‘Occupy hareketi’ yeni bir jenerasyon ortaya çıkardı

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sosyal medyanın gücüyle büyüyen geleneksel aktivizmin en öneli örneklerinden biri olan Wall Street’i İşgal Et eylemleri ABD’de 17 Eylül 2011 de başlamıştı. Aradan tam 10 yıl geçti. Bir jenerasyon için dönüm noktası olan hareket, kapitalizme karşı olan öfkenin meydanlara yansımasıydı.

Rebecca Nathanson yaşanan dönemle ilgili şunları aktardı:

“New York’taki Union Meydanı’nda bir kalabalığın içinde duruyordum daha sonra başka bir yürüyüşe katılmak için polisi geride bırakarak koşmaya başladık. Tarih 17 Kasım 2011’di ve Wall Street’i İşgal Et eylemleri ikinci ayındaydı. New York polisi eylemcilerin kaldığı Zucotti parkına üç gün önce baskın düzenlese de barışçıl bir protestoyu parçalamak için sıkılan biber gazları Occupy eylemlerinin enerjisini yok etmeye yetmedi. Tüm bunlar 10 yıl önceydi.

Occupy Wall Street, 11 Eylül sonrası George W. Bush yönetimi altında büyüyen ve tüm umutlarını 2009’da başkanlık koltuğuna oturan Barack Obama’ya bağlayan bir neslin neredeyse tamamını politize etti. 2008 ekonomik krizinden sonra Obama’nın “umut ve değişim” mesajları gerçekliğe bürünmeyince hayal kırıkları yaşandı ve bu nesil ABD’nin siyasi ve ekonomik kurumlarını sorgulamaya başladı.

Kanadalı dergi Adbusters, o yaz “Wall Street’i İşgal Et” çağrısı yayımladı ve Occupy eylemlerini başlatan bu çağrının sahipleriyle görüşerek röportaj yaptım. Adbusters’ın genel yayın yönetmeni Kalle Lasn, 1968 kuşağından olduğunu belirterek “50 yıl sonra başka bir küresel dönüşümü gerçekleştirmek için bir fırsatın ortaya çıktığını” ifade etti. Occupy eylemlerinin 2011’deki yükselişi, sınıf bilincini ana akım Amerikan siyasetinde yeniden görünür hale getirdi. Yazar Noam Chomsky, Occupy’ı sivil haklar ve savaş karşıtı hareketlerle karşılaştırarak diğerlerinden farklı olduğunu dile getirdi, “Bu, birçok insanın hayatının nasıl olabileceğine dair düşüncelerini değiştiren bir deneyimdi” dedi.”