Ege’nin su havzaları sinyal veriyor

İzmir, Manisa, Balıkesir, Aydın ve Uşak susuzluk tehdidiyle karşı karşıya kalabilir
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

10 yıl içerisinde su kaynaklarının yüzde 50’si kaybolacak.

Doluluk oranı düşen barajlar, susuz kalan tarlalar, peşi sıra yok olup giden su kaynakları, kirlenen ya da kuruyan derelerimiz, en büyük yaşamsal ihtiyacımız olan suyun önemini bizlere her fırsatta hatırlatıyor.

Meteoroloji tarafından yayınlanan son yağış ve sıcaklık raporlarına göre, hem son 50 yılın en sıcak yaz mevsimini yaşandı. Ege bölgesindeki mevsimsel yağışlar yüzde 80 oranında düştü. Uzmanlar, yaşanan su krizinin giderek derinleşeceğine dair uyarılarda bulunarak önlem alınması gerektiğini söyledi.

5 şehirde risk büyüyor

Ege Bölgesi’nin büyük bölümünün susuzluk tehdidi ile karşı karşıya olduğunu açıklayan Ekolojik Denge Derneği Başkanı Tolga Çalışkanelli, “Küresel ısınma suyun devamlılığı, kalitesi ve miktarını etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlasının su sıkıntısı çekeceği öngörülüyor. Su kıtlığı ile ilgili tehlike çanları çalıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun 2030 yılında 100 milyona ulaşması ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının da 1120 metreküp olması beklenmektedir. Araştırmalar ve öngörülere göre 10 yıl içerisinde kaynaklarımızın büyük bir kısmını kaybedeceğiz. 2050 yılında yaşanması öngörülen su kıtlığını da düşünürsek, dünya kaynakları tüketilen suyu karşılamıyor demektir. Su Kaynakları Yönetimi ve Güvenliği Özel İhtisas Komisyonu Raporu’na göre Ege Bölgesi’nde yer alan Gediz ve Büyük Menderes havzalarında bu yüzyılın sonunda yüzey sularının yüzde 50’sinin kaybolacağı, tarımda, yerleşimlerde ve sanayide aşırı su sıkıntısı yaşanacağı tahmin ediliyor. İzmir başta olmak üzere, Manisa, Aydın, Balıkesir ve Uşak illerini ekolojik, ekonomik ve sosyal alanlarda ciddi sorunlar bekliyor. Küresel ısınma ve su kıtlığı, biyoçeşitlilik, gıda, sağlık, enerji güvenliğini ciddi anlamda tehdit edecektir. Kullanılabilir tatlı su kaynakları için öncelikle mevcudu korumak, olumsuz etkileneni kurtarmak, sürdürülebilirliği sağlamak gerekmektedir. En önemli sorunlarımızdan biri tatlı su kaynaklarının sanayi ve tarımsal kirlilikle yok olmaya yüz tutmasıdır. Kirlilikle mücadelede daha sert önlemler alınması gerekmektedir. Daha fazla betonlaşmak yerine, kişisel yaşam alanlarımızı minimize tutmak ekolojik dengenin sürdürülebilirliğine ciddi katkı sağlayacaktır” dedi.