette, elektrik faturalarımı azaltmanın her ne yolu varsa uygulamaktı maksadım… Bu arada hepi topu 4 kişilik bir ev içinde yaşanan ve bu zorunlu kapatmaları yapmaya çalışılan… Ben tam bir papağan modundayım evin içinde… Aynı replikleri yapıyorum ha bire hane halkına… “Muslukları iyice sıkın, yemeklere az yağ koyun, ışıkları kapatmayı unutmayın…” Ben kendimden sıkıldım bunları söylediğim için…

Söz de ekonomik ve de sağlıklı olsun diye domatesi, biberi, fasulyeyi şöyle Eylül başı itibariyle poşetleyip derin dondurucuya koyuyorduk… Hani biraz da geleneksel hale gelmiş işlerdi bunlar ama büyüyen, gelişen memleketin geldiği noktada sadece fişi çekme seçeneği bırakıldı…

Bakalım daha nelerin fişini çekmeye doğru ilerleyeceğiz!