‘Tercih edilmeyen bölümler ve işsiz milyonlar’

Geçtiğimiz ay sonunda açıklanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonuçlarına göre tercih edilmeyen ve kontenjanları dolmayan bölümlere ilişkin TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 16 Eylül 2021 tarihinde basın açıklaması yaptı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

31 Ağustos 2021 tarihinde Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları ÖSYM tarafından kamuoyuyla paylaşılmıştır. YKS’nin en net sonucu AKP’nin eğitimin diğer alanlarında olduğu gibi Yüksek Öğretim alanında da iflas ve yıkım yarattığıdır. Açıklanan sonuçlara göre birçok mühendislik, mimarlık ve şehir ve bölge planlama bölümü kontenjanlarının çok altında öğrenci sayısına ulaşırken; birçok bölüm ise hiç tercih edilmemiştir. Bu açık şekilde plansız ve programsız yürütülen yüksek öğretim politikalarının sonucudur.

‘Her ile bir üniversite’

“Her İle Bir Üniversite” gibi ucuz, müsrif bir popülizmle kurulan üniversitelerin birçoğu bugün yetersiz eğitim ve öğretim koşulları sebebiyle haklı olarak öğrenciler tarafından tercih edilmemişlerdir. İnşaata dayalı ekonomik gelişme paradigmasını temel alan AKP tarafından kurulan üniversiteler de sürdürülebilirliği olmayan ekonomik gelişme senaryosunu destekleyecek birer alan olarak görülmüşlerdir. Bu yolla üniversiteler, ilçelere kadar dağıtılan bölümleri ile öğrenciler üzerinden, kentlerin ekonomisini ayakta tutmakla görevli ticarethaneler olarak kurgulanmıştır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi; Ülkemizin bir türlü kurtulamadığı ekonomik krizin altında yatan sorunların başında, eğitimde yaşanan sorunların teknoloji ve sanayi alanlarındaki yansımaları yer almaktadır. Dünya bilim ve teknoloji alanında çok hızlı bir gelişim ve değişim süreci yaşamaktadır. Üretilen bilginin her 2-3 yılda ikiye katlandığı belirtilmektedir. Bilime ve teknolojiye hakim olan güçler dünyayı da egemenlikleri altına almaktadırlar. Bu nedenle gelişmiş ülkeler bütçelerinden eğitim alt yapısına ayırdıkları payı gün geçtikçe artırmaktadırlar. Ülkemizde ise 2018 yılı verilerine göre ülkemizde AR-GE harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içerisindeki payı yüzde 1,03 iken OECD üyesi ülkelerin ortalaması yüzde 2,4’tür.

Plansızlığa dayalı bir popülizm var

Ülkemizde ise, Yüksek Öğretime yaklaşım plansızlığa dayalı bir popülizm ve AKP’nin kendi yandaş kadroları için istihdam alanı olmasının ötesine geçmemektedir. Cemaat ve tarikatların yükseköğretim sistemindeki kadrolaşması, çalınan-servis edilen sorular, yandaşlar için özel tahsis edilen kadrolar gibi nedenlerle akademik kadroların niteliği düşmüştür. ODTÜ bünyesinde oluşturulan URAP’ın dünya çapında mühendislik eğitimi veren üniversitelerin akademik performanslarına göre yaptığı sıralamada ilk 300 içinde hiçbir üniversitemiz yer almamaktadır. İlk 500 içinde sadece 2, ilk 1000 içerisinde ise sadece 16 Üniversitemiz bulunmaktadır. 2 vakıf üniversitesi dışında bu üniversitelerin tamamı da 1990 yılı öncesinde kurulan üniversitelerdir.

Öte yandan, son 18 yılda ülkemizdeki üniversite sayısı iki kattan fazla artırılmıştır. Mimarlık, Mühendislik ve Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinde öğrenim gören öğrenci sayısında da benzer artışlar söz konusudur. Ancak eğitime ayrılan ödenekler, öğretim görevlisi sayısı ve üniversite koşulları gibi göstergelerde eşdeğer bir artış olmadığı gibi, Fethullahçı Çete bahane edilerek çıkartılan KHK’ler üzerinden, yetişmiş binlerce ilerici, aydın, demokrat kadro yok edilmiştir.

Bu dönemde özelleştirmeler yoluyla eğitimin kamusal niteliği ortadan kaldırılıp ticarileştirilmiştir. Devlet tarafından desteklenen özel üniversiteler nedeniyle yükseköğretim ticari bir faaliyet alanına dönüşmüştür. Bugün artık ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının %40’ı özel üniversitelerden oluşmaktadır. Eğitimin kamusal niteliğinin aşındırılması farklı gelir grupları arasındaki fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığı gibi, cemaat ve tarikatların eğitim ve sosyal hizmetler alanındaki etkinliklerinin artmasına neden olmuştur.

Yüksek Öğretim politikaları iflas etmiştir

Özünde plansız ve politikasız biçimde sürdürülen Yüksek Öğretim politikaları günümüzde açık şekilde iflas etmiştir. Ekonomik krizin geniş halk kesimlerini sürekli yoksulluğa ittiği ülkemizde, yoksul halk çocukları bugün çoğunda yeterli akademik kadro ve olanakların bile bulunmadığı, istihdam edilen çoğu akademik kadronun ise liyakate dayalı bir biçimde gelmediği üniversitelerde okumak istememektedirler. Ülkemizin gelişimi için oldukça önemli olan Şehir ve Bölge Planlama, Mimarlık, Mühendislik bölümleri artık ülkemizin geniş işsizler ordusuna eleman sağlayan alanlar olarak görülmektedir. “İmar Barışı” adı altında bilimi, tekniği yok eden AKP döneminde artık mühendis, mimar ve şehir plancısı sıfatlarının ağırlığı, saygınlığı ortadan kaldırılmıştır. Oysaki ülkemizin gelişmiş bir ekonomiye, sağlıklı kentlere, nitelikli insan gücüne sahip olabilmesi için bu mesleklerin saygınlığının arttırılması ve eğitim düzeylerinin yükseltilmesi oldukça önemlidir.

Bu sebeple çok sayıda niteliksiz mühendis, mimar ve şehir plancısı yetiştirecek, çok sayıda donanımsız üniversite ve bölüm açmak yerine, ülke ihtiyaçlarını gözeten yeterli eğitim kadrosu ve kütüphane, derslik, laboratuvar, yurt vb. alt yapısı tamamlanmış kuruluşlar oluşturmak gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda da ülke ekonomisini ve sosyal yaşamını ayakta tutacak, bu alanların kalitesini artıracak nitelikli insanları yetiştirmek için yüksek öğretime ilişkin politika ve planların baştan aşağıya değişmesi gerekmektedir.